içinde ,

İnce Bel

Sağlıklı olmak, sağlıklı beslenmek, sağlıklı bir hayat… Ne kadar da tek düze değil mi? Her şeyi “sağlıklı” adı altında kalıba koymak. O kalıpta şekillendirmek. Yaşadığımız hayat, her aksamı kusursuz çalışan bir makine değil…ki öyle olsa bile her makine arıza çıkarmaz mı? Sen tüm bakımlarını yapsan da illa bir parçasında pürüz olmaz mı? Hayat da ne kadar düzenli yaşamaya çalışırsak çalışalım bir yerinde tepetaklak olacaktır. Bu sebeple sağlıklı adı altında sadece fiziki değil ruhsal olarak da girmeye çalıştığımız kalıplar kendilerini imha edecektir.

Ergenliğimle beraber aldığım kilolar 16-17 yaşıma kadar beni yapılı, irice bir genç kız olarak gösterirdi. 65 kiloluk boylu poslu bir kızdım. Sağlık problemlerim de yoktu. Bacaklarım gayet beni taşıyabiliyordu. Ne zaman ki ablamın o dönemde benden daha zayıf çıtı pıtı biri olması ve benim ondan büyük görünmem çevrece dillenmeye başladı işte o zaman yemekten kesilmeye başladım. Genç metabolizmanın katkısıyla hızlıca kilo vermeye başladım; üniversiteyi kazandım ve kendimi bilerek aç bıraktığım günleri mumla ararcasına daha çok aç kaldığım zamanlar oldu. Hal böyle olunca daha da zayıfladım. Kısa sürede 50’leri az daha zorladığımda 45’leri gördüm. Yani kilo bu… Bazen gelir bazen gider.

Kendimizi 48 kilo hissederken özel günümüz gelir 58 kiloymuşum gibi hissederiz; bazen 2-3 kiloyu bir günde almışız gibi ayvayı da aşmış Diyarbakır karpuzu olmuş bir göbekle de gezebiliriz… Sonuç olarak sağlığın kilo alıp vermekle ölçüştürülecek bir tarafı var mı? YOK. Sağlıklı bir vücutta da selülit olmaz mı? Selülit, çatlak yani derideki her hangi bir deformasyonun beni sağlıklı ya da sağlıksız olarak tanımlayabilecek nesi var ki?

Nerden geldim bu aklımda ucu bucağı olmayan ama birbirinin ucuna da değen düşüncelere derseniz…Şöyle ki… Uzun zamandır cildime ve dişlerime benim gibi eli çok sıkı bir insanın yapmayacağı yatırımları yapıyorum, güneş kremleri, cilt terapi bakımları, ışıltı bakımları, leke, gözenek protokolleri, pürüzsüzleştirici serumlar, yenileyici jeller… Derken cebimdeki akrebin kendini sokmasını sağlayarak oldukça güzel yatırımlar yaptım cildime… Ancak mermer kalıbı gibi bir cildimin asla olmayacağını da anladım; çünkü olmuyor. Dişlerime bakım suları, günde kesin 2 bazen 3 kez fırçalama, diş ipleri, kaplamalar vs derken onlar da dolgu isterim diye tutturuyor. Yani “sağlıklı” olamıyorum. Sağlıklı bir cildim, sağlıklı dişlerim olsun diye uğraşıyorum ama olamıyor. Demek ki “sağlıklı” diye bir şey yok. Onu anlıyorum. Bu fiziki tarafı.

Bir de bunun ruhsal tarafı var. Benim ruhum asla sağlıklı olmadı. Hep bir tarafı çürüktür ve çürük olan taraf, her zaman diğer “sağlıklı” tarafa bakterisini bulaştırmıştır. 24 saatimin 2 saatinde mutlu kalabiliyorsam, diğer 22 saatimde beynimi kemiren çokça düşünce, ruhumu sömüren çokça mikroorganizma vardır. Bu açıdan baktığımda da gelgitleri olan bir varlık olarak sadece benim değil, insan dediğimiz tüm canlıların “sağlıklı” ruhları yoktur. Sağlıklı bir iç dünya nasıl tanımlanır ki?

Peki ya “Sağlıklı İlişki” ? Dediğim gibi gelgitleri olan canlılarız. Bir gün deli doluyken, her şeye gülebilirken ertesi gün dünyanın en iyi komedi filmini izlerken bile ağlayabiliriz. Her şeyin sağlıklı olabilmesi bu kadar imkansızken, neden standartlaştırmaya çalışıyoruz ki? İlişkileri ilişki yapan mıç mıç haller mi sadece? Sevginin değdiği kalpleri bazen kavgalar, tartışmalar da birbirine kenetlemez mi? Beni zehirlemediği sürece her ilişki bana göre “sağlıklı”dır. Kavgası da olur, tartışması da, öpmesi de koklaması da…

Ben bir insanım, zamana meydan okuyan bir bedenim yok, photoshop programım da yok. Selülitim de olacaktır, çatlaklarım da, sarkan memelerim de… Ne demişti Kalben “Hayat kısa, memeler sarkıyor” :). Bazen ağlayacağım bazen de çok mutlu olacağım, yani bazen gideceğim bazen de geleceğim. Akışkan bir şey ruh… Hareketli bir şey bu hayat. Bu koca makinenin içinde sadece kendimizi iyi hissetmek için bir şeyler yapmak daha mantıklı değil mi?

Bana iyi geliyorsa yürümek, kilo vermek için değil bana iyi geldiği için yürümek istiyorum. Bana iyi geldiği için birisini seviyorum; onun beni ne kadar sevip sevmediğine bakmadan. Biriyle dünyanın en saçma konuşmasını yapsam da iyi geliyorsa yapmak istiyorum. Mantıklı olmak zorunda değil hiç bir şey, sağlıklı olmak zorunda değil hiç bir ilişki… Vücutlar mükemmel olmak zorunda değil!

Yazar SMYRNA

Siz Ve Biz Blog Editörü
Always Hope But Never Expect - Adana

Bir yanıt yazın

Kendini Yaratanlar

Karşımdaki Ben