içinde ,

İnsana Dair

Zamanın bunca söz kalabalığı arasında, susarak konuşmalı insan. Öyle bir susuş ki, kendi sesini unutmuş bir susuş. Aklıselim bir tok sözlülük. Dinleyen bir susuş. Bu dünyada kendine ait bir sözü olmayanları, susmuşları ve dahi susturulmuşları dinleyen bir susuş. İnsan ilişkilerinde temas kurarken, dinlemeyi bilen bir susuş. Ne için sustuğunu bilen, kendinden emin ve karşısındakine de bildiren bir susuş. Öyle ki, söze dahi iyi gelen, onarıcı bir susuş…

Sevinç var bir de. Derinden hissedilen, baş döndüren bir sevinç. Size bunu kim ya da ne yaşatabilir bilmiyorum ama duyularınızı keskinleştiren bir sevinç. Hayatınızdaki herkesi tek tek arayıp “ Seni seviyorum, benim için çok değerlisin. Bunu söylemek için aramıştım” dedirtecek bir sevinç…

Bir de incelik var. İnce şeyleri düşünmekte ki incelik. Durumun nezaketi. Kim ve ne olduğuna bakmadan herkese, insana, hayvana, bitkiye veya umurunda olmayan eşyaya bile nezaketle, letafetle yaklaşabilenlerden bahsediyorum. Yolda yürürken, birikintiden su içen kuşları ürkütmemek için yolunu değiştirenlerin nezaketi. Alçakgönüllülük, dürüstlük, merhamet. Merhamet, başkasının acısını duyma, acıyı müşterek yaşama. Şefkat, esirgeme, koruma, şefkati evrenselleştirme. Zulme, şiddete, insafsızlığa, adaletsizliğe karşı topyekûn bir silkinme. Merhamet çok yüce bir şey ve muhtemelen aşktan da üstün. Tanrı’ya okuyup üfleyerek değil; duyarak, görerek, yaşayarak, hissederek ulaşmak. Tanrıyı içinde hissederek yaşamak. Bu sebepledir ki Tanrı aslında içimizdeki vicdandır…

Son bir güzelleme de hüzne olsun. Ne yaparsak yapalım hep geriye kalan hüzne. Geriye sadece biraz hüzün kaldı. Ulus Baker’in dediği gibi “Her yeni gün geriye kalan günlerin sorgulanmasıdır diyerek geçiştirmeye çalıştığımız bir hüzün.” İncitilip derbeder edilmiş ruhların, kendini kendiyle hapsetmişlerin, henüz kendinden geçememişlerin, git kendine ait olduğun, layık olduğun, aşkı bulduğun bir dünya kur diyenlerin hüznü. Ne baş edebilir böyle bir duyguyla bilemiyorum ama geriye yine biraz hüzün kaldı…

Yazar Sefik Duran

Bir yorum

Yorum Bırakın

Bir cevap yazın

Taşın Dile Geldiği Masal Şehir, Mardin..

100 Yıllık Yolculuk