İş Hayatında Adalet Masalı

İş Hayatında Adalet Masalı

İş hayatına dair en büyük yanılsamalardan biri, “herkes emeğinin karşılığını alır” sözüdür. Kulağa ne kadar da güzel geliyor değil mi? Ne yazık ki, iş dünyasında adalet çoğu zaman masallardaki ejderha kadar gerçek. Yani varlığı hep anlatılır ama karşımıza çıkmaz.

Bir gün bakıyorsunuz, aynı işi yapan iki kişi yan yana çalışıyor. Biri emeğinin hakkını almak için didinirken diğeri daha yüksek maaş alıyor. Neden mi? Çünkü biri “çok çalışkan”, diğeri ise “çok tanıdık.” Görüyorsunuz, mesele yetenek ya da performans değil, kimin hangi kapıları çaldığı. Eşit işe eşit ücret ilkesinin çoğu iş yerinde sadece insan kaynakları sunumlarının süslü başlığında kalması da cabası.

Terfi meselesine gelince… Ah, işte orası tam bir tiyatro. İnsan bazen gerçekten iyi niyetle düşünüyor: “İşini düzgün yaparsam, elbet fark edilirim.” Sonra bir bakıyorsunuz, toplantılarda pek sesi çıkmayan, ama çay molasında doğru kişilerle laflamayı iyi bilen biri “yeni müdürünüz” oluvermiş. Liyakatin yerini torpil almış, ama tabii ki buna “şirket içi fırsat eşitliği” deniyor.

Fazla mesailer de ayrı bir komedi unsuru. Mesai bitmiş, saatler geceyi göstermeye başlamış ama siz hâlâ bilgisayar başındasınız. Karşılığında ne mi alıyorsunuz? Belki bir teşekkür maili… Ama endişelenmeyin, yöneticiniz ertesi gün size “bu azminizle çok yol alırsınız” diyerek sırtınızı sıvazlayabilir. Maaşınıza yansıyan bir şey beklemeyin, çünkü şirket kültüründe “emeğin karşılığı” genellikle alkışla ödeniyor.

Tabii işin görünmeyen ama en yıpratıcı boyutu da mobbing. Açık açık bağırmak yerine küçük iğnelemeler, göz devirmeler, toplantılarda sözünüzün kesilmesi… “Yapıcı eleştiri” adı altında yapılan küçümsemeler. Adını koyamıyorsunuz ama içinizi kemiren bir baskı var. İlginçtir, bu tavırları sergileyenler genelde “profesyonel iletişim” eğitimleri de almış oluyor.

Bazen düşünüyorum, bu tabloyu gördükçe insanın umudu kırılabilir. Ama bir yanım da alayla gülüyor. Çünkü koca şirketler adaleti sağlamak için manifestolar yayımlıyor, şatafatlı toplantılarda “çalışan mutluluğu” üzerine konuşmalar yapıyor. Sonra gerçek hayata dönüyoruz: İnsanlar terfi için kuyrukta bekliyor, emeği hiçe sayılıyor ve mutsuzluğu görmezden geliniyor.

Şu gerçeği kabul etmek lazım: İş hayatında adalet bir seçenek değil, bir zorunluluk olmalı. Ama çoğu yerde hâlâ “biz bir aileyiz” sloganıyla süslenmiş bir yanılsama satılıyor. Oysa çalışanların gerçekten değer gördüğü, emeğin karşılık bulduğu, mobbingin kökten engellendiği bir düzen mümkün. İsteyen kurumlar bunu yapabiliyor. İşte tam da bu yüzden, mazeretlerin arkasına sığınanlara gülmekten başka çare kalmıyor.

Siz Ve Biz Blog Editörü - Always Hope But Never Expect

Dinle00:00
1.0x

Yazıya yorum bırakın

Takip Edin
Arama Trend
Rastgele Yazılar
Yükleniyor

Oturum açma 3 saniye...

Kaydolma 3 saniye...