içinde

Kitap Hırsızı – Markus Zusak

Anlatıcısının ölüm meleği olduğu bir roman…

Himmel Sokağı… Himmel Almanca’da cennet demek.

İkinci Dünya Savaşı sırasında ölüm meleğinin bile “Heil Hitler!” demeden neredeyse serbestçe dolaşamadığı Nazi Almanyası.

Biraz önce öyle bir kitap bitirdim ki soluksuz okudum. Neresinden bahsedeyim bilemedim şu an.

Liesel Meminger (Kitap Hırsızı) 2. Dünya Savaşı Nazi Almanya’sında yaşayan dokuz yaşında evlatlık verilmiş bir kız çocuğu. Hikayesi erkek kardeşiyle evlatlık verilmek üzere bindirildiği trende kardeşinin ölmesi ile başlıyor. Erkek kardeşinin gömüldüğü yerde mezar kazıcılardan birinin cebinden  düşürdüğü  el kitabını çalması ile kelimelerle arasındaki bağ kuruluyor. Sanıyor ki okumayı öğrenip bu kitabı okursa erkek kardeşini hiç kaybetmeyecek, annesi geri dönecek. Okumayı öğrenmek, kelimelere hakim olmak o saatten sonra en büyük tutkusu haline geliyor.  

Hikayede karşınıza çıkacak en etkileyeci kişi Hans Hubermann… Liesel’i evlatlık alan baba. Eşi Rosa ne kadar ağzı bozuksa, çekilmez biriyse Hans bir o kadar merhametli, yardımsever, yetenekli (çok iyi akordeon çalıyor) bambaşka biri. Liesel’in yaşadığı acılardan sonra sığındığı liman. Evlerinin sığındığında Liesel’e okuma yazmayı öğreten, kelimeler ile bağ kurmasını sağlayan, Liesel’i tekrar hayata bağlayıp kabuslarından kurtaran adam. Liesel bu adam sayesinde Himmel Sokağı’nda yeni bir yaşama başlıyor. Sokakta futbol oynadığı, sokak çeteleri ile hırsızlık yaptığı,  kitapların cazibesine kapılıp kitap çalmayı sürdürdüğü bir hayatın içinde büyüyor. Hırsızlık yapıyor olması da biz okurlar tarafından kınanmıyor nasıl anlatıldıysa. Derken kelimelerle arasında öyle bir bağ kuruluyor ki kelimeler onu hem büyülüyor hem de lanetliyor.

Hitler’in de Almanya’yı kelimelerin büyüsüyle sabırla lanetlediği okuyucuya laf arasında çok güzel sezdiriliyor.

Savaş yıllarının Nazi Almanya’sında en büyük suç Yahudi olmak ve Yahudilere yardım etmekken Himmel Sokak’ı 33 numaraya Hans Hubermann’ın asla geri çeviremeyeceği bir Yahudi kaçak geliyor; Max Vanderburg… Hubermanların bodrumunda uzun süre saklanıyor Max. Ahh Max… Senin acılarına, korkularına, zavallı hallerine ve kitabın içine yerleştirilmiş yeteneğine kalbimi bıraktım. Tıpkı Hubermanlar gibi…

Himmel Sokağı sakinleri… Hepsi savaş korkusu ile yaşayan, atılan bombalarla yaşamaya alışan, günlük hayatlarını olduğu gibi sürdürmeye çalışan, her geçen gün yoksullaşan Alman  halkından sadece bazıları.  Ama Rudy… Ah Rudy… ah Keriz… Liesel’in  masum aşkı… Himmel  Sokağı’nın hızlı atleti… Sen de kitabın en  kıymetlilerindensin.  Hikayen çok çok özel.

Savaşın yıkıcılığının, insanlara olan etkisinin, yaşanan kayıpların, geri dönülmez hataların, onur kırıcı, bitirici her sonucun yansıtıldığı bir hayat öyküsü anlatılmış bizlere Kitap Hırsızı Liesel üzerinden. Kelimelerin gücünün, kitapların kurtardığı bir çocuğun hikayesi. Sevdiği bütün insanları kaybeden Liesel’in kelimeler ve kitaplar ile savaş karşısında dik durmasının hikayesi.

O kadar zormuş ki hayatta kalmak dik durmak o dönemde. Anlatıcı olan ölüm meleği kitabın sonunda savaşını yıkıcılığını şöyle ifade ediyor:

“1943 yılında her an her yerdeydim”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bir Beverly Hills Kızı Olmanın Sıralı Tam Listesi

Sevilme ve Değer Görme Açlığı