ATLIKARINCA

BordoBordoSerbest Yazı2 hafta önce

Romantik lunapark oyuncağı;
Ben önde prensim arkada romantik bir anda…
Elimi uzatıyorum, elimi tutuyor.
Gitmeyeyim diye… atım hızlanıp kaçmasın diye…
Sanki hızlanmak ya da kaçmak mümkünmüş gibi.
At, direk ile sabitlenmiş yere ve tavana!
Atlıkarınca, romantik bir hamster kafesi aslında.
Bir süre sonra durduğunda atlıkarınca
—illaki duracak ya da ineceksin çünkü bu oyuncaktan—
Aynı yerde dönmekten; başın dönmüş, miden bulanmış olacak.
Atlıkarınca aslında bir tuzak!
İndiğinde, gönül rızası ile bile olsa,
Baş dönmesi ve mide bulantısıyla
Haplara ve gözyaşlarına mahkûm eden…
Lunapark bir aşk habitatı olsa,
Atlıkarınca binmen gereken en son oyuncak.
Korku tüneli, dev aynalar…
Şeklini şemalini bozan , o haline güldüren ya da korkutan ve şaşırtan…
Dönme dolap dönüp dursa bile, semaya ve etrafa hâkim olma şansı tanıyan…
Nasıl diyeyim;
Balerinin eteği bile daha iyi,
En azından adrenalinden inince kusma garantili…
Ama bence çarpışan araba,
Lunaparkın binilmesi en güzel oyuncağı.
Dişe diş, göze göz…
Hırslanıp kovaladığın, vurduğun, çarptığın;
Çarparken sarsıldığın ve kahkahalar attığın!
Vurmaya, çarpmaya, sarsıntıya rağmen…
Vurulmaya, çarpılmaya rağmen hatta…
Etkinin tepkiye, tepkinin etkiye dönüştüğü
Yaşamın içinde bir an, aşkın içinde bir an…
Ama en güzeli;
Araçlarından inen prens ve prensesin
Gülerek birbirlerine koşup, el ele tutuşup
Öpüştüğü o an…
Hiçbir oyuncaktan inince bu olmuyor lunaparkta.
O yüzden, atlıkarınca göze güzel gelse de,
Lunapark isimli bu aşk habitatının
En güzel oyuncağı: çarpışan araba.

Bordo

Yazmak; susarak konuşmanın en yüksek hali

Dinle00:00
1.0x

Yazıya yorum bırakın

Önceki Yazı

Sonraki Yazı

Takip Edin
Arama Trend
Rastgele Yazılar
Yükleniyor

Oturum açma 3 saniye...

Kaydolma 3 saniye...