Üzgünüm çocuk, unutmak gerekir bazen, kaybetmemek için. Kaybetmemek için benliğini, vazgeçmek gerekir bazen. Sana kalem tutturan o gözlerden, uykularını dağıtan o seslerden, geceni aydınlatan o gülüşlerden, gününü gece yapan o
Üzgünüm çocuk, unutmak gerekir bazen, kaybetmemek için. Kaybetmemek için benliğini, vazgeçmek gerekir bazen. Sana kalem tutturan o gözlerden, uykularını dağıtan o seslerden, geceni aydınlatan o gülüşlerden, gününü gece yapan o
İstanbul’da bir kanun adamı, sokaklarda bir suç bilgesi. Başkomser Nevzat, karmaşık cinayetleri çözerken insan ruhunun derinliklerinde gezinmeye devam ediyor...
Ağaç ne yaprakları gidince ölür Ne de dallarına kar yağdı diye Ağaç direnir zemherinin ayazına Fırtınasına, boranına yıpranır belki Ama vazgeçmez sevdasından Sabırla bekler baharını *** Sevgilisidir çünkü bahar Bilir
Güzel gözlerinle bir bakmıştın bana, bir daha bakmadın. Ben de döndüm içime baktım, n’oluyor diye, n’oluyor diye, n’oluyor bize… *** Sen hep güzel kokan bir çiçektin, ben de seni yiyen
Karşımızda 1999 yapımı Bilim-Kurgu dalında süper film var: Existenz. Filmin yönetmeni kendisinin daha önce duymasam da (bu da benim ayıbım) ama kesinlikle başka filmlerini izleyeceğim olan David Cronenberg. Başroller de
Rakı içen kadın, cihanda sulhtur; ağdalı değil nağmeli sever. O kadınlar afet-i devrandır ve rakı içen kadının elleri güzeldir.
Unutulmayacak kadarÇok sevmiştin sen onuUnutturmayacak kadarO da sevmişti seniBakışın bakışınıSıcacık sarmıştıHer an tutuşacak gibi Aşkın büyüsüSarıyordu seniAşkın ta kendisiOnun gözleriydi sankiDinmiyordu aşk isteğiKalbinden hiç çıkmıyordu kiGülüşünün etkisiHiç batmayan bir güneş
Gün geçmiyor ki bir kadının öldürüldüğü, tecavüze uğradığı, şiddete maruz kaldığı haberiyle gözümüzü açmayalım. Kendimiz için korkmaktan, kızlarımız için korkmaktan, analarımız-bacılarımız-arkadaşlarımız için korkmaktan, üzülmekten yorulduk. Kendisini kadının sahibi gören, kadın
Görmüyorum artık, bana kör demeyin; bana güzel şeyler göstermediniz ki. *** Duymuyorum artık, bana sağır demeyin; bana güzel nameler dinletmediniz ki. *** Koklayamıyorum artık, bana koku körü demeyin; bana güzel
Nasıl da üzülmüştüm sen giderken Unutamam, yapamam diyordum Hayat anlamsız geliyordu sensiz Nasıl yaşardım, ne yapardım Dünyamın yıkılışı, kıyametimdi benim Korkuyordum açıkçası sensizlikten Kolay olmadı o günler İnkar da edemem
Sorma arkadaş nasıldır halimBakma böyle sessiz, sakin durduğumaTerkedilmiş bir virane yüreğimVazgeçtim yaşamaktanÖlüme son nefes kadar yakınım Sevdim tanrı biliyor ya, çok sevdimGözleri güneşim olmuştu, nefesi rüzgarımVarlığı huzurumdu, gülüşü düşlerimŞimdi gözlerimi
Sadece sevmek yeterli miydi kendine bağlamak için bir insanı. Gözlerine bakarken için eridiğinde, ağız dolusu konuşmak isterken tek tek döküldüğünde cümleler ağzından sözcüklere dökemesen de yeterli değil miydi yani sevgim.
Noailles kontesi Helena’nın (1824-1908) hayatı hakkında çok az şey biliyoruz, ama gıda ve sağlık teorileri hakkında epey şey biliyoruz. Bir İngiliz aristokrat ailenin kızı olarak, bir Fransız soylusuyla kısa süreli
Yollar bırakarak ardımda geldim sana. Herkesten her şeyden vazgeçercesine. Öyle büyüttüm ki içimde seni, farklı sandım. Gözlerimin içine bakınca tüm yorgunluğum geçer sandım. Sonrası ne mi; derin bir sessizlik. Seni
İçimi saran karanlığım… Bir parçanı bırakıyorum geçtiğim sokaklara, hafifletmek için sancılarımı. Artık çok içmiyorum, korkmuyorum canımı acıtacak sözlerden, yüzlerden… Besliyorum seni, kurban ederek aydınlığımı üç kuruş etmeyecek ruhlara.Kaçmıyorum artık köşe
Her nesil kendinden önceki nesli eleştirir elbette; kendimizin yetiştirdiğini unutarak hem de… Oysa böyle hedeflememiştik yaratırken bu nesli. Vicdanlı, duyarlı, insancıl gençler yaratmaktı amacımız. Ama olmadı… Nedendir, nasıldır, bilmem ama
Günde değil anda kalsınHiç bitmesin yaşananlarZamanı durduralımDağıtalım efkarlarıŞefkatli yüreklerdeEksilmesin bu sevdalarGel gidelim mutluluğaKazansın kavuşmalarHuzura yelken açıpKeşkeleri bırakalımSararsa da o dallardaAltın rengi tüm yapraklarDüşsün gönlümüzeO eşsiz sevdalarSon baharın hüznünüAlsın güzel tebessümlerFarkındalık
Baharın eşsiz, sıcak müziği; Isıtır beni. Çıplak ruhuma giydirir, aşk elbisesini. **** Ayazın soğuk keskinliği, Deler ruhumu, salar zehrini. Şerefsiz mikroplar, vücudumun en derine yerleştirir yuvalarını. Mücadele edemez, sistemlerim. ****
Ben hiç aşk acısı çekmedim, kendimi delicesine sevdiğimden dolayı… —- Ben hiç yenilmedim, kendimi yüksek gördüğümden dolayı… —- Ben hiç özlemedim, kendimden başkasını umursamadığımdan dolayı… —- Ben hiç acımadım, sadece