Beklerken çok yavaş, korkarken hızlı, kederliyken uzun, sevinçliyken çok kısa geçen zamana neler sığdırıyoruz, o dakikalar içinde hayatlarımız nasıl değişiyor kabaca özetledik. İyi okumalar. Sınavlar İsimleri değişse de ne kadar
Beklerken çok yavaş, korkarken hızlı, kederliyken uzun, sevinçliyken çok kısa geçen zamana neler sığdırıyoruz, o dakikalar içinde hayatlarımız nasıl değişiyor kabaca özetledik. İyi okumalar. Sınavlar İsimleri değişse de ne kadar
Gece bir fırtına koptu içimdeSığınacak bir liman aradım.Deniz, dipsiz kuyuVurgun yemekten korkarım. Gece öyle bir zelzele ki,Vesvesesinde şeytanınBir umut dua aradımEnkazda kalmaktan korkarım. Gece bu sefer ayrı zifiriZihnimin semasında, minik
23 Nisan’da eskiden beri süre gelen bir gelenek vardır; büyüklerin makamlarına küçükler oturur. Bir günlüğüne de olsa o heyecan, o duygu yaşatılır çocuklara. Ama öyle parlak çocuklar var ki ekranlarda,
Baharın gülen yüzüdür Nisan ayı. Bereket yağmurlarıyla da ünlüdür. Ama “Nisan” takvim yaprağından şöyle bir görünüverdiyse eğlence başlamış demektir. Nisan ayının geldiğini sıraların altına saklanmış masumiyetten anlarsın önce. “Öğretmenim biz
Soğuktu hava… Bahara inat, insanın yüzüne yüzüne vuran kış soğuğu vardı etrafta. Dert mi? Senin gelişin baharı getirdi bu dünyaya. Sen! Çocuk! İncecik parmaklarınla kuvvet katansın yaşamıma. En zor zamanlarımda
Tatlıya hayır diyemeyenlerdenseniz, çikolata vazgeçilmezinizse size bir tavsiyemiz var; Asuman çikolataları… Gönül isterdi tabi, dükkan benim olsun ama sadece tatlı bir tesadüf… Antep baklavasıyla, Afyon kaymağıyla, Maraş dondurmasıyla nasıl meşhursa
Hayata yeni bir başlangıç yapmaya karar vermişti. Yaşadığı hayatı biranda geride bırakıp bambaşka bir hayata, geldiği yere dönmeye karar vermişti. Kadın küçük bir şehirden büyük bir şehre dayısının aracılığıyla yaşamaya gelmişti. On
Yeni bir yazar, genç bir kalemle tanıştırmak istiyorum sizi. Ortaokul arkadaşım, çocukluk anılarımı paylaştığım, yıllar geçse de her buluşmamızda araya hiç zaman girmemiş gibi muhabbet edebildiğim, şimdilerde kitapçılarda adına rastladığım
Cemal Süreya’nın deyimiyle ”şiire kasket giydiren”, ”şiire elma yemeyi öğreten”, okul arkadaşı Oktay Rıfat’a ”teneffüsü gavur etmeyelim, şiirden konuşalım.” diyen; İstanbul’u, denizi, balıkları, rakıyı çok seven, ölüm şekli ile herkesi şaşırtan
Can… Her ne olursa olsun bir nefes, bir ses… İnsana bazen çok şey öğreten, yeri geldiğinde en iyi arkadaş olan, yeri geldiğinde vicdan sızlatan hayvanlar… İnsan için bir aynadır aslında
Lazer kelimesinin Türkçe açılımı ‘’tek bir dalga boyunda yoğunlaştırılmış ışık’’ demektir. Belli bir dalga boyundaki lazer ışınları koyu renkli maddeler tarafından tutulduğunda enerjilerini bu maddeye aktararak ısı enerjisine dönüşürler. Lazer
Ünlüsünden Ünsüzüne Halit Akçatepe’nin Ardından… Hepimizin çok severek izlediği, izlemekten hiç sıkılmadığı Hababam Sınıfı bir parça daha eksildi O’nun ölümüyle… Onu sevenlerin sosyal medya paylaşımlarında da görüldüğü gibi Halit Akçatepe çoğumuzun çocukluğu, hepimizin
Bu sefer de yakın tarihi anlatan, çoğuna şahit olduğumuz olayları yeniden hatırlamamıza yardımcı olan bir kitapla karşınızdayız; 1930’lardan 2016’ya uzanan, o geçen zaman içinde ülke, kimlik ve belki de din
27 Mart, Shakespeare’in sözüyle; insanı, insana, insanla, insanca anlatma sanatı olarak ifade edilen Dünya Tiyatrolar Günü olarak kutlanmaktadır. Madem öyle, bu sanatın ayrıcalıklarını irdeleyelim bakalım… 1. Canlı seyretmek paha biçilemez. Oyuncusundan
Denizin kıyısında yüksek surlar… Surların içinde bir alan… Hüzünlü duvarlar, yosun kokulu, rutubetli bir cezaevi… Güneş görmeyen hücreler, bir damla umut olmayan koğuşlar… Her karesinde bir anı, her keresinde bir mutsuzluk hakim
İki katlı büyükçe bir evin olabildiğince büyük bahçesiBu bahçede en iyi hatırladığı şeySıra sıra dizilen mis gibi kokan portakal ağaçlarıYazı bekleyen yenidünyaEski yağ tenekelerine gelişigüzel dikilmişBuna rağmen yatağına inatİtinayla açmış
Her dönemin belirgin, akıllarda kalan yanları vardır mutlaka. Tabletlerin, akıllı telefonların, Angry Birds’lerin mazi gibi hatırlanacağı günler de gelecek hatta hayretler içinde bunları dinleyen bir nesil olacak karşımızda. Biraz geçmişe dönelim mi
Yaygın anksiyete bozukluğu için halk arasında kuruntu, vesvese veya evham hastalığı diyebiliriz. Kuruntu ya da tasalanma, her insanın kendi kafasında oluşturduğu korku ya da kötü bir şey olacağını düşündüğü olayın gerçekleşebilme
Ne çok sözcük var dilime dolanıp beni olması gerekenden çok uzağa savuran… Ve yine ne çok virgülü var hayatımın, nefes nefese okuyup bir türlü tamamlamaya fırsat bulamadığım, noktalayamadığım cümlelerimin… İsyana çarpıp
“Ödül sizin” denilip geri alınması kadar büyük bir hayal kırıklığı yaşatır mı bu durumlar bilmiyoruz ama geçenlerde Oscar Ödül Töreni’nde yaşanan talihsizlikten ilham alarak başımıza gelebilecek hayal kırıklıklarını sizler için derledik.