Said Faik’in Yasaklı Romanı – Medarı Maişet Motoru

Said Faik’in Yasaklı Romanı – Medarı Maişet Motoru

1906’da Adapazarı’nda doğan Sait Faik Abasıyanık, edebiyatımızda “sokaktaki insanın yazarı” olarak anılır. Onun kaleminde balıkçılar, kahve köşelerinde oyalanan işsizler, hamallar, çocuklar ve bazen de küçük sevinçlerle yaşayan sıradan insanlar hep başroldedir. Öyküleriyle (Semaver, Sarnıç, Mahalle Kahvesi, Son Kuşlar gibi) Türk edebiyatına yepyeni bir soluk getirdi. Kısa hikâyeyi sadece bir edebî tür olmaktan çıkarıp hayatın kendisine dönüştürdü.

Ama bu yazının konusu, Sait Faik’in öyküleri değil; yasaklanan ilk romanı… Medarı Maişet Motoru.

1944’te yayımlandığında Sait Faik çok heyecanlıydı. Annesinin desteğiyle bastırdığı bu roman, onun için bir dönüm noktası olacaktı. Ne var ki mutluluk kısa sürdü. Kitap, basıldıktan çok kısa süre sonra Bakanlar Kurulu kararıyla toplatıldı. Gerekçe inanılmazdı: Romanda bir askerin eski bir mont giymesi.

Bugünden bakınca insan “Sırf bunun için mi?” diye şaşırıyor. Ama dönemin şartları öyleydi. Cumhuriyet’in ilk yıllarında asker sadece bir meslek değil, milletin onuru ve kutsalıydı. Ordunun imajı lekesiz, kusursuz görünmeliydi. Bir askerin yıpranmış bir mont içinde betimlenmesi bile devletin gözünde kabul edilemezdi. Toplatma kararı, bugünden bakıldığında ağır bir sansür gibi görünse de o günlerde askere duyulan değerin bir yansıması olarak değerlendiriliyordu.

Sait Faik’in derdi ise bambaşkaydı. O, gördüğünü yazıyordu. Balıkçı nasıl balıkçıysa, işsiz nasıl işsizse, asker de öyleydi: İnsan. Üşüyen, yıpranan, sıradan bir hayat süren biri. Onun için bu betimleme küçültücü değil, tam tersine insana duyulan saygının ifadesiydi. Ama işte sanatın çıplak gerçeği ile devletin simgesel koruma refleksi aynı noktada buluşamadı.

Kitabın toplatılması Sait Faik için büyük bir hayal kırıklığı oldu. Bir mont yüzünden emeğinin yasaklanması, ona yazının ne kadar kırılgan bir şey olduğunu gösterdi. Yıllar sonra aynı roman Bir Takım İnsanlar adıyla yeniden basıldı, ama ilk yasak yazarın yüreğinde derin bir iz bıraktı.

Sait Faik, hayatı boyunca gördüğünü yazmaktan vazgeçmedi. Onun için gerçek, ne kadar sıradan görünürse görünsün, edebiyata değerdi. Medarı Maişet Motoru’nun başına gelenler ise bize hâlâ şunu hatırlatıyor: Bu ülkede sanatın özgürlüğü ile devletin kutsal saydığı değerler arasında her zaman ince bir çizgi olmuştur.

Peki, Medarı Maişet Motoru ne demek? Günümüz Türkçesine çevirdiğimizde “geçim kaynağı olan tekne/motor” anlamına geliyor. “Medar-ı maişet”, Osmanlıca bir ifade; “geçim vasıtası” demek. Yani insanın hayatını sürdürmek için tutunduğu ekmek teknesi. Sait Faik romanına bu adı verirken aslında balıkçıların, küçük esnafın, sıradan insanların hayata tutunuş biçimini simgelemişti.

Selin Aras

Edebiyat denemeleri, Kültür-Sanat, Kitap yorumları

Dinle00:00
1.0x

Yazıya yorum bırakın

Önceki Yazı

Sonraki Yazı

Takip Edin
Arama Trend
Rastgele Yazılar
Yükleniyor

Oturum açma 3 saniye...

Kaydolma 3 saniye...