İnsana bir kıvılcım yetermiş. Öyle bir şey ki her şey tastamam yüklü iyide kötüde saklı kalbinde ama günü gelince çıkıyor ortaya bütün istidattı.. Bilmiyor aslında içinde olan iyiliği de kötülüğü
İnsana bir kıvılcım yetermiş. Öyle bir şey ki her şey tastamam yüklü iyide kötüde saklı kalbinde ama günü gelince çıkıyor ortaya bütün istidattı.. Bilmiyor aslında içinde olan iyiliği de kötülüğü
Müzik neden bu kadar büyülü? Bizi anlamsız ve sıkıcı olan o hayattan, dertlerimizden, karmaşadan, yalnızlıktan uzaklaştırdığı için mi? Bizi bu çıkış kapısı olmayan hayattan alıp bilinçaltımızda ki o güzel hayalleri
Tüm sosyal mecranın yanı sıra kitlesel iletişim araçlarından da anladığım kadarıyla ülkede kar yağıyorsa blog olarak bunu bizim de duyurmamız gerekir diye düşündüm. Evet değerli okuyucularımız, Türkiye’de her yer karlar
20 yıl önceydi henüz 20 yaşındaydım askere gitmemiştim. Bir sebepten ötürü Erzurum da bulundum. Teyzemlerin evinden çıktım, belimde silahım mahalle başı denilen bir mahalleden yokuş aşağı iniyorum. Ağır adımlarla kaba
Küçük bir kıza seslenmek istiyorum. Adı Çilem. Bazen düşünüyorum da insan, anlamı bu denli ağır olan bir ismi neden çocuğuna verir ki? Acaba istenmeyen bir ilişkinin sonucuydu da her türlü
Ne olur yardım edin diye bağırabilirim; çünkü bambaşka bir konuda yazmak için bundan 5-6 saat önce bilgisayar başına oturmak için salona yöneldiğimde masa üzerindeki parmak/el izleri, klavyedeki tozu görünce tüm
Bazen ilişkiler, yaşadıklarımız kalbimizi dondurur. Tıpkı bu görselde olduğu gibi. Yeni birine güvenmekten, yeni bir ilişkiye başlamaktan korkar hale geliriz. #edipcansever tam da bu hali anlatıyor bize: “Evler’den birindeyim, dışarda kar
Gölgesine kendini anlatmaya çalışan bir insan… Yalnızlığını hayal edebildiniz mi ya da iç hesaplaşmasını, belki de hayattan bıkmışlığını? Hiç böyle hissettiğiniz bir an oldu mu? Gerçi böyle bir anınız olsa
“Kesinlikle açken okunmaması gereken bir kitap” diye yorum yapılmış mıdır bu kitap için bilmiyorum ama benim için öyle oldu… Gözümün önünde fırındaki ürünler uçuştu, kokuları burnuma kadar geldi neredeyse. Açlık,
Anlatarak mı yazarak mı okuyarak mı bilemiyorum ama içimde beni yiyeceğine çıksın dışarı sizi yesin 🙂 Varoluşsal sancılarım kimseyi yemez tabi. Şu an okuma oranı kasmadığım için dert değil, yazayım.
Her önceki sene gibi 2021 de bitti. Her yer kırmızı beyaz, pul payet konseptte. Ben de içinde bir damla yılbaşı heyecanı olmayanlara yazayım dedim… Kötümserlik falan değil bu ama bir
Evcil hayvanlardan COVİD-19 bulaş riskini hiç düşündünüz mü? Hep insanlar arası sosyal izolasyondan bahsediyoruz; Hiç kedi ve köpeklerden COVİD-19 bulaşıp bulaşmayacağı sorusu aklınıza geldi mi? Ya peki biz evimizdeki kedimize
Uzunca bir süredir dilinizi elinize alıp beni eleştirmediğinizi fark edip yargılamanın, kendince senaryolar üretmenin hazzını yaşatmak için oturdum klavye başına. Yaşanılan ekonomik sıkıntılar cebimizde para denilen kağıt parçasını bırakmamakla kalmadı,
Meme kanseri, tüm yaş gruplarında ne yazık ki en sık görülen kanser tipi olarak karşımıza çıkıyor… “Kadınlar İçin Korunma Sanatı” başlıklı yazımda kanser tanımını, sık kullanılan terminolojiyi ve ülkemizde rakamlarla kanser
Kadınlar İçin Korunma Sanatı başlığıyla birlikte muhtemelen herkesin aklına ilk olarak Uzak Doğu kadim öğretileri içerisinde şekillenmiş yakın dövüş ve savunma teknikleri geliyor… Yazının daha en başında beklentiyi doğru belirlemek
Kadına yönelik şiddet; Sağlık, hukuk, eğitim, gelişim ve her şeyin üstünde bir insan hakları sorunudur. Bu sorun dünyanın en yaygın, en az tanımlanan, gizlenen ve dile getirilemeyen evrensel bir sorunudur.
Göz kapaklarının şişkinliğine baktı, göz altlarının morlaşmasına, göz bebeğinin hüznüne baktı… Ne kadar süredir aynadan kendine baktığını bilmiyordu, ilk defa gözüne korkunç gelmişti, ilk defa çok yorulduğunu hissetmişti… Bu öyle
Tanrının varlığını hissediyor ama var olabileceğine ihtimal vermiyordu. Aklını allak bullak eden bu soyka düşünceler, geçmişini ve şuanını altüst ediyordu, palmiye ağacının yapraklarını bir balerin gibi sallandıran rüzgârın altında hüzünle
Haziran’da raflarda yerini alan Ahmet Ümit’in yeni kitabı Kayıp Tanrılar Ülkesi, polisiye tarzı kitap sevenler ve hatta mitolojiye ilgi duyanlar için bulunmaz bir kitap olmuş. Her Ahmet Ümit kitabından sonra
2020 Mart ayından sonra bir gün açıldı bir gün kapandı; online eğitim, eba, zoom derken 1,5 yıl okul koridorlarıyla tanışamamış mini mini ikiler, heyecanlı birler, koridor kaloriferinde muhabbet etmeyi özleyen






