Finlandiya eğitim modeli uzun yıllardır dünyada en başarılı eğitim sistemlerinden biri olarak gösterilmektedir. Finlandiya eğitim modeli, öğrenci merkezli yaklaşımı, sınav baskısını azaltması ve öğretmenlere verilen yüksek değer ile dikkat çeker.
Finlandiya eğitim modeli uzun yıllardır dünyada en başarılı eğitim sistemlerinden biri olarak gösterilmektedir. Finlandiya eğitim modeli, öğrenci merkezli yaklaşımı, sınav baskısını azaltması ve öğretmenlere verilen yüksek değer ile dikkat çeker.
Bazı kitaplar vardır; kapağını kapattığınızda yalnızca bir hikâyeyi değil, kendinizde bir dönemi de kapatırsınız. Johann Wolfgang von Goethe’nin Genç Werther’in Acıları tam olarak böyle bir eser. Okumakla kalmayıp hissedilen, aşkın
“Hepimizinki günübirlik hayatlar; hatırlayanın hatırlanandan farkı yok.”————–Marcus Aurelius Irvin D. Yalom’un Günübirlik Hayatlar adlı eseri, dinleyen, anlayan ve özellikle yargılamayan bir üslupta. Yalom, mesleki hayatından derlediği on farklı terapi öyküsüyle
Fotoğrafçılık benim için bir hobi değil sadece, bir nefes aralığı. Hayatın hızla aktığı anlarda deklanşöre basmak, zamanın bir parçasını sonsuzluğa sabitlemek gibi. Özellikle sokak fotoğrafçılığı… Bir şehrin kalp atışını, yüzlerin
Gece gözlerimi kapattığımda sanki bu hayattan kopuyorum. Bedenim burada kalıyor ama ruhum başka bir yere gidiyor gibi… Belki de gerçekten öyle. İçimden hep şu soru geçiyor: acaba biz iki farklı
Hayat bazen öyle anılar bırakıyor ki, zamanın bütün telaşına rağmen silinmiyor. Bir şarkının ortasında yakalayan melodi ya da kalabalığın içinde tanıdık gelen bir yüz… Bir anda kapılar açılıyor ve insan
Bazen aşk sandığımız şey, aslında bir yanılsamadır. Seni göklere çıkarır, eşsiz hissettirir, “işte bu” dedirtir. Ama sonra, aynı hızla yere çarparsın. İşte o an, yaşadığın şeyin aşk değil, aşk bombardımanı (love bombing) olduğunu fark
Ben Freud. Birçoğunuz beni “her şeyi cinselliğe bağlayan adam” olarak tanıyorsunuz. İnsan ruhunun derinliklerine dair söylediklerim bazen hayranlıkla, bazen öfkeyle karşılandı. Oysa ben yalnızca insanın iç dünyasını, bastırılmış arzularını ve
Hayatın belirli dönemlerinde insanın iç sesi daha çok konuşur. “Ben kimim?”, “Nereye gidiyorum?”, “Bu hayatın anlamı ne?” gibi sorular bazen bir an, bazen bir ömür eşlik eder bize. İşte tam
Tahtımın ağır yükünden uzaklaşıp kuzeyin soğuk diyarlarına vardığımda, beni karşılayan şey yalnızca dondurucu rüzgârlar değildi. Gökyüzünün perdesini aralayan o büyülü ışıklar, yani kuzey ışıkları, gecenin karanlığını bir masal gibi aydınlatıyordu.
Biliyorsunuz, yaz geldi mi herkes bir “tatile gitme zorunluluğu” hisleriyle dolup taşıyor. Adeta bir içgüdü. Toplum olarak sürekli pek çok konuda baskı oluşturduğumuz gibi ülke şartlarında bu konuda bile böyle
Son birkaç yılda yollarda sessizce ilerleyen araçların sayısı dikkatimi çekmeye başladı. Trafikte motor sesi duymadan yanımdan süzülen bir otomobil gördüğümde hâlâ kısa bir şaşkınlık yaşıyorum. Elektrikli araçların bu kadar hızlı
Yaklaşık 100 yıl kadar önceydi. Yunan ordusu Ege Bölgesi’ni işgal etmiş, Fransızlar Adana–Antep hattına asker yığmış, İtalyan askerleri Antalya’dan çıkmış, Konya Tren Garı’nda kahve içiyordu. Ermeniler Kars Kalesi’nde garnizon kurmuş,
Aklım başımda mı, değil. Derin mi mevzular, su götürmez. Yazıp yazıp sildiklerimi bir görseniz aynaya ihtiyaç duymazsınız. Mahalle, muhallebi hesabı ile çalkalanırken Green Park geceleri ayaza vurur. Kuşlar güneye uçarlar. Öpüp alnından insanlığımı, sıkıca
Bazı günler vardır, takvimde yalnızca bir sayı değildir. Bugün, o günlerden biri. Dört tane “bir.” Kusursuz bir simetri, neredeyse evrenin bize göz kırptığı bir hizalanma. 11.11 — bir şeyleri fark
Sevgi… Hayatımızın en çok konuşulan, en çok şiire, şarkıya, romana konu edilen duygusu. Peki hiç düşündünüz mü, sevgi gerçekten sıralanabilir mi? Birini diğerinden daha çok sevmek, sevgiyi ölçmek ya da
Hiç düşündünüz mü? Eğer hiçbir şey okumazsanız, size ne söylenirse ona inanırsınız. Hem de sorgulamadan, itiraz etmeden… “Bir gün kitap okursun, bin gün kandırılmaktan kurtulursun.” Okumayan insan, farkında olmadan başkasının
Mitoloji, sadece eski çağların efsanevi anlatıları değil; aynı zamanda dilimizin görünmez bir parçası. Birçok kelime, kökeninde tanrıların, kahramanların ve efsanevi yaratıkların hikâyelerini saklıyor. İşte farkında olmadan kullandığımız 10 mitolojik kelime
Bir köyden dünyaya uzanan bir ışığın hikayesi. 1946 yılında Mardin’in Savur ilçesinde, yoksul ama onurlu bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi Aziz Sancar.Sekiz kardeşin yedincisiydi. Babası Abid Sancar terzilik yapar,
Bazen dostluklar büyük bir kavgayla değil, küçük bir sessizlikle biter. Bazı insanlar hayatına o kadar erken girer ki, ne zaman dost olduğunuzu bile hatırlamazsınız. Hep oradadır. Bir şekilde hep yanınızdadır.