Kaç dizi izledim bu zamana kadar bilmiyorum ama gelmiş geçmiş izlediğim en güzel diziydi “Outlander”… Bitmesini istemeyip ama aynı zamanda da neler olacağını merakla izlediğim ve an itibari ile bitirdiğim
Kaç dizi izledim bu zamana kadar bilmiyorum ama gelmiş geçmiş izlediğim en güzel diziydi “Outlander”… Bitmesini istemeyip ama aynı zamanda da neler olacağını merakla izlediğim ve an itibari ile bitirdiğim
İçmişim. Bir gün akşam çok fenayım. Yanında bir de sinir ağrısından nöroloji uzmanının verdiği hapla karışmış. Ama bir sorun niye? Sebebi beni sevgilim yok yere bırakmış gitmiş. Sayıklıyorum Esra Esra
Yağmurlu havanın bulanık gözlerindeki acıyı ben de hissedebiliyordum. Her damlanın düşüşündeki acı yalnızlığı içerlemeden anlamak zor olmuyordu. Bazen de durup dururken gelen bir hissizleşme zamanında yağmurun bir duygudan nefret edercesine
En son ki görevlendirmemin bitmesine az bir zaman kala iş yerimin bahçesinde rutin halini alan voltamı atıyorum. Kimse bir işte vermiyor şunu yap bunu yap diyende yok. İyi mi kötü
Gece başını yastığa koyduğunda akan sıcak gözyaşlarının izlerini silmeye çalışırdı, bazen gözyaşları yolunu şaşırırlardı bazen de geldikleri dünyayı unutup uzun bir müddet yastıkla sevişirlerdi. Kız, her şeyin ne kadar karmaşık
Eskilerde maç seyretmeye götürürdü babam beni; ama ansızın olurdu. Ondandır karaborsadan alırdı biletleri. Stadın önünde çerezcisi, köftecisi, türlü türlü tablacısı olurdu. Alırdı çerezlerimizi girerdik maça. Takım, rakip takım fark etmez
Gözlerimin içine bak, cehennemde tek başıma yanmayacağım. En büyük günahım sıfatıyla hemen yanıbaşımda olacaksın. O ateşte kıvranacağım, kendi küllerimle kire, toza bulanacağım.. Bir kere bile inkar etmeyeceğim seni, bir kere
Şehrin ışıkları çok az yanmakta, her yer ıssız sanki terkedilmiş gibi. Civarda gördüğüm evlerin hiç birinde ışıklar yanmıyor… Gecede hafif bir sis ve ölümün o ağır kokusu sinmiş gibi… Ne
Çalıştığım şantiyeye türlü zorluklarla almış olduğum iznimin bitimine az süre kala dönerken araç bozulup o iliklerimizi donduran havada, gece vakti bir köy evine varıp kapıyı çalınca “Kim o?” diyen nineme
20. Yüzyıl iki dünya savaşı gördü. Birinci dünya savaşından evvel bizim için Balkan savaşları, 93 harbi gibi bir sürü savaş vardı. Kurtuluş savaşı da dahil zannedersem dört milyon dörtyüzbin şehit
Düşünceleri, derin bir uykudan uyandırdığım zaman her şeyin ne kadar uykulu olduğunu düşündüm! Ne kadar çok uyutmaya çalışmışım bu düşünceleri ama bir gün ne olursa olsun hepsiyle yüzleşecektim. Hayatta böyle
Bu hafta sonu ne yapsam diye düşünürken olasılıkları geçirirken beynimin otobanından birden çalan telefonum ile kız kardeşime yeğenlerimin de ısrarıyla davet edildim. Akan sular durdu benim için tabiki. Bütün randevularımı
Bir banliyödeyim, belki Sirkeci’ye belki tam tersi Yeşilköy’e gidiyorumdur. Hava bahar. Kapıları açık banliyönün içine ılık ılık rüzgâr savruluyor güneşe eşlik ederek. Çocuklar trene kaçak binmenin neşesi ile bağırışıyorlar aralarında.
İşte o an gelmişti, 2 gün sonra bayramdı ve annem abim ve bana bayramlık alışverişi için bizi pazara götürecekti. Babam arabasıyla gelip bizi alacak, pazar yerine götürecekti. Abim ile beklemekteydik
Nasreddin Hoca, çağırıldığı bir ziyafete eski giysileriyle gitmiş. Kimse Hocanın farkına bile varmamış. Tek bir kişi çıkıp da: – Buyur Hoca’m! dememiş. Nasreddin Hoca‘nın, buna çok canı sıkılmış. Ama kerametin de
Güzel günler göreceğiz, Belki birkaç muhabbetin ardından tebessüm edeceğiz, Belki terleyecek avuç içlerimiz birkaç heyecanın ortasında, Belki nefes nefese kalacağız koşarak geldiğimiz o yolun sonunda, Çalmazsa ölüm kapımızı. Zira çalmazsa
Anayasanın ilk 4 maddesi değiştirilebilir! Hemen itiraz etmeyin. Anayasanın ilk dört maddesi değiştirilemez ve teklif edilemez maddesini biliyorum ancak değiştirilmesini teklif edebilecek durumda zaten değilim. Ancak konuşmamız, tartışmamızda yasak değil
Kalemin bıkmış usanmış yüzünde bir rahatlama vardı! O da farkındaydı artık sözcüklerin onu daralttığından, sözcüklerin dünyasında kaybolmaktan usanmıştı. Daha nereye kadar, nereye kadar sürecekti acı dolu sözcüklerin dünyası? Masaya usulca,
TDK ya göre Arap müziğini andıran, genellikle karamsarlığı konu edinen bir müzik türü olarak tanımlanmış. Coğrafyamızda müziğimiz bile acılara batmış. Müslüm, Ferdi, Orhan, Azer uzayıp gider liste. 70 ler 80
“Kara Kitap” yayımlandığı andan itibaren ciddi polemiklere yol açmış. Kimi yerin dibine sokmuş kimi de göklere çıkarmış. Nobel jürisi başkanı yazarın en çok bu kitabından etkilendiklerini 2006 yılında ödülü duyurduklarından