Kalemin bıkmış usanmış yüzünde bir rahatlama vardı! O da farkındaydı artık sözcüklerin onu daralttığından, sözcüklerin dünyasında kaybolmaktan usanmıştı. Daha nereye kadar, nereye kadar sürecekti acı dolu sözcüklerin dünyası? Masaya usulca,
Kalemin bıkmış usanmış yüzünde bir rahatlama vardı! O da farkındaydı artık sözcüklerin onu daralttığından, sözcüklerin dünyasında kaybolmaktan usanmıştı. Daha nereye kadar, nereye kadar sürecekti acı dolu sözcüklerin dünyası? Masaya usulca,
“Nadide sence özgürlük nedir?” diye sorduğunda’ kendisini dinlemekten her zaman büyük keyif aldığım öğretmenim’ hiç düşünmeden sadece o an aklımdan geçen düşünceleri söyledim, kendimde inanmayarak! “Bence özgürlük, kendimizi rahat hissettiğimizde
Tenceredeki kaynayan suyun hikayesi: Su, son noktasına geldiğini düşündüğü zaman tutamaz artık içinde birikmiş şeyleri ve haykırarak ağlar son damlasına kadar. Bir anda biter biriktirdiği bütün kırgınlıkları, pişmanlıkları… Sadece doğru
Zifiri karanlığın sessizliğinde uyumaya çalışırken beynimin düşüncelerine boğuluşuna daha fazla dayanamadım. Soğuk havanın bazı şeyleri anlığına unutturduğu gibi bir rivayeti kendime uydurmuştum sadece ihtiyacım olduğu için, o anlığına… Nedir bu
Gözlerimin içine bakarak isyan ediyordu. Çoğu insanı canından eden, kavgaların zincirleme oluşuna sebebiyet veren, kız çocuklarının her zaman hor görüldüğü, kadınların tek görevlerinin doğurmak ve hizmet etmek olduğunu aşılayan geleneklere…
Gecenin verdiği bir hüzün vardır bilir misin? Hüznün sözleri bir bıçak kadar keskindir. Hangi söz daha çok kalbimi acıtıyordu… “Neden olmuyor ne kaldı elimde avucumda? Tutunmuşum hayata paramparça.” Baktım uzun
Rüzgarın, gözyaşımın akmasının sebep oluşuna aldırmadan sokak lambalarının yer yer aydınlattığı yolları takip ederek yürüdüm. Müziğin ruhuma dokunuşu, rüzgarın saçımı bir ağacın dallarındaki yaprak gibi sallayışına aldırmadan, soğuk havanın tenimde
Nerde olduğumu bilmediğim bir rüyadayım. Bu rüya bitince nerde olduğumu anlayabilecek miyim? Canımızı yakan bir durum olduğunda rüyadan uyanmaz mıydık? Aniden, nefessiz, korkmuş… Sıkışırdım yorganın altına yeni doğacak bebeğin duruşu
Öyle sarhoş olsam ki unutsam bir an için tüm olanları, tüm olacakların yaşanmasına engel olsam. Öyle sarhoş olsam ki yaşananlar tüm hayal olsa, öyle sarhoş olsam ki unutsam yarınları… Bir
“Sen aşkın ne olduğunu bilir misin adaşım, sen hiç sevdin mi? Aşkı bana anlatır mısın? Sevilmeyi öğretir misin? Sahi, sevmeyi öğrenebilir miyim? Ağlayarak dinlediğim şarkını sözlerini beynimde tek tek düşünerek
Yardıma muhtaç birini görüdüğümüzde yardım eder miyiz? Bence insanlar yer yüzündeki en bencil canlılar! Bütün duyguları barındırırlar ama duyguların iyisini değil kötüsünü hayatın baş köşesine koyarlar. Gece gelen derin bir
Sokaklar sakin, geceler karabasan… Beynimdeki sonu gelmez hayaller, ruhumun doymaz bilmeyen sarhoşluğu, titreyen ellerim, suçunun farkına varan kedi bakışlarım. Küçükken çok erken uyanırdım, güne daha erken başlayıp oyun oynamak için.
“İçimdekileri nasıl ifade edeceğimi bilemiyorum. Bazen öyle geliyor ki, adeta bütün dünya, bütün yaşam, her şey içime dolmuş, benden konuşmamı istiyor. Nasıl desem; büyük şeyler hissediyorum ama, iş konuşmaya geldiğinde
“Eğitim seviyesi yükseldikçe, bilinç seviyemiz düşüyor” diye kendime hep tekrarlarım ve hep bu sözün arkasında olacağım. Çok geriye değil sadece 50-60 sene geriye gittiğimiz zaman insanlar daha bilinçliydi, daha bihaberlerdi
“Her nerde, ne zaman, ne için bulunursan bulun ama o istemediğin yerde zaman da geçiyor.” Çok fazla özlersin “geçmiyor” dersin, geçiyor. Sabrını yoklarken sabırlı olmayı öğreniyorsun. Kalbinde acı bir his
Sana sevgimden bahsetmeyeceğim, çünkü ne hissettiğimi bende bilmiyorum . Ama özlediğimi söylememde sakınca yoktur umarım… Çok özledim. Yanımda olabilseydin sana sarılır mıydım? Belki hayır ! Biliyorum her baba-kız gibi bir
Bazen ne düşündüğünü bilemez insan. Nerde olduğunu, ne yaptığını, hangi yolda olduğunu… sadece gitmek zorunda kalır, yolun yokuşluğunu göremez, düzlüğünü de, Ama o yolda iyi olmak zorunda kalır çünkü iyi