içinde

Mini Bir Hikaye

Poyraz gibiydi o gün ruhum. Bedenimin içine sığmıyordu. Artık duş alırken akan gözyaşlarım da yetmiyordu, içimin huzursuzluğunu gidermeye. Düşünen bir aklım yoktu o gün. Duygularım ele geçirmişti tüm vücudumu. Çok soğuktu ve yağmur çiselemeye başlamıştı. Lojmana girdiğimde nereye fırlatıp attığımı hatırlayamadığım arabamın anahtarımı arıyorken buldum kendimi.

Son zamanlarda kapıyı kilitleyip ışıkları söndürüp mumlarımı yakıp lojmanımın klimasının gürültülü sesine karışıp giden bir müzik açıyordum sadece. Uyumak istiyordum uzayan gecelerin sabahına bir an önce kavuşmak için.

Evet, sonunda bulmuştum. Çıkıyorum lojmandan. Nereye gidiyorsun dur diyen yok henüz. Dedim ya aklımın yerini almış duygular. Havalimanına geldim. Kontuara gittim; önce satış ofisine yönlendirdi, bileti aldım, check-ini yaptım ve uçağa doğru gidiyordum. Hayattaki şansımı o an bilet bularak kullanmam da bu yolculuğun rengini belli ediyordu. 1 saatlik hava yolculuğundan sonra indim. Plansız, programsız… Bir elimde anahtarlar, cebimde bir miktar para… Bir taksiye bindim, yüreğim ağzımın içinde atıyordu. 87013 nolu sokaktaydım. 3 numaralı binanın önünde durduk. İndim. Taksiye bindiğimde yağan yağmur burada da çiseliyordu. Ancak yavaştan hızını arttırmıştı ve birazdan büyük ihtimalle gök tüm heybetiyle gürleyip boşaltacaktı içinde ne var ne yok.

3 nolu binanın 1. katının mutfak penceresi açık; orta holün yanan lambasının ışığının hafif aydınlığı karaltısını çıkardı karşıma. Mutfaktaydı. İki yağmur yüklü bulut ise tüm ihtişamıyla şimşekleri çakarak yüklerini boşaltmaya başlamıştı. Pencereden uzattı başını ve havaya bakıp tam sürgüyü çekecekti ki beni fark etti. Kahretsin görmüştü beni. Donmuşçasına, olduğum yerde çakılıp kalmışçasına tepki veremedim; çünkü dönüp gitmeliydim, görünmemeliydim. Ne diyecektim ki şimdi ben. Neden gelmiştim, neden söylememiştim ve daha da açıklanamazı neden orada öylece durup onun evine bakıyordum.

Yine yalanlar söyleyecektim; yine oyun oynayacaktım ve çok yorulmuştum bundan. Aşağı indi, ben hala olduğum yerde üzerime şırıl şırıl yağan yağmurdan hiç kaçmaya çaba göstermeyecek kadar donuk bir şekilde bekliyordum. Konuşmadı, içeri aldı ve kurulamaya başladı. Her yan yana gelişimizde olduğu gibi kıvranıyordu vücutlarımız buluşmak için. Hiç konuşmadan buluştuk.

Sonra bir kahve verdi bana ve ben yine o umarsız tavrımı takınarak kısa bir sohbet ardından çıkmam gerektiğini söyleyip çıktım. Kalabilirdim, sarılıp uyuyabilirdim, özlem giderebilirdim; ama kalırsam gidemezdim, kalırsam sımsıkı dolanırdı kollarım boynuna. İşte bu tam olarak sevgimin değer görmeme korkusunun giydiği kamuflajdı. O yolu geri dönmek en zoruydu. Anladım ki sadece onun sevgisinin dolduracağı, onun sevgisinin besleyeceği içimdeki o boşluğu beni tüm dünya sevse de kapatamayacaktım.

Yazar SMYRNA

Always Hope But Never Expect - Adana

Bir cevap yazın

Her Yerde Kan Var – Ayşe Kulin

“Hayata Gülümse” Klişesini Yıkmaya Geldim