içinde

Düşünce

Sokak lambası, evlerin üzerinde bıraktığı gölgesinin altında yarım yamalak görünen şehir ışıklarının ahenkli oluşunu, dağın arkasına saklanan Güneş batımının griden turuncuya bürüdüğü gökyüzünü terk eden yıldız kümelerinde, hayatının her anını sorguluyor yılmış bir ruh haliyle etraftın amansızca bakıyordu.

Hayatının herhangi bir gecesinde bütün duyguların en acımasızını yaşadığı bir zamanda aklına amansızca gelen şarkıyı açmıştı. Bununla kendini elbette daha iyi hissetmeyecekti ama günlerdir aklına gelen bu yılgınlığı artık iyiden iyiye hissetmek istiyordu. Bütün bedenini zehirleyen yeni bilgiler, daha önce hayatında alelade bir önemseyişle yaşadığı her şeyi yalanlıyordu! Bir şeylere alışmak ne kadar zorsa ondan vazgeçmek daha zor olduğunu biliyordu. Bunun ne olduğunun bir önemi yoktu ama kalıplaşmış bu düşünceleri değiştirmek en zoruydu. Bu öyle bir ruh hali ki: Aynı an da hem bir deniz kenarında olmak istiyor hem bir dağ başında ya da ismini bile duymadığı bir soyka diyarda…

Etrafta gelip geçen insanları fark etmiyorcasına akan sıcak yaşını ellerinde hissetmişti, bulanık ruh hali onu adeta başka bir benliğe bürümüştü. Günlerdir o kadar az uyuyordu ki baş ağrısının şiddetti sinirlerini altüst etmişti.

“Sorgulamak” diye içinden geçiyordu. “Sorgulamak! Sorgulamak …”

Kendisine bile itiraf edemediği soruların cevapları  bütün bir anını bir kara delik gibi yutuyordu. Bütün zehirli fikirler aynı an da beynini sarmalamışlardı.

“Ya hayatımızı şekillendiren ve her daim emin olduğumuz gerçekler konusunda yanılıyorsak, neden birilerine itaat etmek zorundayız?”

“Bir mezbaha misali bu ıstırap dünyanın, özgür iradenin verdiği bir tutumla paramparça olmuş beynimin meraklı oluşunun cezasını neden çekeceğim, mücadele etmenin bir sonu neden yok?”

“Neden yalnızım, neden yalnız kalmak istiyorum?” bir tahterevalli gibi hangi yöne gideceğini bilmiyordu.

Çaresiz ve mahzun oluşunu dile getirecek sözcükleri bile bulamıyordu.

“Despotların hükümdarlığı mı, prangaya vurulmuş kölelerin dünyası mı, nasıl bir dünya bu?”

Allak bullak olmuş düşünce dünyasını kontrol edemiyordu. Kendi içinde kendisini bile anlayamıyordu…

Anka kuşunun ütopyasında bir despot olmayı diliyordu anlığına ama bu Dünya güruhların yeriydi…

Yazar Sizüçen

Bir cevap yazın

SEV-Î

İçimden Geldiği Gibi