2020 Mart ayından sonra bir gün açıldı bir gün kapandı; online eğitim, eba, zoom derken 1,5 yıl okul koridorlarıyla tanışamamış mini mini ikiler, heyecanlı birler, koridor kaloriferinde muhabbet etmeyi özleyen
2020 Mart ayından sonra bir gün açıldı bir gün kapandı; online eğitim, eba, zoom derken 1,5 yıl okul koridorlarıyla tanışamamış mini mini ikiler, heyecanlı birler, koridor kaloriferinde muhabbet etmeyi özleyen
Ölüm sahnemin son perdesindeyim. Birazdan duyacağım alkışları değil, geride bıraktığım saniyeleri düşünüyorum. Attığım kahkahaları, çöküp ağladığım kaldırım taşlarını… Anımsamaya çalışıyorum iyi-kötü neyi varsa hayatımın. Denk düşmeye çalışıyorum birkaç dostla aynı
Çok klasik bir cümleyle başlayacağım, neresinden başlayacağımı bilmediğim bir yazı olacak ama olabildiğince gerçekten ne durumda olduğumuzu yazmak istiyorum. Olabildiğince yalın ve gerçekçi… Benim başıma gelen bir olayla başlamak istiyorum,
Karşımda duran ekrana uzun müddet baka kaldım çünkü ne yazacağımı bilmiyor ama aynı zamanda da düşüncelerin içinde de boğuluyordum. Her zamanki ruh halimden farklı bir andayım, neyin doğru neyin yanlış
Sokak lambası, evlerin üzerinde bıraktığı gölgesinin altında yarım yamalak görünen şehir ışıklarının ahenkli oluşunu, dağın arkasına saklanan Güneş batımının griden turuncuya bürüdüğü gökyüzünü terk eden yıldız kümelerinde, hayatının her anını
Yıllardır tanıyormuşçasına bakan gözler. Dokunan eller, öpülen dudaklar. Sadece bir anlık karşılaşma hatırasıyla yolunun kesiştiği bir gün… Konuşmak, konuşmak ve kavuşmak istemi tüm vücudumu sarıyor… Önce komik geliyor “yahu kaç
Baştan söyleyeyim bir Başkomiser Nevzat romanı değil. Fark edince Ahmet Ümit kitaplarından aldığım okuma keyfini alamayacağım diye bir an önyargıya kapıldım. “Acaba mı?” dedim ancak yanıldım. Kahramanlarımız uzun yıllar sonra
Caddede gelip geçen kalabalığın arasında bir yelkovan kuşunun yolunu şaşırıp kaldırımlarda debelenip altüst oluşu gibi yalnız ve çaresiz hissediyordu, izdihama bulanmış kaldırımların, bir siluet gibi gelip geçen insanlarına aldırmadan karşısında
Anka kuşunun ütopyasındaki birbirlerine dolanmış fikirleri, güruhları, belli belirsiz yüzleri bütün gece mütemadiyen görüyordum. Artık son bir hamlenin gelip beni uçurumdan itmek üzere olduğunu gördüğüm an aniden nefessiz kalmıştım. Kaç
Sağlıklı olmak, sağlıklı beslenmek, sağlıklı bir hayat… Ne kadar da tek düze değil mi? Her şeyi “sağlıklı” adı altında kalıba koymak. O kalıpta şekillendirmek. Yaşadığımız hayat, her aksamı kusursuz çalışan
Zaman zaman beynimi kemiren bazı durumlara anlam veremiyorum. Bu gece, kendimle daha fazla savaşamayacağımı anladım. “Hayır böyle değil, ben kötü düşünüyorum” demekten fikirlerin meczupluğunu kendi kafamda yarattığımı fark ettim. Bulutlara
Aylardan Nisan. Ne garip şimdiye kadar hiçbir zaman dilimini söküp atmak istememiştim hayatımdan. Bir haftayı, o haftanın saatini, dakikasını, saniyesini ve hatta salisesini. Acı acı çalan telefondan; kulağımı tırmalayan içimi
Kırmızı pabuçlar, lacivert çizgili beyaz bir elbise… Tek odalı bir evde sıra sıra yere serilen yatakların tam ortasında annemin koynunda, heyecanla sabahı bekliyordum. Bayram sabahını… Yeni olmadığını bildiğim; ama kimden
Bugüne kadar çekilmiş ve Netflix’te yayınlanan en iyi Türk dizisi diyebilirim ‘Fatma’ için… Tabi ki bu benim kendi yorumum, katılan da olabilir katılmayan da… Ama ben çok beğendim açıkçası. Nedenlerine
Kendi maviliğini havanın bulanık yüzüyle silen gökyüzü, Güneş’in huzmelerini, günün griye boyamış rengiyle birleştirip denizin maviliğiyle buluşturuyordu. Havanın iç karatıcı yüzünün yanı sıra müstehzi hali insanda karmakarışık duygulara sebebiyet veriyordu.
Okudukça güldüğüm ve biraz kanıma işleseymiş dediğim bir argo kelime var. Yine de yazamam. Gamsız ….. Yani dünya yansa “Bana ne yaaaa” diyebilmeyi çok isterken bir Mükemmelliyetçilik geni DNA’mda halay
Ursari aileleri kendilerini Mısır firavunlarının soyundan imparator Sigismund’un himayesinde sayan ayı oynatıcısı Roman aileler demekmiş. İşte bu kitabın kahramanı Ciprian’ın ailesi de bir Ursari aile. Gittikleri her yerden polis tarafından
“Neden ben?” diye sordum Tanrı’ya. Bir şey söylemedi. Güldüm ve yıldızları izledim. Yaşamak güzeldi… Kitap kapaklarını incelemeyi, kitap arkalarını okumayı çok seven bir okurum ben. Yukarıdaki alıntı kitabın kapağında mevcut.
Henüz 9-10 yaşlarında ilk okula yeni başlamış küçük bir kızdım. İngilizce Öğretmenimiz vardı. Adı Okşan… Çok severdim kendisini ve derslerindeki en başarılı öğrencisiydim. Yaklaşımı, sesinin tonu, kokusu… Ablam olsa keşke
Herkes Mobbingden bahsediyor.. Bu nedir? Mobbing, arada sırada biriyle dalga geçmekten, biriyle tartışmaktan veya birisiyle alay etmekten çok daha fazlasıdır. Birisi, uzun bir süre boyunca başka bir kişiyi defalarca aşağılayıcı