Zor dostum zor, Bu ülkede iyiliği, doğruluğu ve güzelliği anlatabilmek çok zor, Çünkü hepimiz en iyisini biliyoruz, her şeyi biliyoruz Gün geçtikçe daha da zor oluyor… *** Zor dostum zor,
Zor dostum zor, Bu ülkede iyiliği, doğruluğu ve güzelliği anlatabilmek çok zor, Çünkü hepimiz en iyisini biliyoruz, her şeyi biliyoruz Gün geçtikçe daha da zor oluyor… *** Zor dostum zor,
Dört bir yanına çiçekler açtıranTüm hücrelerine usulca sızanDuru su misali topraklarınaSakin ve sessizce gelen Yetmezmiş gibi zamansız gelişiGitmek isterGiderHasreti aşar gidişiDelice çağlar Sesiz olmaz gidişiNe koparabilirse götürürKoparır çiçeklerini,dallarını kırarKarışır topraklarınaDağıtır
Renkler çürüyor yavaş yavaş, hiç ummadığım vakitlerde boğuluyorum düşüncelerimde. Baktığım aynı sizinle biliyorum ama gördüklerim aynı değil, cama vuran güneş ışığının dahi hikayesini arıyorum. Sanki yarım kalmışlıkları var gibi bu
Nasıl anlatsam anlarlar? Bilemedim kaç yolu var ama var. Ben ha gayret çabalasam da anlatmaya Oldu olanlar. Unuttuğumu sandığım birçok şey. Arkaya attığım ve bir daha asla esamesini dahi okumak
Eski sevgililerimiz ayrıldıktan bir süre sonra hayatımıza geri döner.Hiç düşündünüz mü?*Ona ihtiyacımız varken yanımızda olmayan o kişi, kendimizi toparlayıp hayatımızı düzene soktuğumuzda neden yeniden gelir?Psikoloji buna şöyle cevap veriyor:*O kişi
Hergün sabah 6’da uyanıyorum, Bunalıyorum, boğuluyorum kendimi dışarı atıyorum, Sen tabii ki bunu bilmiyorsun… Parktaki çay bahçesi açıktır herhalde, oraya gidiyorum, Uyumam gerek aslında bu saatte kendime kızıyorum, Parkta tüm
Başarılı insanların hiç fark edilmeyen ortak bir özelliğinden bahsedelim mi sizlerle? Ciddiye alınmamak! Hani hep yakınırız “o kadar konuştum anlattım ancak beni ciddiye almadılar” diye. Bir şey icat etmişsinizdir ya
Oysa önceki günlerden farkı yoktu gözümü açtığım o mahşer gününün. Güneş yine o büyük çınarın ardından doğmuş, alabildiğince aydınlatıyordu memleketin her kuytu köşesini. Komşu teyzeler camlarda, amcalar kahvehanelerdeydi. Çocuklar sokakta
Don’t f*** with cats, içinde gerçek bir olayın anlatıldığı, yönetmenliğini Mark Lewis’in üstlendiği 2019 yapımı bir belgesel. Bu belgeselde tamamen gerçek bir olay, olayın içinde bulunan insanların konuyu anlatımlarıyla gerçekleştirilmiş.
İstanbul’u dinliyorum gözlerim açık Kusura bakma Orhan Veli Bu zamanda kapatamazsın gözlerini O zamanların İstanbul’u ancak mısralarda *** Trafiğin sesi geliyor uzaklardan Silahlar patlıyor şehrin kenar mahallelerinde Kadınlar şiddetin kıskacında
Mutluluk, elimizle tutamadığımız, gözlerimizle göremediğimiz ama hissedebildiğimiz insanın içini ısıtan bir duygudur diye tanımlayabiliriz bence. Mutluluk, kimilerinin parada, kimilerinin aşkta, kimilerinin ise makam – mevkide olduğunu zannettiği ulaşılmaz sanılan duygu…
Siz ve biz olduk Biz ve bizim gibiler… Siz ve sizin gibiler… *** Siz bizi hiçbir zaman anlayamadınız Biz ise sizi anladık Aslında siz bizi anlamıştınız Biz sizin bizi anlamadığınızı
Gözyaşlarımız Pınar oldu akıyor… Yine güzel bir kadının ardından bakıyoruz. Bu kaçıncı diye isyan edeceğiz bir süre, Birkaç gün sonra unutacağız belki de! Bu kaçıncı Pınar, Kaçıncı ağlayışımız cehaletin koynunda
Camdaki Kız, TV8’in iddialı yapımlarından biri olan “Doğduğun Ev Kaderindir” dizisinin uyarlandığı bir kitap… Uyarlandığı diyorum ama 350 sayfalık kitapta Zeynep ve Mehdi’den sadece 30 sayfasında bahsediliyor; kitabın baş kahramanları
Evde kalmak ve her an dışarı çıkamamak elimde var olan kitapları bitirmek adına çok faydalı oldu benim için. Yoksa bu kitabı anında bırakır, okumaya devam etmezdim başka uğraşlarım olsaydı… Çünkü
“Evrensel bir ezgidir Zülfü Livaneli, Ya da eşsiz bir film karesi, Belki de sonu gelsin istemediğimiz bir romandır o. Ama en çok da umuttur. Hep genç kalan, gençlikle çoğalan, her
Yaprak Dökümü’nün Ceyda’sıydı benim için her zaman. Meğer aynı zamanda kitapları da varmış Başak Sayan’ın… Ben o yönünü biraz geç keşfetmişim anlaşılan. Normalde “herkes kendi işini yapsın” diyenlerdenim ama Başak
Pek şiir sever biri değilimdir; ama insanın içine işleyen, işte bu tam da şu anki ruhumu anlatıyor dediğim dizelerin de hastasıyımdır. İnsanın kendini başkasından dinlemesi herkesçe olmayabilir; ama benim hoşuma
Mutlak iyilik ya da mutlak kötülük diye bir şey yoktur. Bu cümleyle başlayalım yazıya. Bu söz yıllarca tartışıldı ve daha da tartışılacaktır. İyilikle ilgili bir çok şey yazılıyor, konuşuluyor, devrimler
Bu sene çok farklı diğerlerinden, ıssız veya savunmasız değilim. Kimsesiz de. Belki çokça yalnız, biraz dargınım kendimle ama fazlası değil. Sen de çok farklısın gözümde, kafamda kurguladığım o büyük adam