Hayatının Senaryosunu Kendin Yaz

Hiç düşündünüz mü? Eğer hiçbir şey okumazsanız, size ne söylenirse ona inanırsınız. Hem de sorgulamadan, itiraz etmeden…

“Bir gün kitap okursun, bin gün kandırılmaktan kurtulursun.”

Okumayan insan, farkında olmadan başkasının yazdığı senaryoda figüran olur. Kandırılır, yönlendirilir, ama işin kötüsü bunu fark bile etmez. Çünkü okumak sadece bilgi edinmek değil; aynı zamanda “bir dakika, öyle değil” diyebilmenin anahtarıdır.

Kimi zaman bir gazete haberinde, kimi zaman bir sosyal medya paylaşımında farklı yönlere savruluruz. Bir gün “günde sekiz bardak kahve ömrü uzatır” başlığını görür, hemen mutfağa koşarız. Ertesi gün “fazla kahve öldürür” denildiğinde bu kez kahve fincanıyla vedalaşırız. Oysa mesele kahve değil, sorgulama alışkanlığımızdır.

Bir başka gün, “limon kabuğu yakarsan para gelir” diyen birine rastlarız. Okumayan, araştırmayan insan mutfakta limon yakarken bulunur. Ev kokar, komşular kapıyı çalar ama cüzdanda hâlâ beş kuruş yoktur.

Okumazsak, burç yorumlarıyla hayat planı yapar, üç dakikada zengin olma videolarına kanar, cebimizi uğur taşıyla doldururuz. Farkında olmadan başkalarının doğrularıyla yaşamaya razı oluruz.

Oysa okumak sadece bilgi edinmek değildir. Okumak, sorgulamanın ve kendi hayatımızın başrolünü oynamanın anahtarıdır. Eğer kandırılacaksak bile, kaliteli bir romana kanarız; sahte umutlara, zincir mesajlara değil.

“Başkasının doğrularıyla yaşamak, eski montla gezmek gibidir: Isıtır ama üstüne oturmaz.”

Sonuç olarak, okumak öğrenmenin ötesinde bir varoluş biçimidir. İnsan, kendi aklıyla hareket etmeyi öğrenmediği sürece başkasının dizisinde, birinci bölümde ölen yan karakter olarak kalmaya mahkûmdur.

Mali Müşavir - Adana

Dinle00:00
1.0x

Yazıya yorum bırakın

Önceki Yazı

Sonraki Yazı

Takip Edin
Arama Trend
Rastgele Yazılar
Yükleniyor

Oturum açma 3 saniye...

Kaydolma 3 saniye...