İnsanlık, binlerce yıldır “Ben kimim, neden buradayım, nasıl yaşamalıyım?” sorularına cevap arıyor. Coğrafyalar değişse de bu arayışın temelinde aynı özlem var: hakikate ulaşmak ve yaşamın anlamını kavramak. Felsefi inanışlar farklı
İnsanlık, binlerce yıldır “Ben kimim, neden buradayım, nasıl yaşamalıyım?” sorularına cevap arıyor. Coğrafyalar değişse de bu arayışın temelinde aynı özlem var: hakikate ulaşmak ve yaşamın anlamını kavramak. Felsefi inanışlar farklı
Romantik lunapark oyuncağı;Ben önde prensim arkada romantik bir anda…Elimi uzatıyorum, elimi tutuyor.Gitmeyeyim diye… atım hızlanıp kaçmasın diye…Sanki hızlanmak ya da kaçmak mümkünmüş gibi.At, direk ile sabitlenmiş yere ve tavana!Atlıkarınca, romantik
Duvarlar nefes almıyor burada,Taşın rengiyle susturulmuş günler.Adımlar ritim tutuyor —Bir pişmanlık kadar aynı,Bir özür kadar geç. Gözler, duvarın ötesinde bir ışığı hatırlıyor.Küçücük bir sarı parıltı, belki mavi gökyüzü,Bir kelebek, minik
Yunan mitolojisinde Narkissos adında bir genç vardır; suya yansıyan yüzüne âşık olur ve o görüntüye ulaşmak isterken yok olup gider. Aslında bu hikâye, insanın kendi benliğine duyduğu hayranlığın tehlikeli yanını
Zamanla fark ettim ki bir ilişkiyi yıpratan şey büyük hatalar değil, küçük tekrarlar oluyor.Okuduklarım, dinlediklerim, yaşadıklarım derken şunu anladım:Mutlu bir ilişkiyi ayakta tutan şey “doğruyu yapmak”tan çok, yanlışa devam etmemek.Çünkü
İnsanın hafızası tuhaf bir şey… Bir yandan kim olduğumuzu belirleyen en büyük güç, bir yandan da bize en ağır yükü taşıtan. Bazen geçmişteki bir gülümsemeyi, çocukluğumuzun kokusunu, sevdiklerimizin sıcak sesini
Kendine kendini postalamak zor.İnsan, en çok kendini kayırıyor.Ben değilim öyle… bir kayırıp bir dövüyorum kendimi.Aptal ettim kendimi .Çok düşünmek, çok hissetmek değil mesele;Sorun, ince düşünüp ince hissetmek. Havalar ısınmış mesela,
Bu kelimenin çıkış noktası olarak hep ruh ve kişilik ile ilgili olduğunu düşünmüştüm.Oysa kelime anlamı; hastalıklı hücreleri, bozuklukları mikroskobik düzeyde inceleyerek, görünmeyeni görünür kılarak kanseri tespit etmeye çalışan derin bir
Yağmur Tunalı’yı Anlamak… İnsanlar din değiştirince milliyetini kaybetmez. Bugün Suriye’de, Irak’ta, Cezayir ve Mısır’da Türk olduklarını unutmuş ama dinini değiştirmemiş birçok insan olduğu gibi; Romanya’daki Gagavuzlar gibi farklı dinden olduğu
Bazı meraklar vardır, çocuk yaşta başlar ama hiç sönmez. Radyo frekanslarının gizemli dünyasıyla tanışan birinin heyecanı da tam olarak böyledir. Bir frekans döner, bir ses yankılanır, kilometrelerce öteden bir insanın
Şevket Süreyya’nın çok bilinen kitabıdır “Suyu Arayan Adam.” Yazar, kendi hayat hikâyesinde geçen yüzyılın Türk aydınını yansıtır aslında. Ve kitabın tamamını okuyunca, tüm olayı ilk sayfadaki küçük bir anekdot içinde
Kaybetmek çoğu zaman fark etmeden başlar… Sessizlik, ilgisizlik ve unutulan küçük ayrıntılarla. Bir kadını kaybetmek öyle sanıldığı gibi tek bir yanlış adımın ya da büyük bir kavgayla söylenmiş ağır sözlerin
Gökyüzünde Nehirler Var bence Elif Şafak’ın en etkileyici kitaplarından biri olmuş. Kitabı okurken klasik bir roman okuyormuş gibi hissetmedim; sanki birbirine görünmez bağlarla bağlı hayatların, zamanların ve duyguların içinde dolaşıyormuşum gibi
Türkiye’de 5G yolculuğu 2016’da 4.5G ile başladı. O günlerde herkes daha hızlı internetin keyfini çıkarıyordu ama bu aslında asıl devrimin ön hazırlığıydı. 2019’da İstanbul Havalimanı’nda yapılan ilk 5G denemeleriyle geleceğe
“Görmedim, duymadım, söylemedim.” Bu cümle, onun hayatının özeti gibiydi. Küçüklüğünden beri etrafında fısıldanan bu sözleri önce bir oyun, bir masal gibi anlamıştı. Sonra fark etti ki, bu aslında hayatın sessiz
Büyük Türk hukukçusu, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin kurucu dekanı Prof. Dr. Tarık Zafer Tunaya’nın Amme Hukukumuz Bakımından II. Meşrutiyetin Fikir Cereyanları isimli çalışmasında ilk kez dile getirdiği ve Prof. Dr. İlber
Uzun süre hayatıma yön verirken hep aynı yanılgıya düştüm: ne kadar çok çabalarsam, ne kadar çok didinirsem, o kadar çok şey elde edeceğime inandım. İstediklerimi almak için sürekli bir koşuşturmaca
Yıllar sonra yeniden adım attığım sokaklar, bana zamanın aslında hiç geçmediğini hissettirdi. Çocukluğumun geçtiği o mahallede yürürken, her köşe başında geçmişten bir parça karşıma çıktı. Eskiden fark etmeden geçtiğim duvarlar,
Benim de hayatımda böyle dönemler oldu; dışarıdan bakıldığında her şey yolundaydı ama içimde hiçbir şey kıpırdamıyordu. Mutlu olmam için gerekenlere sahiptim, fakat o tatmin hissi bir türlü gelmiyordu. İşte bu
Tarih,zamanın kaydı değildir sadece.Zamanın eleğidir. Her an geçer,ama her an kalmaz. Dün tarih değildir.On yıl önceki dün,evet. Çünkü tarih,yaşanmış olana değiltaşınabilmiş olana bakar. Sen orada olsan da olmasan dakendi yolunu