Bir adam var Uzakta, çok uzakta Dilinde bir türkü tutturur, Özüne sevdası dökülür. *** Bir adam var uzakta Gecesi gündüzüne karışmış Gözleri, katran karasında Vatana sevdası görülür. *** Bir adam
Bir adam var Uzakta, çok uzakta Dilinde bir türkü tutturur, Özüne sevdası dökülür. *** Bir adam var uzakta Gecesi gündüzüne karışmış Gözleri, katran karasında Vatana sevdası görülür. *** Bir adam
Issız bir odada Köhne bir eşya Sinmiş anılar üstüne Eskimiş, yıllanmış, ağrılı… *** Yabancı gelir insana Yeni ve güzel olan herşey Sebepsiz… *** Geçmişin soğuk hatırası Titretir geleceği. Ket vurur
Bir yol uzanıyor önümde Sağım solum ağaçların gölgesi Ağaç dallarında rüzgarın sesi Aşk fısıldıyor ruhuma yapraklar Ve ben seni soluyorum içime Her nefeste, özgürleşiyor yüreğim * * * Anılar biriktiriyorum
Gülen yüzüm ol Ağlayan gözlerim Kırgınlığım ol ya da kızgınlığım Hüznüm ol, yeri geldiğinde Sessizliğim… * * * Sen kıvılcım ol Ben alev karasında yanayım Yüreğime ılık bir rüzgar esintisi
Gece bir fırtına koptu içimdeSığınacak bir liman aradım.Deniz, dipsiz kuyuVurgun yemekten korkarım. Gece öyle bir zelzele ki,Vesvesesinde şeytanınBir umut dua aradımEnkazda kalmaktan korkarım. Gece bu sefer ayrı zifiriZihnimin semasında, minik
Baharın gülen yüzüdür Nisan ayı. Bereket yağmurlarıyla da ünlüdür. Ama “Nisan” takvim yaprağından şöyle bir görünüverdiyse eğlence başlamış demektir. Nisan ayının geldiğini sıraların altına saklanmış masumiyetten anlarsın önce. “Öğretmenim biz
Tatlı mı tatlı bir gülüş. İlmik ilmik işlenmiş kirpiklerin arasında ışıltıyla bakan gözler. Kelebek bedenin arkasında gizlenmiş koca bir yürek. Sen sevginin, güzelliğin beden bulmuş halisin çocuk. Neden kelebek senin
Sevgi bir insana bahşedilmiş en güzel duygu değil midir? Anne-baba sevgisi, aile, çocuk, eş daha nice nicesi… Severiz ve öyle güzel severiz ki tutkuyla, özveriyle. İnsanlar arasına kurulan köprü sevgi
İyi Okumalar Sayın Seyirciler, İyi Seyirler Sevgili Okurlar.. Bir kitabı okurken karakterler, mekân ve olaylara kendimizi kaptırır, hayaller dünyasında yolculuğa çıkarız. Karakterlerle bir masa başında sohbete dalar, hayat hikayelerini onlardan
Ölümün soğukluğuna üşürüm bu mevsimde… Günler geçse de, yıllar acıyı azıcık dindirse de aynı anı yaşar gibi hissettirir yıl dönümü. İnsanın yaşamayı arzu etmediği bir tarihtir bugün, benim için. Biraz
Günlük hayatta kullandığımız, fakat adını bilmediğimiz, ihtiyacımız olduğunda satıcıya bir türlü kendimizi ifade edemediğimiz, ama aslında bir karşılığı olan çoğu yabancı kökenli detaylara birlikte bakalım.m 1. Rulet ‘Ne var ki
Uçurtmayı vurmayın… Bırakın, bari onu rahat bırakın. Rüzgara inat, gökyüzüne inat, bizlere inat savrulsun semada. Bırakın, o bari yaşasın gönlünce ve özgürce. Biz tadamadık özgürlüğü, o tatsın. Vurmayın… * Ağlatmayın
İlkokul öğrencilerinin gözünde o kadar yücedir ki öğretmen, o her şeyi bilir. Onlara bilmiyorum diyemezsin. Bu büyük bir hayal kırıklığıdır onlar için. Öyle ya adı üstünde öğretmen, o her şeyi
Yazıya dökülmemiş hikayeler vardır… Bu hikayeleri okumak için, başımızı kaldırıp etrafımıza bakınmamız yeterlidir oysa ki… Gördüğümüzü anlamak için benzeri hikayelerin kahramanı olmak, biraz üzücü olsa da, kaderin bir cilvesi diyelim
Kasım ayının en hüzünlü gününde, ölümünün yıldönümünde Atatürk’ü sevdiği şarkılarla analım istedik. Çünkü hep savaş meydanlarında, hep mücadele içinde geçen hayatının dışında bu eserleri dinlediğini düşünmek, hatta eşlik ettiğini hayal
Günler geçer, mevsimler değişir ve zaman bir sonbahar ayazında kalmış gibi takvim yapraklarından sararıp solgunca dökülüverir. Ömür mü günü tamamlar, gün mü ömrü bilinmez… Dolunca vakit, koparılıp atılır bir kenara