Dövüldüğünde bir çocuk; Haysiyeti, şahsiyeti ölür. Ses çıkaramaz belki ama, Büyüyünce zor sever o çocuk. … Küçükken hem de çok küçük, Hatırlamayanımız yoktur. Bazen çamurdan bazen tahtadan, Oyuncağı kırıldı mı
Dövüldüğünde bir çocuk; Haysiyeti, şahsiyeti ölür. Ses çıkaramaz belki ama, Büyüyünce zor sever o çocuk. … Küçükken hem de çok küçük, Hatırlamayanımız yoktur. Bazen çamurdan bazen tahtadan, Oyuncağı kırıldı mı
Daracık sokaklarından birinde Mardin’in, Bir kış günü dünyaya geldi. Gözleri, elleri ve yüreğinin kaderi Doğduğu gün belliydi. * * * Üç çocuklu Mustafa Efendi’nin üçüncü oğlu, Üç katlı evinin Midyat’a
Bazen tam da orda durur. Elimden tutup her şeyi değiştirebilecekmiş gibi, Hayattaki engellere karşı ben buradayım der gibi, Senin bir damla gözyaşın toprağıma düşmesin der gibi. *** Ama sadece durur
Bir adam var Uzakta, çok uzakta Dilinde bir türkü tutturur, Özüne sevdası dökülür. *** Bir adam var uzakta Gecesi gündüzüne karışmış Gözleri, katran karasında Vatana sevdası görülür. *** Bir adam
Ben… Hep telaşlı… Bir o kadar durgun… Dalgaları içinde köpüren deniz gibiyim… Balıklar incinmesin diye dalgaları içine hapseden… Denizler balıkları düşünür müydü? Balıklar denizleri anlar mıydı? Sükutu bilir miydi balık?
Issız bir odada Köhne bir eşya Sinmiş anılar üstüne Eskimiş, yıllanmış, ağrılı… *** Yabancı gelir insana Yeni ve güzel olan herşey Sebepsiz… *** Geçmişin soğuk hatırası Titretir geleceği. Ket vurur
Bir yol uzanıyor önümde Sağım solum ağaçların gölgesi Ağaç dallarında rüzgarın sesi Aşk fısıldıyor ruhuma yapraklar Ve ben seni soluyorum içime Her nefeste, özgürleşiyor yüreğim * * * Anılar biriktiriyorum
Ne zaman geldi aklın başına,Hangi yaşındı acaba..Ya da hala gelmedi mi acaba…Ne zaman düşlesen geçmişiniBeğenmiyorsun oradaki seniO da sendin ya işte. *** Bir rüzgar aldı götürüyor işte seni.Nereye olduğunu ne
Gülen yüzüm ol Ağlayan gözlerim Kırgınlığım ol ya da kızgınlığım Hüznüm ol, yeri geldiğinde Sessizliğim… * * * Sen kıvılcım ol Ben alev karasında yanayım Yüreğime ılık bir rüzgar esintisi
Gece bir fırtına koptu içimdeSığınacak bir liman aradım.Deniz, dipsiz kuyuVurgun yemekten korkarım. Gece öyle bir zelzele ki,Vesvesesinde şeytanınBir umut dua aradımEnkazda kalmaktan korkarım. Gece bu sefer ayrı zifiriZihnimin semasında, minik
İki katlı büyükçe bir evin olabildiğince büyük bahçesiBu bahçede en iyi hatırladığı şeySıra sıra dizilen mis gibi kokan portakal ağaçlarıYazı bekleyen yenidünyaEski yağ tenekelerine gelişigüzel dikilmişBuna rağmen yatağına inatİtinayla açmış
Taşıdığın yükler ağır gelir benzersin bir kambura, Yansır yüzünün en sevecen aksi parmak uçlarına.Göremezsin gökyüzünü, güneşi, maviyi Hangi yıldızın altındasın bilemezsinUzaklara bakmadıkça… * * * Zamanın
Yapma bana bunu, Bakma gözlerime böyle sever gibi Hep orda kalmak isterim sonra Hep bana baksınlar isterim Göremezsem gözlerini, özlerim. *** Yapma bana bunu, Gülme öyle güzel… Ölümsüzleştirmek isterim o
Gönülden gönüle yol var dediler. Öğrendim, bildim, aldım seni en gizli köşeme koydum. Geçerken saatler ardı ardına, senden kalandı yadigar işte gün sonunda ,bir avuç mutluluktu elimde kalan.. Huzur hangi
Çağırdığım bugün işte yalnızlığa allanan Sözlüklerin ince kelimelerinde buluşmaya Aşklar için yani hayatı tepeleme aşk yapmaya Ayık rüyalar içinde düşe kalka oynamaya geldim Mevsimlerimden bir demet çokça yağmur tarifli Bir
Sadece senden ayrılmak değildi korkum; Sana dokunmak, sana bakmak, Sesini duymak, ya da özlemekti … Belki de seni unutmaktı korkum… Korkum o kadar büyüktü ki içimde, Ne bakabildim gözlerine, Ne
Aylardan hüzün, Bu tanıştığım hangi yüzün? Bilir misiniz yazın soğuğunu, ayazını Bir temmuz akşamı iç üşümesi, İçimin bitmek bilmez kışı Durulmadı gönlümün sessiz fırtınası Sahi temmuzda da üşünür müymüş? Yürekler
Sen gidersen, Dalgalar da gider kıyılarımdan. Uzak iklimlerde eser sesim. Bir rüzgardan bir rüzgara koşar Çocukluğumun şarkıları Kimseler duyamaz… Sen gidersen, Ellerim de gider peşinden Irmaklarım, yataklarını şaşırır. Dipsiz bir
Hiç bir şey canımı acıtmıyor Adın geçtiğinde tepkisiz kalmak kadar… Oysa ki aklımın ucundan geçmen bile, Bıçak gibi saplanıyor kalbime… Bir burukluk çöküyor apansız, Bir acı oturuyor içime… Sen! Rüyada
Sebep sensin güneşin doğuşuna, Dünyanın dönmesine, Yaşamdaki tüm renklerin var oluşuna… Sebep sensin içimdeki coşkuya, coşkun ırmaklar gibi taşmasına, Var olmaya, inanmaya… Unutma ! Yaşam sensin. Yaşamalısın, yaşatmalısın tüm güzellikleri…