''Eskiden güzel insanlar vardı." Konuşmasında hikmet, susmasında edep, bakışında feraset, duruşunda asalet. Nurani simalı, vakur ama mütevazi insanlardı.
''Eskiden güzel insanlar vardı." Konuşmasında hikmet, susmasında edep, bakışında feraset, duruşunda asalet. Nurani simalı, vakur ama mütevazi insanlardı.
Gavurcası; Everything you deserve will be yours, be patient... Türkçe’si; Edep, edepsizIerin edepsizIiğine sabretmektir. Her şeyin anahtarı sabırdır.
Anne babasını kaybedenlere ait olduğu söylenen beylik laflara aldırmayın. Hani vaktiniz varken henüz yanınızdayken çok çok öpün sarılın vakit geçirin diyorlar ya...
MUTLU olmanızın sebebi, hayatınızda ki olaylara karşı tutumunuzun doğru olmasıdır.
“Varlığımız, iş yapış şeklimiz, düşüncemiz, davranışlarımız, beynimiz ve kalbimiz herkese ve her şeye yarar sağlasın; samimi ve arkası dolu olsun.”
Fark etmeden fark ettirilmeden beynimizin en ince kıvrımlarına kadar hainlik, pusu kurmak, karalamak, eteğinden tutup aşağılara kaydırmak öğretisi ile aklımızı yitir.
1905’te Paris’teki Salon d’Automne adlı salonda parlak çiğ renklerle yapılmış tablolardan oluşan bir koleksiyon sergilendi. Bu sergiye gidenler, rengin cesurca kullanımını ve eserlerdeki tutkunun apaçıklığını görüp şaşkına döndüler. Önde gelen
Kiminle kimlerle yürümek uzun yolları, küçük patikaları ve varmak ulaşmak istediğimiz huzurlu gün batımına...
Bir enkazın ortasında uyandım. Uyandığıma bin pişmandım. Duvarları kaldırdım, taşları saçtım etrafa. Ölü tenlerde dolaştı ellerim. Seni aradım, bulmak istemedim ama seni aradım. Görmek istemedim ama sana bakındım. Hayal meyal
Marcel Duchamp 1955’te Amerikan vatandaşlığına geçmiş Fransa doğumlu ressam, heykeltıraş ve yazardır. Yirminci yüzyılın en önemli sanatçılarından biri olarak kabul edilen Duchamp, geleneksel estetik kuralları yıkarak sanat eserleriyle günlük nesneler
Son birkaç gündür trend oldu. Sosyal medyada nereyi açsanız fotoğrafını yaşlandırmış birilerini görürsünüz. Hatta artık bıkkınlık verdi desek yeri var.
Celile, Yeşil Mürekkep, İpek Sabahlık ve Afife Jale’nin yazarından...
Toplumsal gözlemlerime dayalı olarak hissettiğim bir takım ahlaki problemleri sizinle paylaşmak istedim. Önce üç küçük anekdotla başlayayım. Geçenlerde kızıma bir mağazadan etek almıştım. Eve getirince denedik bedeni olmadığı için değiştirdim.
Renoir, izlenimci hareketin ön safında yer almış bir Fransız ressamdı. Güzelliği, özellikle de kadın suretinin güzelliğini yüceltmesiyle tanınan bir ressamdır. Ve Renoir’ın çıplak kadın tabloları, ressamlık kariyerinde gözde bir motif
Esrarlı, efsunlu, gizemli bir ezgiyle rüzgarın sesisini de arkasına alarak uzun uzun üflenen bir yan flütün ezgisini gözlerim kapalı yüzüm güneşe dönük bir durumda Akdeniz’in tüm iyot kokusunu derin bir
Gün artık dağların ardından kaybolmak üzere. Hani o gökyüzünde kızıl rengin en güzel tonunun olduğu anlar vardır ya; işte öyle güzel bir manzara karşımda. Arabamı dümdüz bir otobanda 120’ye sabitlemişim.
“Şehre garip bir hal inse, camdan bakar, senden bilirdim” — Ben, bu yaz serin geçer sanmıştım. Uzun zamandır konuşmayı unutmak, hiçbir şeyi bilmemek, yalnızca, evet yalnızca gece yarısı edilebilecek bir
Bu yazıda kendi iç sesimi bir karaktere oturtup kendimle konuştum. Şizofren değilim, korkmayın! Bence herkes kendisiyle röportaj yapmalı, kendinizi tanımanızı sağlar.
Sadece tuz ve sudan oluşan duygularımızı dışa vurmamızın bir göstergesidir gözyaşı. Sevinince, üzülünce, heyecanlanınca ağlarız. Nasıl bir olgudur ki birbirinden tamamen farklı hisler ağlamamıza neden olur. Kimi zaman akıtılan her