Cehennem olmasaydı… Bir düşünün… Cehennem yok! Cennet var ama. Tebliğ için görevlendirilen peygamber ümmetine şöyle seslense; -Ey inananlar; namazı kılın, orucu tutun, zekatı verin, kurbanı kesin ki yaratıcı size acısın
Cehennem olmasaydı… Bir düşünün… Cehennem yok! Cennet var ama. Tebliğ için görevlendirilen peygamber ümmetine şöyle seslense; -Ey inananlar; namazı kılın, orucu tutun, zekatı verin, kurbanı kesin ki yaratıcı size acısın
İzin verseydin eğer, ruhum kanatlanır avuçlarına konardı. Kim bilir, cehennem ateşinden farksız avuçların bir gecenin sabahında saçlarımı okşardı. Belki bu dünyanın tüm sabahları bize doğardı! Bakma öyle, ben bilmem, efsaneler
“YALNIZLIK Yalnız kaldınız sanırsınız, Biliyorum. Yalnız bırakılmışsınız, Biliyorum. Ötesi yok.” Aslında var Özdemir Asaf’ın da dediği gibi: “Ötesi var; Yalnızlık Müziğin bile seni dinlemesidir. Yalnızlık İnsanın kendine mektup yazması Ve
Defalarca yazdım, gece sabaha karşı dörttü, belki beş. Ne önemi vardı vaktin, vakitsiz ayrılıklar sarmışken tenimi. Uzun uzun yazdım, o kadar uzundu ki açtığım her kalemin ucu gibi ben de
Bizleri şu anda yaşadığımız halet-i ruhiyeye sessizce sokan kavramlardır. “Din, Halk, Bilgeler, Yöneticiler..“ Çok tedirginim! Kendim için değil çocuklarım için bu tedirginliğim. Oğlumun hayatımızda ki bu kadar kötülüğün farkında olup
Hikâyesini bilmesek de “Hercai” şiirlerde, şarkılarda kulağımıza çalınır. Üstat Safi git şiirinde der ki “Hercai arılara meyhanedir çiçekler, kim bilir şerefinden kaç kadeh içecekler.Madem aşk tablosunun takdirinden acizsin, git de
Müşteriniz sizi terk ediyorsa ne yaparsınız? Bir işletme sahibisiniz ve her geçen gün müşterilerinizin sizi terk ettiğini ve işletmenizin belirli bir süre sonra bırakın alış veriş yapmaya gelenleri, ziyaret edenleri
Akşam haberlerini seyrederken hiç bir dizide almadığım keyfi alıyorum artık. Yalan, dolan, entrika, sahtekarlık… İnsan başka ne ister ki? Birde buna acayip inanan büyük bir kitle… Erol taş’ın kötü karekteri
Kaldığım yerde değil, kandığım yerdeyim şimdi; o çöp kokan ara sokakta. Ama aynı değil hiçbir şey, aylardan Ağustos değil mesela, saçlarım kısa değil, omuzlarım da. Elimde bir sigara, önümde sen,
Kaç kere öldüğümü, kaç kere öldürdüğünü saymadım. Bir silah tutuşturdum eline, her yeni güne bir kurşun daha diyerek başladım. Deliliğim de tam burdan gülümsüyordu, bin kere ölsem, bin kere patlasa
“-Niye seviyorsun beni?” Düşünürdüm evvelleri, her şeyin nedenini, eğrisini, doğrusunu. Yaradanı olan her şeyin bir nedeni vardır derdim, öylesine gelmiş olamazdık bu dünyaya; bir amacımız vardı, olmalıydı. Bir gün, bir
Hayır hayır toz pembe bir tablo çizmeye çalışmıyorum. İş kazaları ile çok yakından ilgilenen biri olarak istatistiksel olarak kullandığım hesaplamalar ışığında bunu söyleyebiliyoruz. 2018 yılında iş kazalarından hayatını kaybedenlerin toplam
Empati… Şükür sebebi… Aslında tam anlamıyla bir hayat tecrübesi… Belki biraz da ön yargıları kırma imkanı…Fazlasıyla sıradışı, kelimelerle anlatılamayacak kadar değişik bir deneyim … KARANLIKTA DİYALOG… Burada sizi neler mi
“Hangi kova, bardak önce dolar” isimli bir kitap yazmayı düşünüyorum. İnsan Hayatı ‘ndan fazla pirim yapıyor çünkü. İkinci kitabım yakında piyasaya çıkacak ama fikrim o kadar çok değiştiki pişmanım şuan.
Yıllar önce çocuklar, anaokulunda hatta ilkokul birinci ve ikinci sınıfta zamanlarının çoğunu oyun oynayarak geçiriyordu. Blokları diziyorlar, resimler çiziyorlar ya da kafalarında veya sınıf arkadaşlarıyla hayali dünyalar yaratıyorlardı. Ancak giderek
Gülmek, en insani davranışlarımızdan biridir. Sebebi ne olursa olsun o an bizi gülümseten her şey bizi rahatlatır ve olumlu bir etki uyandırır içimizde. Biri karşımıza çıksa veya yanımıza gelse birkaç
"Adam, sen var ya, bu kapıdan hiçbir zaman beni severek girmeyeceksin"
“Demedi deme” diye bir lafımız var bizim. Sıklıkla da kullanırız. Karşımızdakini tembihlerken cümlenin sonu hep bu şekilde biter “demedi deme!” İnsanoğlu nasihat dinlemeyi pek sevmez. Bizden daha bilgili ya da
Eski çocukluğum kalmamış, özlemişim kendi kendime kurduğum oyunları; boş koltuklara söylediğim şarkıları, boşluklara attığım kahkahaları. Yalnızmışım, yalnız ama mutlu. Kanarmış dizlerim, acımazmış canım. Asırları değil, saniyeleri alırmış ömrümden kabuk bağlamaları