içinde ,

İtiraf

Uzunca bir süredir dilinizi elinize alıp beni eleştirmediğinizi fark edip yargılamanın, kendince senaryolar üretmenin hazzını yaşatmak için oturdum klavye başına.

Yaşanılan ekonomik sıkıntılar cebimizde para denilen kağıt parçasını bırakmamakla kalmadı, parmaklarımızda da yazılacak söz bırakmadı. Hangi ortama girseniz “Ne olacak bu memleketin hali?”… Sahi ne olacak?.. Eskiden havadan sudan sohbet açarken şimdi dolar kaç lira olmuş bir bak hele ile kısır döngülü bir sohbete girmek istemiyorsanız, derhal bu yazıyı okuyun…

Uzun zamandır takip ettiğim bir in-flu-en-cer var… Bu hece ayrımını İngiliz dil bilim Douglas Q. Adams görse en kalın kitabıyla döver galiba. (En kalın kitabını bilmiyorum, okuyucuma çok saygılı bir yazar olmadığım buradan anlaşılıyor. ) Etkileyici mi desem teşhirci mi bilemiyorum… Ancak hepimiz artık influencer’ın ne anlama geldiğini bildiğimiz için influencer diyerek, doların liramıza yaptığı yetmezmiş gibi bir de dış gücün dilimize yaptığı bu bel altı vahşete biraz izin vermek zorundayım. Takip ettiğim bu influencer 24 yıl terapi görmüş, anksiyetesini artık özümsemiş, depresyon ile arkadaş olmuş biri. Podcastini dinledikten sonra Evet aslında ya, konu tamamıyla bu kadar basit aslında diyebileceğim bir noktaya getiriyor beni.

Geçenlerde itiraf gecesi diye de bir şey yaptı. Takipçilerinin ona attığı itirafları paylaşıyor ve yorumlar yapıyor; gelen itiraflar bana göre oldukça sıkıcıydı. Kuzenimle yattım, patronumla seviştim, fuckbuddym var, onun arkadaşıyla öpüştüm, arkadaşımın erkek arkadaşıyla buluşuyoruz…. İtiraflar, sadece birilerinin birileri ile yatması, sevişmesi üzerine….

Durup düşününce biz sadece bunları mı gizli yapıyoruz? Bunlar mı en ayıbı ya da en saklanması gerekeni… Kimse dememiş ki ben bugün çok kızgındım ve evcil hayvanımı dövdüm. Karımı sevmiyorum, ben anne/baba olmak istemiyorum, ben evlendiğim için pişmanım. İş arkadaşımın ayağını kaydırmak için işler çevirdim, mobbing uyguluyorum. Patronunun sevdiği elemanları kötü göstermeye çalışıyorum. Bazı günler farklı birinin kimliğine girip dilediğimce yaşamak istiyorum…

Sadece ayıp olanı söyleyince mi itiraf oluyor, bilemedim. Ya da neye göre kime göre ayıp, yasak… Ben adını koyamadım ama madem öyle şimdi ben de bir şey itiraf edeyim. İşte tam da bu noktada dilinizi alın elinize… Kızımla hemen hemen her hafta oyuncakçıya gideriz. Bir şey almak için değil sadece göz gezdiririz; oynayabildikleri ile oynar ve en sonunda o çok istediği bebeklerin yanına gelir. L.O.L Bebek… Evet kabusum L.O.L Bebekler… 20 cm.’lik bebek 600 TL. O kadar parayı versem kesin hasta olurum, kızımı mutlu ettiğim için sevinemeyebilirim bile. İşte aklımdan hep de bu zamanlarda “çalmak” geçer… Ama sadece geçer…

Yazar SMYRNA

Siz Ve Biz Blog Editörü
Always Hope But Never Expect - Adana

Bir yanıt yazın

Mamografi Esnasında Maruz Kalınan Radyasyon Tehlikeli Midir?

Hayvanlardan COVİD-19 Alış-Verişi !!!