Duvarlar nefes almıyor burada,Taşın rengiyle susturulmuş günler.Adımlar ritim tutuyor —Bir pişmanlık kadar aynı,Bir özür kadar geç. Gözler, duvarın ötesinde bir ışığı hatırlıyor.Küçücük bir sarı parıltı, belki mavi gökyüzü,Bir kelebek, minik
Duvarlar nefes almıyor burada,Taşın rengiyle susturulmuş günler.Adımlar ritim tutuyor —Bir pişmanlık kadar aynı,Bir özür kadar geç. Gözler, duvarın ötesinde bir ışığı hatırlıyor.Küçücük bir sarı parıltı, belki mavi gökyüzü,Bir kelebek, minik
Başlıktan ve görselden anlaşılacağı üzere 17 yıl önce düştüğüm kuyuya tekrar düştüm ben ve şimdilerde oldukça beğeni alan bir kitap uyarlamasına kaptırdım. Aldım klavyeyi önüme ve bana ne hissettirdiğini yazdım.
Mesleğe başladığım ilk yıl, bir pazar günüydü. Lojmanın önüne Jandarma jipi yanaştı. Onbaşı, “Hocam bir intihar vakası var. Siz nöbetçisiniz, savcı beyle üsteğmenim bir bakıversin dediler,” diye seslendi. “Tamam,” dedim.
Zamanla fark ettim ki bir ilişkiyi yıpratan şey büyük hatalar değil, küçük tekrarlar oluyor.Okuduklarım, dinlediklerim, yaşadıklarım derken şunu anladım:Mutlu bir ilişkiyi ayakta tutan şey “doğruyu yapmak”tan çok, yanlışa devam etmemek.Çünkü
“Görmedim, duymadım, söylemedim.” Bu cümle, onun hayatının özeti gibiydi. Küçüklüğünden beri etrafında fısıldanan bu sözleri önce bir oyun, bir masal gibi anlamıştı. Sonra fark etti ki, bu aslında hayatın sessiz
Kırmızı Gelincik ya da Gül …Açtı Polatlı’nın kırlarındaİdil diye anlatılan masalsı bir hikâyenin içinde.Bir şiirdeki ilk mısrada kırmızı bir gül .“Kırmızı bir güle aşık oldu bülbül.” Ama bülbül, gördüğünü gül
Para üzerine düşünürken, bir noktada şunu fark ettim: Parayı ne kadar çok tanımlamaya çalışırsam, o kadar eksik kalıyor. Çünkü para tek başına bir anlam taşımıyor. Ona anlam yükleyen şey, hayatın
Türkiye’de 5G yolculuğu 2016’da 4.5G ile başladı. O günlerde herkes daha hızlı internetin keyfini çıkarıyordu ama bu aslında asıl devrimin ön hazırlığıydı. 2019’da İstanbul Havalimanı’nda yapılan ilk 5G denemeleriyle geleceğe
Şevket Süreyya’nın çok bilinen kitabıdır “Suyu Arayan Adam.” Yazar, kendi hayat hikâyesinde geçen yüzyılın Türk aydınını yansıtır aslında. Ve kitabın tamamını okuyunca, tüm olayı ilk sayfadaki küçük bir anekdot içinde
Büyük Türk hukukçusu, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin kurucu dekanı Prof. Dr. Tarık Zafer Tunaya’nın Amme Hukukumuz Bakımından II. Meşrutiyetin Fikir Cereyanları isimli çalışmasında ilk kez dile getirdiği ve Prof. Dr. İlber
Kaybetmek çoğu zaman fark etmeden başlar… Sessizlik, ilgisizlik ve unutulan küçük ayrıntılarla. Bir kadını kaybetmek öyle sanıldığı gibi tek bir yanlış adımın ya da büyük bir kavgayla söylenmiş ağır sözlerin
Hepimizin hayatında en az bir kez yaşadığı ya da yakından gördüğü bir durum vardır: Kadınlar hep dürüst, nazik, sadık bir adam istediklerini söyler. Ama ne hikmetse iş pratiğe geldiğinde o
Romantik lunapark oyuncağı;Ben önde prensim arkada romantik bir anda…Elimi uzatıyorum, elimi tutuyor.Gitmeyeyim diye… atım hızlanıp kaçmasın diye…Sanki hızlanmak ya da kaçmak mümkünmüş gibi.At, direk ile sabitlenmiş yere ve tavana!Atlıkarınca, romantik
Uzun süre hayatıma yön verirken hep aynı yanılgıya düştüm: ne kadar çok çabalarsam, ne kadar çok didinirsem, o kadar çok şey elde edeceğime inandım. İstediklerimi almak için sürekli bir koşuşturmaca
36 yıldan fazla olmuş. Temmuz ayıydı. “15 tatilde” ve yaz tatilinde köye giderdik biz. Ramazan da yaza denk gelmişti. “Ben de tutacağım oruç. Beni de kaldırın gece. Ben de sahur
Benim de hayatımda böyle dönemler oldu; dışarıdan bakıldığında her şey yolundaydı ama içimde hiçbir şey kıpırdamıyordu. Mutlu olmam için gerekenlere sahiptim, fakat o tatmin hissi bir türlü gelmiyordu. İşte bu
Bu kelimenin çıkış noktası olarak hep ruh ve kişilik ile ilgili olduğunu düşünmüştüm.Oysa kelime anlamı; hastalıklı hücreleri, bozuklukları mikroskobik düzeyde inceleyerek, görünmeyeni görünür kılarak kanseri tespit etmeye çalışan derin bir
Kelimelerin Suskunluğu: Dört Yılın Ardından Gelen Bir Yazı Bazı yıllar sessiz geçer. Zaman akar, mevsimler değişir, insanlar güler, kalabalıklar geçip gider… ama sen bir yerde, derin bir suskunlukta kalırsın. Dört
Balkonda oturuyorum, elimde sıcacık bir kahve, bir Ağustos akşamüstünün tatlı esintisi yüzüme çarpıyor. Sokak lambaları yeni yanmış, aşağıda çocuklar kahkahalarla koşturuyor, bisikletler vızır vızır geçiyor. Gökyüzü turuncuyla mavinin dansında, yavaş
Saklım var, saklın var, herkesin bir saklısı var… Hep var… Saklı olan; beni ben yapan, seni sen yapan şeyler… Düşündüğünde, baktığında, dokunduğunda, dinlediğinde, hissettiğinde “iyi ki” dediğin şeyler. Anlatmadığın, anlatamadığın,