Aylardan Nisan. Ne garip şimdiye kadar hiçbir zaman dilimini söküp atmak istememiştim hayatımdan. Bir haftayı, o haftanın saatini, dakikasını, saniyesini ve hatta salisesini. Acı acı çalan telefondan; kulağımı tırmalayan içimi
Aylardan Nisan. Ne garip şimdiye kadar hiçbir zaman dilimini söküp atmak istememiştim hayatımdan. Bir haftayı, o haftanın saatini, dakikasını, saniyesini ve hatta salisesini. Acı acı çalan telefondan; kulağımı tırmalayan içimi
Kız çocuğuysanız babanız en büyük kahramanınızdır. İlk oyun arkadaşınız, sırdaşınız; tüm hatalarınıza şımarıklıklarınıza rağmen sizi koşulsuz sevecek, kızarken bile gözlerinin içinden sevgi fışkıracak dev adam. Gölgesinde her daim dinleneceğinizi ve
En zoruymuş meğer yüreği dolu olanın yüreğin de olmayı dilemek. Semaya açılan ellerde dualarında tek ona yer vermek. Kalbinin her atışı onunla ritim tutarken, onun o ritimle başkasıyla dans ettiğini
Koca bir kara delikti gözlerin beni içine çeken. Korkardım o karanlıkta kaybolmaya. Engel olamazdım nedensiz kendime. Sonra bırakıverdim her şeyi kapıldım rüzgarına. Ne güzel gülerdin bana be sevgili. İçim çekilirdi
Yalnızlık dediğiniz nedir? Hangi sözlükte yazar anlamı, hangi kitapta anlatılır. Hangi şiir sana yalnızlığını hatırlatır. Kalabalıkların içindeki yalnızlıktan bahsediyorum. Hoyrat sevgilerin, çıkarcı arkadaşlıkların arasından sıyrılıp eve gittiğinde kapının dışında bıraktıkların,
Sadece sevmek yeterli miydi kendine bağlamak için bir insanı. Gözlerine bakarken için eridiğinde, ağız dolusu konuşmak isterken tek tek döküldüğünde cümleler ağzından sözcüklere dökemesen de yeterli değil miydi yani sevgim.
Yollar bırakarak ardımda geldim sana. Herkesten her şeyden vazgeçercesine. Öyle büyüttüm ki içimde seni, farklı sandım. Gözlerimin içine bakınca tüm yorgunluğum geçer sandım. Sonrası ne mi; derin bir sessizlik. Seni
Bir sabah uyanıyorsunuz, Gözünüzü önünüzde boydan boya uzanan verimli topraklara; Mezopotamya’ya açıyorsunuz. Pencerenizden içeri kuş cıvıltıları giriyor. Masalsı bir tablo karşılıyor sizi. Yüzyıllar boyu yapılan savaşların, çekilen acıların nedenini bu
Beraber susabileceğin biri olmalı hayatında. Başını omzuna koyup, aynı noktaya bakmanın huzuru kaplamalı benliğini. İnsan kalabalığından, şehrin gürültüsünden arınmalı, dipsiz kuyulara inmeli belki; tek hamleyle çıkmalı o kör kuyulardan sonra.
Kendime vakit ayıramıyorum, sıkıldım bunaldım diyorsanız ve doğayı da seviyorsanız çantanızı toplamaya başlayın.
Genç adam geç saatlerde aşiyan mezarlığının önünden geçerken hıçkırık sesleri duyar. Sağa sola baktığında mezarlığın önündeki ağacın altında ağlayan bir kız görür. Kız alımlı mı alımlı güzel mi güzeldir. Çekinir
Bir deli yağmurdun sen. Yağışını tepeden tırnağa beni ıslatmanı severdim. Her damlan içime işlerdi; her damlan yüreğime akan bir nehire dönüşürdü. O ıslak halimle tir tir titrerken bir tek damlanı
Kalktım perdeleri araladım önce. Güneş ışığı gözlerimi kamaştırdı. İyot kokusunu çektim ciğerlerime. Kumsalda oynayan çocuklara takıldı gözüm. Bir tebessüm belirdi yüzümde. Bu pencereden her baktığımda ne kadar doğru karar vermişim
Dost meclisi bir araya geldiğinde mis kokulu kahve eşlik eder hep. Kokusu alıp götürür sizi. Muhabbetin dibine vurdurur. Fallar kapatılır, haydi ama söyle bir şeyler diye nazireler yapılır dostlar arasında.
Kulaktan dolma, nesilden nesile geçen bazı deyimler vardır. Ananemin hep kulladığı bazen güldüğüm bazen anlam veremediğim ama aklımın bir tarafında hep duran, anlamsız gibi görünen deyimler. Zaman geçtikçe hayatla örtüştüğünü
Issız sokakta koşar adım yürüyordu kadın, gölgesinden bile korkarak. Gecenin ayazı vururken yüzüne soğuktan çatlayan dudaklarını gözyaşları ıslatıyordu. Gözleri sokağın sonundaki ışığa odaklanmış hedefine ulaşmaya çalışıyordu. Attığı her adımda ışık
Ve ben koskoca bir yalnızlığın içinden geldim bugünlere.Kalabalıkların içindeki yalnızlıktan.Yıkılmaz sandığım tüm kaleleri yıkarak. Gitmez dediklerim terketti birer birer.Dost dediklerim maskelerini düşürdü.Açtıkları her yarada daha da kuvvetlendim, daha çok bağlandım
Hüzün mevsimidir sonbahar. Gidişleri ve kaybedişleriyle. Gönül ağacından düşen yaprakları tutamazsın, bir daha yeşermez aynı yerden kurur kalır bir yanın. Mevsimler gelir geçer, ben hep sonbaharda asılı kalırım. Oysa ben
Gözlerimi açıyorum, hafif buğulu yavaş yavaş netleşiyor görüntü… Kocaman bir amfi tiyatro burası. Etraf ıssız, soğuk. Kimseler yok. Ayağa kalkıyorum, izleyiciler yavaşça yerini alıyor. Zihnim aydınlanıyor hafiften. Oyun zamanı gelmiş olmalı.