Hayal

0
hayal

Kalktım perdeleri araladım önce. Güneş ışığı gözlerimi kamaştırdı. İyot kokusunu çektim ciğerlerime. Kumsalda oynayan çocuklara takıldı gözüm. Bir tebessüm belirdi yüzümde. Bu pencereden her baktığımda ne kadar doğru karar vermişim diye şükrederim her seferinde…

Ne zorlanmıştım oysa. Sevdiklerimi geride bırakıp sadece bir bavul eşyayla otobüse atlayıp gelmiştim bu sahil kasabasına. Şehrin tüm kargaşasını, insanların asık suratlarını, umutsuz bakan gözlerini bırakıp gelmiştim. Dün gibi hatırlarım ilk ayak basışımı huzurun adresine. Otobüsten inmiş sağa sola bakınıyordum gelmesini beklerken arkadaşımın. Çocukluğumdan burnumda kalan bir koku karşıladı beni seneler öncesine götürdü. Elinde fırından aldığı sıcacık ekmekle başını kemire kemire gelirdi eve kimilerine göre yaramaz kız çocuğu. O hep hasretini duyduğu pazar kahvaltıları hazırlanırdı sonra. Babasının yaptığı mis gibi menemen. Evi sarardı biberle domatesin kokusu. Mutfakta kıkırdardı baba kız ah ne güzel günlerdi onlar.

Omuzumda bir el nerelere daldın yine diyor bana. Dönüyorum tanıdık gülümseme ve beni benden iyi tanıyan gözler. Hoş geldin diyor dünyama yeni dünyana. Umut kaplıyor her yanımı. Seneler geçti üstünden omuzumdan hiç çekmedi elini. Eğer mutluysam şimdilerde biraz da onun sayesinde. Hiç ayrılmayız derdik de; birimizi bir tarafa diğerimizi başka tarafa atmıştı hayat. Bizse hayata inat yine yollarımızı birleştirmiştik…

Öyle dalmıştım ki; arkamdaki tıkırtıları duymadım ta ki belime sarılan güven dolu kolları hissedene kadar. Armağan gibiydi o bana; akşama hazır mısın dedi. Ufak tefek hazırlıklar kalmıştı. Öğleden sonra kızlar yardıma gelecek onlarla tamamlarız dedim.

Akşam yine aynı akşam. Huzurun, hüznün, arkadaşlığın, aşkın tablosu akşam. Bu tablo hangi iyiliğimin eseriydi acaba. Gün batımında masanın etrafında dostlar toplanmışız. Kendi yetiştirdiğim meyve ve sebzelerden mezeler süslüyor masayı. Gözüm bahçede oynayan kıvır kıvır saçlı kızıma takılıyor. Kucağıma verdikleri ilk anı hatırlıyorum. Alnıma gururla konan öpücüğü, tarif edilemez mutluluğumu… Elinde kadehle yaklaşıyor sevdiğim adam. Boynuma bir öpücük konduruyor. İyi ki geldin buralara diyor, manzaranın tadını çıkararak. Masada toplanmış herkes keyifle şarkılar türküler mırıldanıyor, gülüyor, eğleniyor. Çocuk sesleri birbirine karışıyor. Sevdiğim adamın omuzuna yaslıyorum başımı sonra gözlerinin içine bakıyorum. Bir ilah gibi rahatlatıyor bakışları. Ve diyorum zor alınan kararların nasıl kapılar açtığını bilemeyiz bazen. Ama yıllar önce bir cesaretle kalkıp gelmeseydim buralara tablom eksik kalacaktı hep. Ve ben şimdi kanatlarımdaki huzurun dayanılmaz hafifliğini hissediyorum. Kadehimi masadaki dostlara kaldırıyorum. İyi ki varsınız hep varolasınız ve yanımdaki adama dönüyorum bir buse konduruyorum yanağına iyi ki diyorum gözümden akan birkaç damla yaşa engel olamadan ve parmağını değdiriyor dudaklarıma iyi ki diye mırıldanıyor tüm sevecenliğiyle ve ben bir kez daha gözlerinin karanlığında kayboluyorum o adamın…