Evet, hepsi BEN’im… Dedim: Yola çıktım ben, sevgiyi anlatacağım! Dedi: Yol da sensin, yolcu da. Dedim: Nasıl anlatsam anlarlar beni? Dedi: Sen anlat!.. Ağzınla, gözünle, cisminle, sesinle, aklınla, kalbinle. Dedim:
Evet, hepsi BEN’im… Dedim: Yola çıktım ben, sevgiyi anlatacağım! Dedi: Yol da sensin, yolcu da. Dedim: Nasıl anlatsam anlarlar beni? Dedi: Sen anlat!.. Ağzınla, gözünle, cisminle, sesinle, aklınla, kalbinle. Dedim:
Geçirdiğimiz karantina günlerinde sakin sessiz dediğim oturduğum sokakta karı koca tartışmalarını çokça duyar oldum. Cam çerçeve indirdiğim, bardak fırlatmalı, yalın ayak bağır çağır dışarı koşmalı, kendini balkonlardan fırlatmalı hiç kavgam
Çocuğunuz coşkuyla ve neşeyle etrafınızda koşturuyor ve hiç susmuyorsa; lütfen onu sert bir şekilde azarlamayın. Yüksek ihtimalle, çok zeki ve enerjisi çok yüksek bir çocuktur. Ve çok mutludur. Bunu yaptığınızda,
Yalnızlık dediğiniz nedir? Hangi sözlükte yazar anlamı, hangi kitapta anlatılır. Hangi şiir sana yalnızlığını hatırlatır. Kalabalıkların içindeki yalnızlıktan bahsediyorum. Hoyrat sevgilerin, çıkarcı arkadaşlıkların arasından sıyrılıp eve gittiğinde kapının dışında bıraktıkların,
Zamanın birinde sen de bir çocuktun… Canını acıtan değil de, daha çok ruhunu görmezden gelip, sana kendini değersiz hissettiren ebeveynlerin oldu… Haklısın… Anlayamadın, onları suçlayamadın, onlara hak da veremedin, tabii
Büyük hayallerimden biridir “TedxTalks’ta konuşmacı olmak”. Ölmeden Önce Yapılacaklar Listeme de ekledim. Siz de kendi listenizi yazının altına yorum olarak ekleyebilirsiniz; aynı olanlar beraber bile yapabilir 🙂 Hayatımızın ne zaman
Ben Molasses kızıl bir kedinin vücudunda can bulmuş bir insanım. Veya kendini bir kedinin vücudunda can bulmuş sanan bir insanın düşüncelerine sahip bir kediyim. Orasına siz karar vermekte özgürsünüz. Hikayeme,
Efsane, sözlük anlamıyla, eski çağlardan beri söylenegelen, olağanüstü varlıkları, olayları konu edinen hayali hikaye, söylence demektir. Kimine göre bir aşktır efsane, kimine göre ilham veren bir insan… Kimi aşkına kavuşunca
Öncelikle söylemek isterim ki kapak fotoğrafına kendi resmimi koyacağım; çünkü bence yazıyla çok orantılı olacak. Ben bu resimdeki duruşumu, bakışımı, gülümsememi seviyorum. Yazının hepsini okuyunca ne demek istediğimi daha iyi
Anlatıcısının ölüm meleği olduğu bir roman… Himmel Sokağı… Himmel Almanca’da cennet demek. İkinci Dünya Savaşı sırasında ölüm meleğinin bile “Heil Hitler!” demeden neredeyse serbestçe dolaşamadığı Nazi Almanyası. Biraz önce öyle
İlk yayın yılı doğum tarihime gelmiş olsa da bu çizgi filmi hayal meyal hatırlayanlardanım. Tekrarlarını izleyenlerden yani. “Hollywood Yaramazları” olarak Türk televizyonlarında yer alan “Beverly Hills Teens”e, çocukluğu ya da
Kanıma bulanan ellerinle okşadığın saçlar ilmek oldu boynuma, Oysa kana kana içtim seni susuzluğumun geçmeyeceğini anladığım her soluğumda, Bir damla tadın kalmadı damağımda, tadını bilmedim, Miladım olan dudaklarına hasrettim oysa,
“Yaptığım şeyler birbirinin tersidir Güzel giden şeyleri berbat ederim Kimseye güvenmem Hem birini severim hem onu üzerim Umursadığım kişiyi fazla umursamaktan bunaltırım Tabiatım böyle” diyor Teoman. Her akrebin tabiatında acıdan
Uyanır uyanmaz bugün hangi gündü diye düşündüm bir an. Okula geç kalma telaşının alışkanlığıyla ): Cumartesileri hep geniş zamanlıydı benim için. Uzun uyumaların, uzun kahvaltıların, uzun sohbetlerin. Zamansızlığın zamanıydı yani.
Gecenin bir vakti hızlı hızlı nefesler çekiyorum sigaramdan. Hırıldayan ciğerlerimin sesi çarpıyor duvarlara, kimse duymuyor. Mezarlıkta bile çiçek açar diyorum, bu duvarlar niye konuşmuyor? Sesin geliyor kulaklarıma, öyle gaipten değil,
Tarih tekerrürden ibarettir derler ancak bir de tarihin tefekkür yönü vardır. Tarihin özümsenip sindirilip ders çıkarılmadığında farklı zamanlarda, farklı olaylarla farklı topluluklarda aynı coğrafya üzerinde tekerrür ettiği görülmüştür. Hep de
Bu yazı bir programı mı yoksa bir konuğu övme yazısı mı olacak şu an ben bile kestiremiyorum. Okuyup görelim isterseniz hep birlikte. Uzun yıllar ekranlarda gördüğümüz, sivri diliyle bilinen ve
İtiraf etmeliyim ki İskender Pala’yı okumayı çok severim. Bu kitabı da elime alıp arka kapağını okuduğumda büyük merak ve okuma isteği uyandırdı bende. Yanılmamışım. Kitap Japonya’da Sümerler dönemine ait tabletlerin
Kırıklar maddelere özgü olduğunda çok can acıtmaz. Nazar çıktı deriz, en kötü yenisine müracaat deyip teselli ederiz kendimizi… Ancak iç kırıklığın yansıyorsa kırıklara, o başka tabii… Bir gece vakti, hayvani
Tarih 16 Mayıs 1919… Mustafa Kemal’in, Şişli’de üç katlı bir evden büyük umutlarla, umutları kadar büyük olmayan bir vapura doğru ilk adımını attığı gün… O vakitler tarih karanlıktı belki ama