Aşkın rengini kırmızı yaptık, başka rengi yakıştırmadık; diline Seni Seviyorum’u pelesenk ettik; sonra kırmızıdan sıkıldık, soldu dedik. Seni seviyorum karnım acıktı demek kadar ruhsuzca seslendirilir oldu… Tükettik. Aşkı sınırların içine
Aşkın rengini kırmızı yaptık, başka rengi yakıştırmadık; diline Seni Seviyorum’u pelesenk ettik; sonra kırmızıdan sıkıldık, soldu dedik. Seni seviyorum karnım acıktı demek kadar ruhsuzca seslendirilir oldu… Tükettik. Aşkı sınırların içine
Geçirdiğimiz karantina günlerinde sakin sessiz dediğim oturduğum sokakta karı koca tartışmalarını çokça duyar oldum. Cam çerçeve indirdiğim, bardak fırlatmalı, yalın ayak bağır çağır dışarı koşmalı, kendini balkonlardan fırlatmalı hiç kavgam
“Yaptığım şeyler birbirinin tersidir Güzel giden şeyleri berbat ederim Kimseye güvenmem Hem birini severim hem onu üzerim Umursadığım kişiyi fazla umursamaktan bunaltırım Tabiatım böyle” diyor Teoman. Her akrebin tabiatında acıdan
“İnsanoğlu kendindeki eksikliğin fazlalığı olan insanlarla eş olurlar.” Bilinen tanımıyla zıt kutuplar birbirini çeker. Bunun kimyasal ya da psikolojik olduğunu düşünebiliriz; ancak tamamıyla fizik kanuna bağlı olduğunu aktarayım size. Oktet
Aşk, dünyanı en karmaşık ama bir o kadar basit bir duygusu değil mi? Tam olarak aşkın tarifini ne yazık ki kimse yapamıyor. Kimine göre bir doğa manzarası...
Değişim ve kutuplaşma aynı süreçte işler. Kutuplar birbirinin özünü karşıtında barındırır. Her şey, hiçlikten doğar ve ardından kutuplaşma ile kendine yaşamsal alan açar.Hiçbir şeyi, ne iyi olarak ne de kötü
Öfke çoğu toplumlarda davranış olarak bilinmektedir; fakat bu yanlış bir kabuldür. Sağlıklı ve son derece doğal bir duygu olan öfke kontrolden çıkarsa yıkıcı hale dönüşmektedir. Bu da insan ilişkilerinde ve
Değişim ve kutuplaşma aynı süreçte işler. Kutuplar birbirinin özünü karşıtında barındırır. Her şey, hiçlikten doğar ve ardından kutuplaşma ile kendine yaşamsal alan açar. Hiçbir şeyi, ne iyi olarak ne de
Uzun zaman olmuştu. Unutup gittiğim, harika filmler arasında yeniden izleyip her sahnesinde “hayat ne garip” dedirten sahneler… Benjamin Button’u izlerken, bu sahne belkide hayatın kısa özetini sunuyor bize. Her ne
Ne kadar da yalnız ve bencil bir toplum olduğumuz eleştirisi ile sık sık karşılaşıyoruz bulunduğumuz ortamlarda. Hep eleştiren tarafta olduğumuza göre ben değilim, sen de değilsin, kim bu bencil insanlar,
Olgunlaşmak insanın “nasıl görünüyorum” aşamasından “nasıl görüyorum” aşamasına geçişidir diyor Zülfü Livaneli. Tam da bu sözüyle insan yetiştirirken yaptığımız en büyük hataya dikkat çekiyor. Çünkü biz insan yetiştirirken nerede hata
Bu güne, 93 yıla birbirinden güzel hikayeleri sığdırmış, pamuk gibi yüreği tatlı mı tatlı dili ile dolu dolu geçen komşumuz Nurten Semerci teyzemizin kahve sohbetinde başladık. Onu dinlemek anlattıklarında yıllların
MUTLU olmanızın sebebi, hayatınızda ki olaylara karşı tutumunuzun doğru olmasıdır.
Anne özlemi yaşayanlar için anneleri yanında olanlar, hadi kocaman sarılıp koklayın onları o koca yürekleri…
Zamanın bunca söz kalabalığı arasında, susarak konuşmalı insan. Öyle bir susuş ki, kendi sesini unutmuş bir susuş. Aklıselim bir tok sözlülük. Dinleyen bir susuş. Bu dünyada kendine ait bir sözü
CaN’s zaman akıp gidiyor işte…Doyamadan doyulmadan… Baba olmayı nasıl beklediğimi, nasıl heveslenip, Berkemin doğdu anda kucağıma aldığımda nasıl heyecanlanıp titrediğimi, bugün yeniden yaşadım. Hayat çizgimizde yol boyunca karşımıza çıkan her
Suya Sabuna Dokunmadan, Öpüp Koklamadan, Uykusuz Kalmadan Baba Olunur Mu?
Size iyi davranan insanları sevin. İyi davranmayanlar içinse sadece dua edin. Sakın kavga etmeyin ve gününüzü mahvetmelerine müsade etmeyin. Çünkü hayat, sabah pişmanlıklarla kalkmak için çok kısa. Kimseyi düzeltmeye çalışmayın. Düzeltmek gibi bir göreve bulanmayın. Yorulmayın. İyi
Keşke geç olmadan, her yeri çakma Queen’ler basmadan anne babalar uyansa....