Başlıktan ve görselden anlaşılacağı üzere 17 yıl önce düştüğüm kuyuya tekrar düştüm ben ve şimdilerde oldukça beğeni alan bir kitap uyarlamasına kaptırdım. Aldım klavyeyi önüme ve bana ne hissettirdiğini yazdım.
Başlıktan ve görselden anlaşılacağı üzere 17 yıl önce düştüğüm kuyuya tekrar düştüm ben ve şimdilerde oldukça beğeni alan bir kitap uyarlamasına kaptırdım. Aldım klavyeyi önüme ve bana ne hissettirdiğini yazdım.
İş hayatına dair en büyük yanılsamalardan biri, “herkes emeğinin karşılığını alır” sözüdür. Kulağa ne kadar da güzel geliyor değil mi? Ne yazık ki, iş dünyasında adalet çoğu zaman masallardaki ejderha
Biliyorsunuz, yaz geldi mi herkes bir “tatile gitme zorunluluğu” hisleriyle dolup taşıyor. Adeta bir içgüdü. Toplum olarak sürekli pek çok konuda baskı oluşturduğumuz gibi ülke şartlarında bu konuda bile böyle
Bazı kitaplar vardır, kapağını kapattığınızda bir süre hayata dönememek gibi bir etkisi olur. İskender, işte o kitaplardan biri benim için. Okurken defalarca durup düşündüğüm, bazı cümlelerini sessizce içimde yankılandırdığım, bitirdikten
Masumiyet nedir? Bir çocuğun gözleri mi ? Bir kedinin elinize yaslanıp kendini sevdiren yüzü mü ? Ya da güzel kokulu bir çiçek mi? Sizin aklınıza ilk ne gelir masumiyet deyince.
İnsanların hayatlarında neler oluyor bilemezsiniz. Akşam kapılar kapandığında, ışıklar söndüğünde, dört duvar arasında kimin ne yaşadığını ya da içinde nelerin koptuğunu, nelerin kırıldığını, yeniden inşa edildiğini, sızılarını, sevinçlerini ya da
Büyük ihtimalle üçüncü sınıfa gidiyordum. Kaçıncı sınıf olduğumu net hatırlayamasam da matematik sınavından 5’lik not sisteminde 3 aldığım için annemin benimle 1 hafta boyunca konuşmadığını çok iyi hatırlıyorum. 8-9 yaşlarında
2007 güzüydü… Çift tekerleği üzerinde bir valizle kocaman bir kapıdan içeri geçip metrelerce yürüyüp yeni yaşam alanıma geldiğimde. Küçük bir akvaryumdan çıkıp da denize atılmış bir balık gibiydim. Suyun akışına
Bundan 10 yıl kadar önce 23-24 yaşlarında evlilik hazırlığında olan toy (!) bir genç kızken aile büyüklerinin söylediği eşyaları almak konusunu, artık yaşayacağım evi kendime göre döşemekten çok kendime bir
Zihnimde kelimeler, 23 Nisan’ın şen çocukları gibi yerinde duramıyor; koşturuyor tutamıyorum içimdeki duygu şelalesini. Hüzün ağır basıyor bugün, kelimeler coşkulu bir çıkış yapmak istese de… Terazinin diğer kefesinde korku var,
Sabah kalkarız ve bir bardak kahve ile başladığımız güne vücudumuzu ayakta tutabilmek için günlük besin ihtiyacını karşılamak adına doldurur da doldururuz mideleri değil mi? Çok yiyince midemiz bulanmaya başlar, rahatsız
Tüm sosyal mecranın yanı sıra kitlesel iletişim araçlarından da anladığım kadarıyla ülkede kar yağıyorsa blog olarak bunu bizim de duyurmamız gerekir diye düşündüm. Evet değerli okuyucularımız, Türkiye’de her yer karlar
Küçük bir kıza seslenmek istiyorum. Adı Çilem. Bazen düşünüyorum da insan, anlamı bu denli ağır olan bir ismi neden çocuğuna verir ki? Acaba istenmeyen bir ilişkinin sonucuydu da her türlü
Ne olur yardım edin diye bağırabilirim; çünkü bambaşka bir konuda yazmak için bundan 5-6 saat önce bilgisayar başına oturmak için salona yöneldiğimde masa üzerindeki parmak/el izleri, klavyedeki tozu görünce tüm
Anlatarak mı yazarak mı okuyarak mı bilemiyorum ama içimde beni yiyeceğine çıksın dışarı sizi yesin 🙂 Varoluşsal sancılarım kimseyi yemez tabi. Şu an okuma oranı kasmadığım için dert değil, yazayım.
Her önceki sene gibi 2021 de bitti. Her yer kırmızı beyaz, pul payet konseptte. Ben de içinde bir damla yılbaşı heyecanı olmayanlara yazayım dedim… Kötümserlik falan değil bu ama bir
Uzunca bir süredir dilinizi elinize alıp beni eleştirmediğinizi fark edip yargılamanın, kendince senaryolar üretmenin hazzını yaşatmak için oturdum klavye başına. Yaşanılan ekonomik sıkıntılar cebimizde para denilen kağıt parçasını bırakmamakla kalmadı,
2020 Mart ayından sonra bir gün açıldı bir gün kapandı; online eğitim, eba, zoom derken 1,5 yıl okul koridorlarıyla tanışamamış mini mini ikiler, heyecanlı birler, koridor kaloriferinde muhabbet etmeyi özleyen
Sağlıklı olmak, sağlıklı beslenmek, sağlıklı bir hayat… Ne kadar da tek düze değil mi? Her şeyi “sağlıklı” adı altında kalıba koymak. O kalıpta şekillendirmek. Yaşadığımız hayat, her aksamı kusursuz çalışan
Kırmızı pabuçlar, lacivert çizgili beyaz bir elbise… Tek odalı bir evde sıra sıra yere serilen yatakların tam ortasında annemin koynunda, heyecanla sabahı bekliyordum. Bayram sabahını… Yeni olmadığını bildiğim; ama kimden