Modern Türk edebiyatında sessizce çıkardığım bir eser var: Beni Taşıyamazdın. Kaleme aldığım bu roman, sadece bir kitap değil; aynı zamanda duygusal bir yolculuk. Peki, bu eseri diğerlerinden ayıran nedir? Bu
Modern Türk edebiyatında sessizce çıkardığım bir eser var: Beni Taşıyamazdın. Kaleme aldığım bu roman, sadece bir kitap değil; aynı zamanda duygusal bir yolculuk. Peki, bu eseri diğerlerinden ayıran nedir? Bu
Bu kelimenin çıkış noktası olarak hep ruh ve kişilik ile ilgili olduğunu düşünmüştüm.Oysa kelime anlamı; hastalıklı hücreleri, bozuklukları mikroskobik düzeyde inceleyerek, görünmeyeni görünür kılarak kanseri tespit etmeye çalışan derin bir
Tarih,zamanın kaydı değildir sadece.Zamanın eleğidir. Her an geçer,ama her an kalmaz. Dün tarih değildir.On yıl önceki dün,evet. Çünkü tarih,yaşanmış olana değiltaşınabilmiş olana bakar. Sen orada olsan da olmasan dakendi yolunu
Geçmişe dönüp baktığında içini ısıtan anılar, o eski günlerin huzuru, değil mi? Eskiye özlem duyulan durumlar hayatımızın her anında karşımıza çıkıyor. Bir koku, bir melodi ya da eski bir fotoğraf
Para üzerine düşünürken, bir noktada şunu fark ettim: Parayı ne kadar çok tanımlamaya çalışırsam, o kadar eksik kalıyor. Çünkü para tek başına bir anlam taşımıyor. Ona anlam yükleyen şey, hayatın
Şevket Süreyya’nın çok bilinen kitabıdır “Suyu Arayan Adam.” Yazar, kendi hayat hikâyesinde geçen yüzyılın Türk aydınını yansıtır aslında. Ve kitabın tamamını okuyunca, tüm olayı ilk sayfadaki küçük bir anekdot içinde
Kırmızı Gelincik ya da Gül …Açtı Polatlı’nın kırlarındaİdil diye anlatılan masalsı bir hikâyenin içinde.Bir şiirdeki ilk mısrada kırmızı bir gül .“Kırmızı bir güle aşık oldu bülbül.” Ama bülbül, gördüğünü gül
Yamaçlı Köyü ilk görev yerimdi. Beş yıl kaldım o köyde. Etrafı dağlarla kuşatılmış şirin bir köydü. Dağların tepelerinde hiç ağaç yoktu, eteklerinde de ara ara dikenli, bodur çalılar vardı sadece.
Paletimdeki tüm kelimeler küflenmiş Hormonlu zaten bu mevsimdekiler. Hayatın paletinde hiçbir cümle beyaz değil, suni daltonizm ışık hızıyla akıyor geçmişe ait kadim dırdırların merkezine. Sözcük paletleri baştan sona travmatik vaka.
Son zamanlarda etrafıma baktığımda herkesin bir acele hâlinde olduğunu fark ediyorum. Sanki görünmez bir düdük çalmış ve hepimiz aynı anda koşmaya başlamışız gibi. Kendimize bile yetişemediğimiz bu hızda, günün en
Bazı günler vardır, takvimde yalnızca bir sayı değildir. Bugün, o günlerden biri. Dört tane “bir.” Kusursuz bir simetri, neredeyse evrenin bize göz kırptığı bir hizalanma. 11.11 — bir şeyleri fark
Son zamanlarda özellikle sosyal medya paylaşımlarında sıkça karşıma çıkan bir söz var: “En güçlüler nazik davranır. En akıllılar sessiz kalır. En varlıklılar basit yaşar. En mutlular özelini gizler. Gerçek güç
Bu aralar herkes enerjisinden söz ediyor. Ben de düşündüm; belki de enerji dediğimiz şey, sadece biziz. Son zamanlarda herkesin dilinde enerji var. “Enerjim düştü”, “enerjimi temizledim”, “enerji çalışması aldım” gibi
Duvarlar nefes almıyor burada,Taşın rengiyle susturulmuş günler.Adımlar ritim tutuyor —Bir pişmanlık kadar aynı,Bir özür kadar geç. Gözler, duvarın ötesinde bir ışığı hatırlıyor.Küçücük bir sarı parıltı, belki mavi gökyüzü,Bir kelebek, minik
Yunan mitolojisinde Narkissos adında bir genç vardır; suya yansıyan yüzüne âşık olur ve o görüntüye ulaşmak isterken yok olup gider. Aslında bu hikâye, insanın kendi benliğine duyduğu hayranlığın tehlikeli yanını
Aklım başımda mı, değil. Derin mi mevzular, su götürmez. Yazıp yazıp sildiklerimi bir görseniz aynaya ihtiyaç duymazsınız. Mahalle, muhallebi hesabı ile çalkalanırken Green Park geceleri ayaza vurur. Kuşlar güneye uçarlar. Öpüp alnından insanlığımı, sıkıca
Bir zamanlar tanrılar gökten iner, insanlar onlara adaklar sunardı. Şimdi o tanrılar yok ama ritüellerimiz sürüyor. Yalnızca biçim değiştirdiler. Artık kurbanlarımız zaman, enerji ve dikkat. Her gün ekran başında geçirdiğimiz
Javier Marías, insan ruhunun derinlerine inmeyi başaran ender yazarlardan biri.“Yarındaki Yüzün” üçlemesi ise onun bu yönünü en çıplak, en incelikli hâliyle ortaya koyuyor.Görünüşte bir casusluk hikâyesi gibi başlıyor ama sayfalar
Bazen aşk sandığımız şey, aslında bir yanılsamadır. Seni göklere çıkarır, eşsiz hissettirir, “işte bu” dedirtir. Ama sonra, aynı hızla yere çarparsın. İşte o an, yaşadığın şeyin aşk değil, aşk bombardımanı (love bombing) olduğunu fark
Yaklaşık 100 yıl kadar önceydi. Yunan ordusu Ege Bölgesi’ni işgal etmiş, Fransızlar Adana–Antep hattına asker yığmış, İtalyan askerleri Antalya’dan çıkmış, Konya Tren Garı’nda kahve içiyordu. Ermeniler Kars Kalesi’nde garnizon kurmuş,