Son zamanlarda etrafıma baktığımda herkesin bir acele hâlinde olduğunu fark ediyorum. Sanki görünmez bir düdük çalmış ve hepimiz aynı anda koşmaya başlamışız gibi. Kendimize bile yetişemediğimiz bu hızda, günün en
Son zamanlarda etrafıma baktığımda herkesin bir acele hâlinde olduğunu fark ediyorum. Sanki görünmez bir düdük çalmış ve hepimiz aynı anda koşmaya başlamışız gibi. Kendimize bile yetişemediğimiz bu hızda, günün en
Dolunay geceleri hep bana farklı hissettirmiştir. Çocukken pencereye çıkıp gökyüzüne baktığımda, o koca yuvarlak ayın ışığı altında uykuya dalmakta zorlanırdım. Sonra büyüdüm, sosyal medyada bir şey dikkatimi çekmeye başladı: “Koç
Polat Alemdar kusura bakmasın ama Türkiye’de öyle “Encümen”, “Aksakallılar Heyeti” falan gibi mistik, gizli toplantılar yapan bir derin devlet yok. Hayal kurmayın yani. “Nasıl olsa derin devlet bizi kurtarır” falan
İnsanın anlam arayışı Ya da anlaşılma savaşı Geçip gittiğimiz bu yolda Uğrak verdiğimiz dünya Gördüğümüz sadece bir rüya Bazen düşüyormuş gibi hissettiren Kendine getiren, gerçekliğe götüren Böyle böyle fark ettiren
1906’da Adapazarı’nda doğan Sait Faik Abasıyanık, edebiyatımızda “sokaktaki insanın yazarı” olarak anılır. Onun kaleminde balıkçılar, kahve köşelerinde oyalanan işsizler, hamallar, çocuklar ve bazen de küçük sevinçlerle yaşayan sıradan insanlar hep
Onun hikâyesini araştırmaya başladığımda, yalnızca bir şarkıcıyla değil, bir roman kahramanıyla karşılaştığımı fark ettim. Denizli’nin küçük bir kasabasında başlayan yolculuk, bugün bir ülkenin ortak hafızasına kazınmış durumda. Ama satır aralarına
İnsanlık, binlerce yıldır “Ben kimim, neden buradayım, nasıl yaşamalıyım?” sorularına cevap arıyor. Coğrafyalar değişse de bu arayışın temelinde aynı özlem var: hakikate ulaşmak ve yaşamın anlamını kavramak. Felsefi inanışlar farklı
Türkiye’nin en çok konuşulan yıldızlarından biri… 1993’te Balıkesir’in Bandırma ilçesinde doğan Hande Erçel, bugün 30 yaşında ve hâlâ magazin gündeminin merkezinde. Çocukluğundan beri dikkat çeken güzelliği ve enerjisi vardı. Mimar
Hepimiz hayatın içinde görünmez bir denge ararız. Bazen aklımızla hareket ederiz, bazen kalbimizi dinleriz. Kimi zaman kararlı, güçlü ve mantıklı oluruz; kimi zaman sezgilerimize, yaratıcılığımıza ve akışa bırakırız kendimizi. İşte
Bu aralar herkes enerjisinden söz ediyor. Ben de düşündüm; belki de enerji dediğimiz şey, sadece biziz. Son zamanlarda herkesin dilinde enerji var. “Enerjim düştü”, “enerjimi temizledim”, “enerji çalışması aldım” gibi
İnsanın hafızası tuhaf bir şey… Bir yandan kim olduğumuzu belirleyen en büyük güç, bir yandan da bize en ağır yükü taşıtan. Bazen geçmişteki bir gülümsemeyi, çocukluğumuzun kokusunu, sevdiklerimizin sıcak sesini
Bir sabah uyandığınızı hayal edin… Eliniz yatağın kenarına sarkmış, sıradan bir manzara. Ama sonra bir bakıyorsunuz, eliniz sanki size ait değilmiş gibi hareket ediyor. Yastığınızı itiyor, üzerinizi açıyor, hatta yüzünüze
Sabahın ilk ışıkları odama süzüldüğünde gözlerimi aralamayı hep çok sevdim. O an, dünyanın uykudan uyanışına tanıklık etmek gibi geliyor bana. Sessizlik henüz bozulmamış olur; sokaklar kendi nefesini tutar, kuşlar hafifçe
Yağmur Tunalı’yı Anlamak… İnsanlar din değiştirince milliyetini kaybetmez. Bugün Suriye’de, Irak’ta, Cezayir ve Mısır’da Türk olduklarını unutmuş ama dinini değiştirmemiş birçok insan olduğu gibi; Romanya’daki Gagavuzlar gibi farklı dinden olduğu
Kendine kendini postalamak zor.İnsan, en çok kendini kayırıyor.Ben değilim öyle… bir kayırıp bir dövüyorum kendimi.Aptal ettim kendimi .Çok düşünmek, çok hissetmek değil mesele;Sorun, ince düşünüp ince hissetmek. Havalar ısınmış mesela,
Doğrusu, kimseye etnik kökeni üzerinden vurmak gibi bir yöntemi sevmem. Ancak bir hatırlatma yapmakta fayda mülahaza ediyorum. Son günlerde kendini tanıtmaya çalışan, İlber Hoca’nın “onlar gerizekalıdır” dediği sınıfın öncülerinden bir
Dostoyevski’nin hikâyesi daha çocukken başladı aslında… Moskova’da, yoksul bir mahallede doğdu. Babası sert, otoriter, kimi zaman sevgiyi unutan bir adamdı; annesi ise ince ruhlu, narin ama çok çabuk yıpranan bir
Yunan mitolojisinde Narkissos adında bir genç vardır; suya yansıyan yüzüne âşık olur ve o görüntüye ulaşmak isterken yok olup gider. Aslında bu hikâye, insanın kendi benliğine duyduğu hayranlığın tehlikeli yanını
Nietzsche benim için yalnızca bir filozof değil, adeta düşünce yolculuğumun en keskin, en heyecan verici durağı. Onu okuduğumda bir felsefenin soğuk bilgilerini değil; hayatın içinden, zaman zaman sarsıcı, zaman zaman
Bazı meraklar vardır, çocuk yaşta başlar ama hiç sönmez. Radyo frekanslarının gizemli dünyasıyla tanışan birinin heyecanı da tam olarak böyledir. Bir frekans döner, bir ses yankılanır, kilometrelerce öteden bir insanın