“Hangi kova, bardak önce dolar” isimli bir kitap yazmayı düşünüyorum. İnsan Hayatı ‘ndan fazla pirim yapıyor çünkü. İkinci kitabım yakında piyasaya çıkacak ama fikrim o kadar çok değiştiki pişmanım şuan.
“Hangi kova, bardak önce dolar” isimli bir kitap yazmayı düşünüyorum. İnsan Hayatı ‘ndan fazla pirim yapıyor çünkü. İkinci kitabım yakında piyasaya çıkacak ama fikrim o kadar çok değiştiki pişmanım şuan.
Yıllar önce çocuklar, anaokulunda hatta ilkokul birinci ve ikinci sınıfta zamanlarının çoğunu oyun oynayarak geçiriyordu. Blokları diziyorlar, resimler çiziyorlar ya da kafalarında veya sınıf arkadaşlarıyla hayali dünyalar yaratıyorlardı. Ancak giderek
Gülmek, en insani davranışlarımızdan biridir. Sebebi ne olursa olsun o an bizi gülümseten her şey bizi rahatlatır ve olumlu bir etki uyandırır içimizde. Biri karşımıza çıksa veya yanımıza gelse birkaç
"Adam, sen var ya, bu kapıdan hiçbir zaman beni severek girmeyeceksin"
“Demedi deme” diye bir lafımız var bizim. Sıklıkla da kullanırız. Karşımızdakini tembihlerken cümlenin sonu hep bu şekilde biter “demedi deme!” İnsanoğlu nasihat dinlemeyi pek sevmez. Bizden daha bilgili ya da
Eski çocukluğum kalmamış, özlemişim kendi kendime kurduğum oyunları; boş koltuklara söylediğim şarkıları, boşluklara attığım kahkahaları. Yalnızmışım, yalnız ama mutlu. Kanarmış dizlerim, acımazmış canım. Asırları değil, saniyeleri alırmış ömrümden kabuk bağlamaları
“Her insanın davranışlarına yön verdiğini bildiğimiz gereksinimlerin eksikliği veya fazlalığı davranışlarımız üzerinde olumlu veya olumsuz etkiye sahiptir.”Victor H.Vroom (1964), bir kişinin alternatif hareket yönleri arasında yaptığı seçimlerin davranışla aynı zamanda
Yaşarken ölmek saçma geliyor kimi zaman. Ya yaşamaya ya da ölmeye neden aramaya başlıyorsun. Saçma sapan yollara giriyorsun, sonunu bilmediğin, bilmekten korktuğun. Mesela bazı geceler kapatıyorsun kendini odana, önünde bir
Dünya… Bir garip yer… Hayat… Bir garip sınav… Kah mutluluktan havalara uçtuğun kah üzüntüden aldığın nefesin, yediğin ekmeğin, yanındaki katığın içini yaktığı… Her gün farklı bir başlangıç, aslında aynı zamanda
Matematik…. Matematiğin salt dört işlemden, formüllerden ibaret, öğrencilerin korktuğu, sevmediği, başarısız olduğu, müfredatın kara kedisi olamayacak kadar önemli bir ders olduğunu hep düşünmüşümdür. Eğitim hayatımda -bir sayısalcı olarak- en sevdiğim
Bugün her yer kırmızı kalpler, balonlarla doluyken yalnızlar görmezden geliniyor. “Nescafe bile üçü bir arada; ben yalnızım” diye hayıflanan büyük bir kalabalık var oysa ki.. Ama bütün yaratıcılık da onlardan
Korkma, güçsüz değilim eskisi kadar. Alışıyormuş insan, alışmak zorunda kalıyormuş ya da. Gözlerim dolmuyor artık baba kız gördüğüm de, özenmiyorum da üstelik. Bana bir yudumunu çok gördüğün sevgini başkalarına kepçe
Yanlıyorsunuz bayanlar baylar hak güçlünündür. Egemenlik kayıtsız şartsız zalimindir. Mülk, zenginin temelidir. Bırakın bu işleri… Ne kendinizi kandırın ne de milleti. Köy görünüyor kılavuza ne hacet. Ne zaman zulüm ve
sanırım bundan sonra tüm acılarım büyük harflerle başlayacaktı.
Yüzyıllık suskunluğunla karşımdasın. Dudaklarının üstüne düşen bıyıklarını, birbirine karışmış sakallarını, tütün sararken suratında oluşan o düşünceli ifadeyi izliyorum. Arada sigarandan hızlı hızlı nefesler alıyorsun, arada o küçük gözlerini kısıp uzun
Bir çoğumuz etkileşim içerisinde olduğumuz bir ortamda karşımızdakini etkilemek isteriz. Aslında bunun altında yatan düşünce sarmalımızın gizli köşelerinde yatan karşımızdaki kişilere olumlu bir iz bırakıp hatırlanma güdüsünden ibaret olabilir. İnsanlarda