Sinek. Sivrisinek ya da karasinek. Karasinek: Gidersin bir su kenarına şırıl şırıl akan. Sokarsın ayağını kurarsın masanı. Sıcak ara sıcak yemek en son meyve yiyecek olursun bir şeyler içersin, keyifli
Sinek. Sivrisinek ya da karasinek. Karasinek: Gidersin bir su kenarına şırıl şırıl akan. Sokarsın ayağını kurarsın masanı. Sıcak ara sıcak yemek en son meyve yiyecek olursun bir şeyler içersin, keyifli
En son ki görevlendirmemin bitmesine az bir zaman kala iş yerimin bahçesinde rutin halini alan voltamı atıyorum. Kimse bir işte vermiyor şunu yap bunu yap diyende yok. İyi mi kötü
Eskilerde maç seyretmeye götürürdü babam beni; ama ansızın olurdu. Ondandır karaborsadan alırdı biletleri. Stadın önünde çerezcisi, köftecisi, türlü türlü tablacısı olurdu. Alırdı çerezlerimizi girerdik maça. Takım, rakip takım fark etmez
Çalıştığım şantiyeye türlü zorluklarla almış olduğum iznimin bitimine az süre kala dönerken araç bozulup o iliklerimizi donduran havada, gece vakti bir köy evine varıp kapıyı çalınca “Kim o?” diyen nineme
20. Yüzyıl iki dünya savaşı gördü. Birinci dünya savaşından evvel bizim için Balkan savaşları, 93 harbi gibi bir sürü savaş vardı. Kurtuluş savaşı da dahil zannedersem dört milyon dörtyüzbin şehit
Bu hafta sonu ne yapsam diye düşünürken olasılıkları geçirirken beynimin otobanından birden çalan telefonum ile kız kardeşime yeğenlerimin de ısrarıyla davet edildim. Akan sular durdu benim için tabiki. Bütün randevularımı
Nasreddin Hoca, çağırıldığı bir ziyafete eski giysileriyle gitmiş. Kimse Hocanın farkına bile varmamış. Tek bir kişi çıkıp da: – Buyur Hoca’m! dememiş. Nasreddin Hoca‘nın, buna çok canı sıkılmış. Ama kerametin de
TDK ya göre Arap müziğini andıran, genellikle karamsarlığı konu edinen bir müzik türü olarak tanımlanmış. Coğrafyamızda müziğimiz bile acılara batmış. Müslüm, Ferdi, Orhan, Azer uzayıp gider liste. 70 ler 80
Çocukken mahallede futbol oynayarak başladık spora. Ekonomik olarak sıkıntılarımız olmasa da yapılabilecek aktiviteler sınırlıydı buna spor da dahil. Deniz çok uzakta. Sulama kanalında yüzüyoruz. O yıllar apartman kültürü yerine mahalle
Ölüm hak, miras helal derler kültürümüzde. Katıldığım cenazelerde genelde 2. 3. günün sonunda konuşulurdu yakınları tarafından nasıl pay edileceği. Sanki kurbanda danaya girmişler amk 🙂 Düşünür hep gülümserdim o sahnelere.
Evde uzanıyorum. Mevsim Yaz. Çukurova sıcağında şort tişort. Soğuk biramı yudumlayarak serinlemeye çalışıyorum. Bir kaç gün evvel kızdığım aracımı satmışım. Bir yerlere de gidemiyorum. Olur olmadık zamanda nazlanacağı tutar yolda
Dedem namazında niyazında bir kaç defa hacca gitmiş süslüman değil tam bir müslümandı. Namaz vakitleri evimizin yanından geçerken beni de alırdı yanına namaza alıştırmak için. Giderdim de ben. O zaman
Hayvanlar aleminde avcı hayvanlar, av hayvanları ve başkalarının avladığı hayvanlardan beslenen hayvanlar mevcut. Kendine has av sanatları var hayvanların. Kimisi grup, kimisi bireysel, kimisi hızlı vs. Hayvancağız yorulmuş ter dökmüş
Üç kafadarız. Genellikle iş dışında beraberiz. Geziyor, tozuyor, eğleniyor hovardalık dahil alkol kumar her türlü hergeleliği yapıyoruz. Yine bir gün bir rakı balık sefasından çıkıp kumara düşeceğiz; genciz hızlıyız. Bindik
İçeriğini anlayamayanlar olur diye ben şiddetin her türlüsüne karşıyım diye başlamak isterim yazıma. Okey? Tespitlerime göre; Birincisi, serseri, züppe, şiddetten beslenen, kavga çıkaran bir erkek; hep skor hep skor, ya
Kağıt. Bir ağaçtan düştüm toprağa. Toprakla ilk buluşmam böyle oldu. Yavaş yavaş filizlenerek gördüm güneşi ve yağmur damlalarını. Zamanla kök salmaya başladım toprağın derinliklerine. Etrafımı kocaman ağaçlar çevirmiş, kışın yorganım
Malum karantina günleri. Aksiyon alamıyorsun bu günlerde kolayca. Hafta içi akşam, sonra bütün hafta sonu ya yalnız ya arkadaşlarında bir eve tıkılıyorsun. Hafta içide çalışıp mesai saatleri boyunca Tavuk gibi
Çocukken doğum günümde geldi Ömer Seyfettin’den yalnız Efe kitabı. Okudum çocuk aklımla bir şeyler anlamaya çalıştım. Ne kadındım ne KEZBAN ne de efeydim. Hoşuma sadece yalnız kelimesi gitmişti. Merakımı yalnız
Babam çoğunlukla çok sert, ara sıra sempatik anı anını tutmayan ne yapacağı pek kestirilemeyen belirsiz, tersine yaşam tarzı olarak ekonomik sosyal statü vb. çok belirli karaktere sahip biriydi. Kardeşlerim arasında