içinde

Pandemideyiz. Neden Düğün Diye Israr Ediyorsunuz?

Covid-19’un ülkemize giriş yaptığı 11 Mart itibariyle, askıya alınan bahar-kır düğünleri 1 Temmuz’da düğün salonlarının açılacak olmasıyla bana göre 2. dalgaya kırmızı halı seriyor. Bu dönemde nikahını yapıp usul usul evine geçen çiftler de yok değil. Onları, can-ı gönülden tebrik etmek gerekiyor duyarlılıkları için.

Gelelim “Ben düğün isterem” diye tutturan; “Düğünler Ne Olacak?” diye facebook sayfaları, instagram hesapları açan güruha. Duyarsızca, bilinçsizce hareket edenlere. Eğer olur da gelinlik damatlık bakmaktan kafanızı kaldırır; Ben ne yapıyorum vaka sayıları her gün artıyorken diye bir an bile düşünebilirseniz; hem düğünün gereksizliğinin hem de cebinize kaç el gireceğinin farkına varacaksınız. İşte size sebepler:

Nişanlandıktan sonra ilk iş gelinlik modeli beğenmek. Oysaki topu topu 3 tane model olmasına rağmen düğüne haftalar kala kararı ancak verebilmek. 3 saat giyeceği, ağırlığının 2 katı gelinliğe servet baymak ve sonunda “dış çekim” muhabbetine aylarca aradığın gelinliği denizin ortasına gömüvermek.

  • Daviteyeleri en ücrada kalmış, sorsan adını hatırlamayacak akrabalara kadar ulaştırma telaşına kapılmak. Olur da birini unutursanız vay halinize. Potansiyel çeyrek altın takıcısını elinden kaçırdınız demek.
  • LCV konusunu atlamamak lazım. Ne de olsa 30-40 bin gibi ufak bir servet bırakacaksınız düğün yapılacak mekanda. Davetiyeye bu ibareyi ekleyin ki “Önümüzdeki 3-5 sene senin yiyeceğin ordövr tabağı ve içeceğin kadeh kadeh içkilerin parasını ödeyeceğim, ona göre cevap ver.” mesajı gitmiş olsun.
  • “Çeyiz” denen yeni evlenecek çiftlerin kullanacağı tuvalet fırçasına kadar davul zurna eşliğinde milletin gözü önüne serilen eşya silsilesi. “A bak bu kırmızı siyah nevresim takımımız. İlk gece bunun üstünde sevişeceğiz.” demenin seremonik hali. Gereksizce alınan, ömrü hayatınızda kullanmayacağınız ilerde “ıvır zıvır” olarak adlandıracağınız şimdilik ev gereci dediğimiz eşyalar.
  • Düğün günü gelini insanlıktan çıkaran koca bir saç ve tanınmayacak hale getiren bir makyaj. Saatler öncesinde gidilen kuaförden düğün saatinden çok sonra ayrılabilmek. Neden? Çünkü gelinle gelen kız kardeş, sağdıç, görümce, elti, çoluk çocuğun fabrikasyon çıkışı maşa yapılmış saçlarının yetişmemesi durumu.
  • İşte bir diğer bomba. Düğünlerin en işkence hali: Takı merasimi. 50 lira takan ile tam altın takanın kıyasıya yarıştığı an. “Damadın dayısının oğlundan 20 lira” diye anons yaptırıp kabara kabara yürümek.
  • Düğünün vazgeçilmezleri arasında yer alan gelin-damat taraflarının sürtüşmesi, hatta kavga etmesi. Kenarda bir köşede ailesinden gizli gizli içki içen ergen tayfasının kız tavlama teşebbüsleri.
  • Her ne yaptı ise terden gömleği vücuduna yapışmış, belinin kenarında taşıdığı milattan önce kalma cep telefonu ile göbek atmaya çalışan enişte kişisi. Zorla oynatılmaya çalışılan, oynayınca da karşısına geçip gülünen ailenin en matrak büyüğü.
  • Düğünün her safhasında ( mekana girmek, mekandan çıkmak, pasta kesmek vb) bahşiş koparmaya çalışan yılışık garson tipler.
  • Makas kesmiyor, gelinin saçında makas kaldı gibi saçma sapan sebeplerle kesesini doldurmaya çalışan gözü açlar. Ne hikmetse 10 liralık sakal tıraşı 100 lira olur ogün. Normal bir günde 20 liraya yaptırdığın saç, “Gelin Başı” adı altında 500 liraya kadar çıkar. Sonuç: Topuz.
  • Gelini mantıksız bir şekilde ağlatma çabaları. Ağlamayana “Ay bu ne evlenme meraklısıymış” yaftasını yapıştıran manyaklar. Dans eden geline söylenmedik söz bırakmayan ak-r-babalar.
  • Yeni bir moda: Evlenmek üzere olan gelin adayının instagramda “Ağustos Gelini, Temmuz’da Evlenen Kız” gibi isimlerle hesap açıp evleneceği güne kadar düğünüyle ilgili her detayı tanımadığı yüzlerce kişiyle paylaşması.
  • Düğün günü bangır bangır korna sesleriyle sokak sokak dolaşılması, şehrin açıkhava gözde mekanlarından birinde durup boy gösterisi yapılması. Hayatlarında ilk defa gelin ve gelinlik gören gözlerin arasından geçerken “Şşş bakın biz evleniyoruz.” yürüyüşü yapılması.
  • Oryantal müzik eşliğinde platform topuk ayakkabılarını çıkarıp yalın ayak kıvırtan yenge.
  • Yine bir diğer bomba kısım. Gelinle damadın aylarca hazırlandığı bu günde davul gibi gerilmeleri ve sonunda kavga etmeleri. Alın size düğün.

Gelenek ve göreneklere karşı değilim; yalnız her durumun fırsata çevrilmesi ve rant sağlanmaya çalışılması bu gelenekleri ifa etmekten alıkoyuyor insanı. Düşünsenize, araba süsletmek diye saçma bir durum ortaya atıp toplasan 2 metreyi bulmayan renkli tülü bağlamanın size çıkan faturası 100 tl. Vermeyince de arabayı bir türlü teslim etmeme durumu. Evlenecek birini bulduysanız nikah dairesi de bu işi hallediyor.

Düğün olmayınca da size “karı-koca” diyorlar. Pandemi dönemindeyiz. Virüs bitmediiiiiiii… diyerek konuyu kapatıyorum; ama illa yapacağım diyorsanız, bir sonraki yazımı okuyun.

Yazar SMYRNA

Always Hope But Never Expect - Adana

Bir yorum

Yorum Bırakın

Bir cevap yazın

Fil Saati – Tuğba Sarıünal

Pandemi Döneminde Olası Düğün Senaryoları