Malum karantina günleri. Aksiyon alamıyorsun bu günlerde kolayca. Hafta içi akşam, sonra bütün hafta sonu ya yalnız ya arkadaşlarında bir eve tıkılıyorsun. Hafta içide çalışıp mesai saatleri boyunca Tavuk gibi
Malum karantina günleri. Aksiyon alamıyorsun bu günlerde kolayca. Hafta içi akşam, sonra bütün hafta sonu ya yalnız ya arkadaşlarında bir eve tıkılıyorsun. Hafta içide çalışıp mesai saatleri boyunca Tavuk gibi
Bende de var haliyle mevzubahis durumdan. Sevgiliden, eşten, arkadaşlıktan… kimisine göre Rabbinden… 10’lu yaşların sonunda ilk terk edildiğimde, yorganın altında nefessiz kalıncaya kadar ağlar, ölmeyi beklerdim. Ancak soğuğun iliklerde hissedildiği,
Çocukken doğum günümde geldi Ömer Seyfettin’den yalnız Efe kitabı. Okudum çocuk aklımla bir şeyler anlamaya çalıştım. Ne kadındım ne KEZBAN ne de efeydim. Hoşuma sadece yalnız kelimesi gitmişti. Merakımı yalnız
Düşlemek, en olanaksızı düşlemek benimkisi Her şeyi unutarak, durmadan hayal kurmak Gözlerini kapatıp bulutlarda yürümek Yıldızları avuçlayıp üfleyerek, baştan sona kaybolmak Sonsuzluğu düşlemek, hiç bitmeyen hikayeler yaratıp kaybolmak içinde Ütopik
Adı çok dikkat çekici bir kitap; Düğümlere Üfleyen Kadınlar… Kitap isimleri benim için çok önemli sanırım, çünkü resmen azimle buldum bu kitabı. Karantina döneminde listeme eklemiştim ama bir türlü stoklarda
Babam çoğunlukla çok sert, ara sıra sempatik anı anını tutmayan ne yapacağı pek kestirilemeyen belirsiz, tersine yaşam tarzı olarak ekonomik sosyal statü vb. çok belirli karaktere sahip biriydi. Kardeşlerim arasında
Yine bir Gülseren Budayıcıoğlu kitabı ve yine çeşitli ruhsal hastalıklarla dolu olaylar… Bu kitap son zamanlarda Masumlar Apartmanı dizisi ile iyice ünlendi. Kitaptaki adı “Çöp Apartman”… Dizi ve kitap arasındaki
Graumann’ın yeni teklisi Veliko Tarnovo, NOTOFC etiketiyle 18.12.2020 tarihinde tüm dijital müzik platformlardaki yerini aldı. Dünya çapında yükselişte olan Melodic Techno türündeki parçanın hikayesi ise dikkat çekici. Parçanın hikayesi; Bulgar
Nüfusumuzun yarısı olan 42 milyon kişinin oyun olarak da bilinen video oyunları oynadığı tahmin edilmektedir. Popüler inanışın aksine, oyun oynayanlar sadece gençler değildir. Yakın tarihli bir ankete göre, oyuncuların yalnızca
Hayatının ilk üç kitabını söyle deseler Orhan Pamuk Masumiyet Müzesi’ni ve Kafamda Bir Tuhaflık’ı söylerim hemen… Bundan dolayı Orhan Pamuk’un kitaplarına hep olumlu başlamışımdır. Dile kolay, ilk üçte iki tane
Ne güzel tepkiydi değil mi? Tüm dünya ayağa kalktı. Heryerden #NoToRacisim tweetleri yağdı. Eskiden olsa (Eto’yu hatırlayın) maça devam edilecekken bu sefer çığ gibi büyüyen destek sonrası maç ertelendi, hakemler
Sana sevgimden bahsetmeyeceğim, çünkü ne hissettiğimi bende bilmiyorum . Ama özlediğimi söylememde sakınca yoktur umarım… Çok özledim. Yanımda olabilseydin sana sarılır mıydım? Belki hayır ! Biliyorum her baba-kız gibi bir
Bazen ne düşündüğünü bilemez insan. Nerde olduğunu, ne yaptığını, hangi yolda olduğunu… sadece gitmek zorunda kalır, yolun yokuşluğunu göremez, düzlüğünü de, Ama o yolda iyi olmak zorunda kalır çünkü iyi
Biraz mayışmışım, ama heran hazırım ben. İçimden bir şey kaçmak için zorlanıyor, benim istediğim kadar. Salt ayakta duruyorum. Aklıma hiçbir şey gelmiyor. İskeledeki kırmızı kalkış saatlerinin ışığı yüzüme esrarlı bir
Karmaşık gürültülerden, kötülerin gözlerinden, yaş almışların çenesinden kaçtım. Karşıyaka – Konak vapuru uçuşa geçti. İnsanlar genelde vapur seyahatlerine ”gezme” derler. Onlar yukarıda motorun çıkardığı köpükleri izlerken ben, aşağıdaki üç metrelik
Gülseren Budayıcıoğlu ekranlarda ve kitap raflarında fırtınalar estirmeye devam ediyor. 2008 yılında çıkardığı “Günahın Üç Rengi” kitabındaki bazı karakterler son zamanlarda Kırmızı Oda dizisinde seyirci karşısına çıkıyor. Sadece ilk bölümünün
Kaşların doğuştan mı çatık? Bakışların donuk, ifadesiz ve sert? Neden? Çalışma arkadaşlarımızla mesafeli bir şekilde oturmuş çayımı yudumlarken geldi bu soru hiç beklemediğim birinden. Soruyu ortamın havasıyla geçiştirdik; ama geriye
Poyraz gibiydi o gün ruhum. Bedenimin içine sığmıyordu. Artık duş alırken akan gözyaşlarım da yetmiyordu, içimin huzursuzluğunu gidermeye. Düşünen bir aklım yoktu o gün. Duygularım ele geçirmişti tüm vücudumu. Çok
İlk önce kitabın adıyla başlayalım. “Her Yerde Kan Var” Osmanlı Devleti’ni ve saraydaki entrikaları anlatan bir kitap olur da her yerde kan olmaz mı? Kesinlikle çok başarılı bir isim olmuş
Ne kadar da kolaydı senin içinSadece bir kelime döküldü dudaklarındanBitti dedin ve gittin, hiç düşünmedinBen ne olurum, ne yaparım sensizNasihat gibiydi son sözün,Unut dedin! sanki çok kolaymış gibi Dinledim sözünü….Unut