içinde

Bütün Huzursuzlukları Geceye Bıraktım

Bir zamanlar hep Dünya’yı izlerdim.

Ağzımda yarı sönük bir sigarayla boydan boya dolaştım şehirleri.

Çocuklara cebimden mutluluk, çıkmaz sokak kadar yalnız insanlara kalbimde ki sevgiden verdim.

Uçurum kenarında oturan insanlara düşmeyi değil, tutunmayı öğrettim.

Derviş gibi oradan oraya savruldum.

Alnımın ortasında ki çizgiye halk kırışıklık diyordu oysa ben gerçeği biliyordum; alnımın yazısıydı çok düşünmek ve düşündükçe yorgun düşmek.

Karşılaştığım her insanı dinledim, dinledikçe anlamayı sevdim.

Düşünmeyi ve yargısız yaşamayı öğrendim.

Kaç geceyi huysuz geçirsem de bütün huzursuzlukları geceye bıraktım.

Sonra sabaha doğru bir çıkmaz sokağın ortasında kayboldum.

Yakalasaydım şu karanlığı ellerimle yırtıp atacaktım.

Biraz cesaret bulsaydım sürgün yemiş ruhumu özgürlüğe kavuşturacaktım.

Ama dinlediklerim ve gördüklerim kadar kalabalıktım.

Ve ben hayatımda geriye dönüp bakmayı hiç bu kadar sevmemiştim…

Bir cevap yazın

Doğmamış Çocuğa Mektup Yazılmışsa Bize de Okumak Düşer

Ne Olacaksa Olsun Artık