Başlıktan ve görselden anlaşılacağı üzere 17 yıl önce düştüğüm kuyuya tekrar düştüm ben ve şimdilerde oldukça beğeni alan bir kitap uyarlamasına kaptırdım. Aldım klavyeyi önüme ve bana ne hissettirdiğini yazdım.
Başlıktan ve görselden anlaşılacağı üzere 17 yıl önce düştüğüm kuyuya tekrar düştüm ben ve şimdilerde oldukça beğeni alan bir kitap uyarlamasına kaptırdım. Aldım klavyeyi önüme ve bana ne hissettirdiğini yazdım.
Bu kelimenin çıkış noktası olarak hep ruh ve kişilik ile ilgili olduğunu düşünmüştüm.Oysa kelime anlamı; hastalıklı hücreleri, bozuklukları mikroskobik düzeyde inceleyerek, görünmeyeni görünür kılarak kanseri tespit etmeye çalışan derin bir
Tarih,zamanın kaydı değildir sadece.Zamanın eleğidir. Her an geçer,ama her an kalmaz. Dün tarih değildir.On yıl önceki dün,evet. Çünkü tarih,yaşanmış olana değiltaşınabilmiş olana bakar. Sen orada olsan da olmasan dakendi yolunu
Geçmişe dönüp baktığında içini ısıtan anılar, o eski günlerin huzuru, değil mi? Eskiye özlem duyulan durumlar hayatımızın her anında karşımıza çıkıyor. Bir koku, bir melodi ya da eski bir fotoğraf
Para üzerine düşünürken, bir noktada şunu fark ettim: Parayı ne kadar çok tanımlamaya çalışırsam, o kadar eksik kalıyor. Çünkü para tek başına bir anlam taşımıyor. Ona anlam yükleyen şey, hayatın
Şevket Süreyya’nın çok bilinen kitabıdır “Suyu Arayan Adam.” Yazar, kendi hayat hikâyesinde geçen yüzyılın Türk aydınını yansıtır aslında. Ve kitabın tamamını okuyunca, tüm olayı ilk sayfadaki küçük bir anekdot içinde
Yamaçlı Köyü ilk görev yerimdi. Beş yıl kaldım o köyde. Etrafı dağlarla kuşatılmış şirin bir köydü. Dağların tepelerinde hiç ağaç yoktu, eteklerinde de ara ara dikenli, bodur çalılar vardı sadece.
Paletimdeki tüm kelimeler küflenmiş Hormonlu zaten bu mevsimdekiler. Hayatın paletinde hiçbir cümle beyaz değil, suni daltonizm ışık hızıyla akıyor geçmişe ait kadim dırdırların merkezine. Sözcük paletleri baştan sona travmatik vaka.
Son zamanlarda etrafıma baktığımda herkesin bir acele hâlinde olduğunu fark ediyorum. Sanki görünmez bir düdük çalmış ve hepimiz aynı anda koşmaya başlamışız gibi. Kendimize bile yetişemediğimiz bu hızda, günün en
Son zamanlarda özellikle sosyal medya paylaşımlarında sıkça karşıma çıkan bir söz var: “En güçlüler nazik davranır. En akıllılar sessiz kalır. En varlıklılar basit yaşar. En mutlular özelini gizler. Gerçek güç
Yunan mitolojisinde Narkissos adında bir genç vardır; suya yansıyan yüzüne âşık olur ve o görüntüye ulaşmak isterken yok olup gider. Aslında bu hikâye, insanın kendi benliğine duyduğu hayranlığın tehlikeli yanını
Aklım başımda mı, değil. Derin mi mevzular, su götürmez. Yazıp yazıp sildiklerimi bir görseniz aynaya ihtiyaç duymazsınız. Mahalle, muhallebi hesabı ile çalkalanırken Green Park geceleri ayaza vurur. Kuşlar güneye uçarlar. Öpüp alnından insanlığımı, sıkıca
Kelimelerin Suskunluğu: Dört Yılın Ardından Gelen Bir Yazı Bazı yıllar sessiz geçer. Zaman akar, mevsimler değişir, insanlar güler, kalabalıklar geçip gider… ama sen bir yerde, derin bir suskunlukta kalırsın. Dört
“Görmedim, duymadım, söylemedim.” Bu cümle, onun hayatının özeti gibiydi. Küçüklüğünden beri etrafında fısıldanan bu sözleri önce bir oyun, bir masal gibi anlamıştı. Sonra fark etti ki, bu aslında hayatın sessiz
Bir zamanlar hayatın anlamı hareketti sanıyordum. Daha çok yer görmek, daha çok insan tanımak, daha çok şey yapmak… Sanki sürekli bir şeylerin peşinde olmazsam, varlığım eksilecekmiş gibi hissediyordum. Sonra bir
Finlandiya eğitim modeli uzun yıllardır dünyada en başarılı eğitim sistemlerinden biri olarak gösterilmektedir. Finlandiya eğitim modeli, öğrenci merkezli yaklaşımı, sınav baskısını azaltması ve öğretmenlere verilen yüksek değer ile dikkat çeker.
Uzun süre hayatıma yön verirken hep aynı yanılgıya düştüm: ne kadar çok çabalarsam, ne kadar çok didinirsem, o kadar çok şey elde edeceğime inandım. İstediklerimi almak için sürekli bir koşuşturmaca
Saklım var, saklın var, herkesin bir saklısı var… Hep var… Saklı olan; beni ben yapan, seni sen yapan şeyler… Düşündüğünde, baktığında, dokunduğunda, dinlediğinde, hissettiğinde “iyi ki” dediğin şeyler. Anlatmadığın, anlatamadığın,
Hiç düşündünüz mü? Eğer hiçbir şey okumazsanız, size ne söylenirse ona inanırsınız. Hem de sorgulamadan, itiraz etmeden… “Bir gün kitap okursun, bin gün kandırılmaktan kurtulursun.” Okumayan insan, farkında olmadan başkasının
Kendine kendini postalamak zor.İnsan, en çok kendini kayırıyor.Ben değilim öyle… bir kayırıp bir dövüyorum kendimi.Aptal ettim kendimi .Çok düşünmek, çok hissetmek değil mesele;Sorun, ince düşünüp ince hissetmek. Havalar ısınmış mesela,