Günümüz koşullarına ayak uydurabilmek için artık bireyler kişisel gelişimine önem vermektedir. Çünkü rekabetin çok olduğu ortamda bir ayrıcalığının olması gerekiyor.
Günümüz koşullarına ayak uydurabilmek için artık bireyler kişisel gelişimine önem vermektedir. Çünkü rekabetin çok olduğu ortamda bir ayrıcalığının olması gerekiyor.
Tıp ve edebiyatla ilgili kitaplardan bahsettiğimiz bölüme bugün, Prof.Dr. Doğan Şenocak'ın "Doktorluk Sanatı" kitabıyla devam edelim.
23:12 Bu sefer farklı bir şey yapmak geldi içimden, size hayali fantezik bir hikaye dünyasından bahsetmektense, kendi dünyamdan bahsetmek istiyorum izninizle. Bir kaç gündür kendime oyalanacak bir şeyler arıyordum, 15
Sahi, hiç böyle hayal etmemiştim ilk gününü ölümün. Oysa her gece bilmem kaç kere girmiştim o tabutların içine, bilmem kaç kere örtülmüştü bedenim toprakla. Birkaç çiçek gelirdi başıma, birkaç damla
İlk ayrılık değil bu yaşadığım son da olmayacak Ne acılar gördüm, ne ihanetler, ne nankörler Ne vefasızlıklar geldi geçti ömrümden Karartmam içini, kapanır bir gün yaralarım Bu günler de geçer,
Yoruldum ben artık çırpınıp durmaktan Tekrar tekrar aynı sorunlarla boğuşmaktan Hakkımda hüküm kurup yargılamandan Gideceksen git daha kötüsü olmadan Bundan kötüsü olmaz ya ne olacaksa olsun artık * * *
“Ve bir gün siyah olan hayatıma gökkuşağı çizeceğim.”
“Birçok kadın sorar kendine, dünyaya neden çocuk getirmeli diye. Aç kalsın, üşüsün, ihanete uğrasın, aşağılansın, savaşta ya da hastalıktan ölsün diye mi?”
Kitapçıların “edebiyat” raflarında yer alan “tıp ve sağlık” temalı kitaplara ilgim var. Amatör bir ruhla okuduğum bu kitaplar hakkında izlenimlerimi paylaşmaya devam
“Ve ben yalnızca sana filizlenip, yalnızca sana çiçek açacağım.”
“Yaptıklarımı yapın” gibi bir şey anladım, ilkokul 1nci sınıf öğretmenimin söylediğini, yanımdakiyle konuşurken. Döndü tahtaya beş satır bir şeyler yazdı; ben de onları deftere. Sonra tahtadakileri sildi, ben de deftere
Açtım gönlümün kara defteriniYaptım senle geçen yılların muhasebesiniGördüm hatalarımın günahlarımın mahkemesiniKestim kendi cezamı ben o defteri artık kapattım * * * Ve anladım kiBoşa gitmiş onca yıl yazıkVefa borcuymuş sevgi
Sonsöz değil, dünya durdukça önsözdür. Mustafa Kemal ilelebet payidardır.
Bahar mevsimiydi Kağızman’da. Dere mahallesinde, Köprü üstünde iki arkadaşımla oturmuş, Derenin daha durulmamış boz bulanık suyunu seyrediyorduk. Kendimi bildiğimde annem bana bir şiir öğretmişti; “Ben bir küçük askerim, Bulutlarda gezerim,
Nasıl başlamıştı aşkımız bak nasıl oldu sonu Sevgilim sen şimdi başka kollarda sense sensizim Öyle aşıktık ki öylesine mutlu hak etmedik böyle bir sonu Sevgilim sen şimdi başka kollarda bense
En güzel şiirimin ellerinde solmuş bedenim,Ölümlerin teninde raks ettiği bir deliyim,Delirdim,Sesini duymadığım gecelerin sabahında,Delirdim!Bir başkasının gözlerinden yüreğine düşen tebessümlerin kıyısında. Aldanma onlara, Sevgili Sevgilim,Aldanma kanında karıncalanan saatlik sevgilere,Bu yolları bir
En sevdiğim şarkı sadece dört dakikaydı ve bizim son anımızda...
Keşke geç olmadan, her yeri çakma Queen’ler basmadan anne babalar uyansa....
"Gelin tanış olalım. İşi kolay kılalım. Sevelim sevilelim. Dünya kimseye kalmaz."