içinde

Düğümlere Üfleyen Kadınlar – Ece Temelkuran

Adı çok dikkat çekici bir kitap; Düğümlere Üfleyen Kadınlar…

Kitap isimleri benim için çok önemli sanırım, çünkü resmen azimle buldum bu kitabı. Karantina döneminde listeme eklemiştim ama bir türlü stoklarda bulamıyordum. Sonra buldum bir arkadaşımdan. Bulmaz olaymışım… Neden öyle söylediğimi geleceğim birazdan.

Tunus’ta bir pansiyonda bir araya gelen, çeşitli sebeplerden bulundukları ortamdan ya da kendilerinden kaçan, farklı ülkelerden üç kadının, başka bir kadın önderliğinde intikam amaçlı çıktıkları yolculuğu konu alan bir kitap… İlk kahramanımız bir Türk gazeteci, aynı zamanda yazar. Olayları onun ağzından okuyoruz (adı belirtilmiyor)

İkinci kahramanımız devrim için meydanlarda savaşmış akademisyen Maryam… Üçüncü kahramanımız dansçı olduğu için ailesi ve çevresi tarafından dışlanan Tunuslu Amira. Ve gizemli kişi Libyalı Madam Lilla…

Her bölümden sonra, bir şeyler anlarım belki diye umut ettiğim ama son sayfasına kadar birbirlerini hiç tanımadan neden böyle bir yolculuğa kalkıştıklarını bir türlü anlayamadığım bir kitap oldu benim için. Hikayeyi kafamda oturtamadığım için sanırım çok sıkıldım okurken. Oysa adı çok etkileyiciydi (Felak Suresi’ndeki bir ayetten alınmış) kapaktaki “çünkü bir erkek bir kadının nefesi kadar” yazısı çok okunası bir kitap izlenimi veriyordu ama yok! Kadınlar düğümlere değil bana üflediler neredeyse. Her sayfasında üfledim, püfledim… 18. bölümde Madam Lilla’nın aşkının anlatıldığı kısımlar çok güzeldi. Ve satırlar arasında oldukça güzel benzetmeler vardı, yazarın hakkını yiyemem, azimle okuyup bitirmemin sebebi o benzetmeler oldu sanırım.

“İnsan gecenin seslerini ancak bir maceraya ikna olmak istediği zaman bu kadar uzun dinliyor herhalde” (sayfa 4)

“Belli ki dünyayla başa çıkabilen ama kalbiyle baş edemeyen bir kadındı. (Sayfa 10)

… “Öyle sert bakıyor ki sanki alnında hiç indirmediği bir “kapalıyız” tabelası asılı. (Sayfa 19) 

“Bir dönme dolabın sallanan kabinine birbirlerinin hareketlerini takip ederek yerleşen kişiler iki kişiler.” (sayfa 20)

“İnsanı en çok kendini hayal kırıklığına uğratmak mahveder”

“Korkmak, ne sefil bir hapishane.” (Sayfa 90)

“Sesi kısılmış bir seyyar satıcının tezgahındaki son üç levreğiz… “(Sayfa 126)

“Her mutlu anın bir cezası vardır…”

“Evlilik.. Porselen takımların desenlerini adamın yüzünden daha çok gördüğün bir münasebettir.” (sayfa 194)

“İnanmak istemek inançtan daha kuvvetlidir.”

“Bir dua kırıntısı lütfet. Benim kalbim ise senin için hep namazda.”

Kısacası beni sarmayan bir şeyler vardı kitapta, belki sizi cezbeder bu tarz hikayeler. Ece Temelkuran yeni bir kitap daha çıkarıyormuş, ben okur muyum bilmem ama meraklısı varsa haber vermiş olayım.  İyi okumalar.

Yazar Asuman ATAGÜN

Siz Ve Biz Blog Editörü
İngilizce Öğretmeni - İstanbul
Rüzgar esiyorsa bırak söğüt düşünsün. Çınara zaten bir şey olmaz.

Bir cevap yazın

Otobüs

İçimdeki Sihir