Mesleğe başladığım ilk yıl, bir pazar günüydü. Lojmanın önüne Jandarma jipi yanaştı. Onbaşı, “Hocam bir intihar vakası var. Siz nöbetçisiniz, savcı beyle üsteğmenim bir bakıversin dediler,” diye seslendi. “Tamam,” dedim.
Mesleğe başladığım ilk yıl, bir pazar günüydü. Lojmanın önüne Jandarma jipi yanaştı. Onbaşı, “Hocam bir intihar vakası var. Siz nöbetçisiniz, savcı beyle üsteğmenim bir bakıversin dediler,” diye seslendi. “Tamam,” dedim.
Balkonda oturuyorum, elimde sıcacık bir kahve, bir Ağustos akşamüstünün tatlı esintisi yüzüme çarpıyor. Sokak lambaları yeni yanmış, aşağıda çocuklar kahkahalarla koşturuyor, bisikletler vızır vızır geçiyor. Gökyüzü turuncuyla mavinin dansında, yavaş
Polat Alemdar kusura bakmasın ama Türkiye’de öyle “Encümen”, “Aksakallılar Heyeti” falan gibi mistik, gizli toplantılar yapan bir derin devlet yok. Hayal kurmayın yani. “Nasıl olsa derin devlet bizi kurtarır” falan
Hayat bazen öyle anılar bırakıyor ki, zamanın bütün telaşına rağmen silinmiyor. Bir şarkının ortasında yakalayan melodi ya da kalabalığın içinde tanıdık gelen bir yüz… Bir anda kapılar açılıyor ve insan
Geçenlerde arkadaşlarla otururken konu yine dönüp dolaşıp influencerlara geldi. Birisi dedi ki, “Ya kardeşim biz okuduk da ne oldu? Şu an işe gidip geliyoruz, maaşı zor yetiriyoruz. Adam sabah uyanıyor,
‘Neyim olursan ol hayal kırıklığım olma, orası çok kalabalık seni tanıyamam’ demiş Özdemir Asaf Off nasıl bir söz Mıhlandım kaldım Her şeyi olanı ile herkes gibi olan arasındaki ince çizgi
Bugün kendime bir söz verdim. Belki kimsenin duymadığı, belki de sadece içimde yankılanan küçük bir cümleydi ama benim için çok şey ifade ediyor: Artık hayatımı ertelemeyeceğim. Uzun zamandır fark etmeden hep
Ben bu satırları yazarken bir annenin kalbine dokunmak istiyorum. Çünkü biliyorum, bir çocuk dünyaya geldiğinde yalnızca kendi yaşamını değil, annesinin de kalbini büyütüyor. Ve o kalpten koparıldığında, geride kalan sadece
Hani bazen sabah uyanırsın, bir umutla yeni bir günün başlangıcına uyanmışsındır… sonra ayağın halıya takılır, kahve yerine diş macunu içersin ve dolmuşa el sallarken dolmuş seni görüp gaza basar. İşte
Geleceğin sessiz devrimini kucaklamak mı, ondan korkmak mı? Son birkaç yıldır, teknoloji dünyasında belki de en hızlı yükselen kavram: Yapay Zeka. Bilgisayarların kendi kendine öğrenmesi, karmaşık verileri analiz etmesi ve hatta
Masumiyet nedir? Bir çocuğun gözleri mi ? Bir kedinin elinize yaslanıp kendini sevdiren yüzü mü ? Ya da güzel kokulu bir çiçek mi? Sizin aklınıza ilk ne gelir masumiyet deyince.
Bir su akıntısı ile başlar hayat. Çünkü; her şey aslında yolculuktan ibarettir. Zaman yolculuğundan… Bakıldığında yaşadıklarımız hep bizimle gelir ama öyle değildir, olmaması gerekir. Biz su timsali akar gideriz ve
Unutmak her şeyi unutup yoluna devam etmek kolay,alıştıktan sonra unutmanın kötülüğü ise yaşadığın kötü deneyimleri unutmaya çalışırken, iyi ve güzel ne varsa hayatında onları da unutuyorsun farkında olmadan… Peki unutmak iyi
Bazen dışardan yanıp sönen evlerin ışıklarına bakınca hangisi daha parlak diye düşünüyorum. Fizik kurallarından bahsetmiyorum. Gökyüzündeki en parlak yıldızı bulabilirim, ama ışığı en parlak evi bulamam. İstesem de göremem görünenin
Gözümü açtığımda kanıyordu bütün ağrılarım. Bastırdım üstüne taşı, acımı görmezden gelip.. Ruhum her bir kan damlasıyla bir kez daha eksilirken, başım dönerken, yine diyordum kendime; kaç canın kaldı Aslı? Ruhumu
Hangi şarkıyla duygularımı ifade etsem diye dakikalarca ekrana bakakaldım, hiçbiri beni yeterince ifade edemiyordu…Çünkü ben kendim bile kendi duygularımı ifade edemiyorum, çünkü ben iyi değilim gün içinde birkaç dakikalığına iyi
İnsanların hayatlarında neler oluyor bilemezsiniz. Akşam kapılar kapandığında, ışıklar söndüğünde, dört duvar arasında kimin ne yaşadığını ya da içinde nelerin koptuğunu, nelerin kırıldığını, yeniden inşa edildiğini, sızılarını, sevinçlerini ya da
Hayır! Işıkları kapatma, telefonu alma, bilgisayarı kapatma! Ah hayır gitme yapayalnız kendimle kalamam, aylardır buna cesaret edemiyorum, kendimi dinleyemem kendimi dinlemeye cesaretim yok. Kendime karşı cesaretsiz olalı epey zaman oldu…
Konuşmak da halletmiyor artık bir şeyleri, susmak da. İlahi adalete bırakıp önüne bakmak da. Ki kalu beladan beri aram bozuk Tanrı’yla. Kalu beladan beri yaşıyorum mahşerimi uyandığım her sabahta. Bir
2007 güzüydü… Çift tekerleği üzerinde bir valizle kocaman bir kapıdan içeri geçip metrelerce yürüyüp yeni yaşam alanıma geldiğimde. Küçük bir akvaryumdan çıkıp da denize atılmış bir balık gibiydim. Suyun akışına