
Büyük Türk hukukçusu, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin kurucu dekanı Prof. Dr. Tarık Zafer Tunaya’nın Amme Hukukumuz Bakımından II. Meşrutiyetin Fikir Cereyanları isimli çalışmasında ilk kez dile getirdiği ve Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı adlı eserinde de altını çizerek tasdik ettiği bir tespit var.
Diyorlar ki: Türk milletinin ilk anayasasını hazırladığı 1870’lerin sonunda başlayan ve bugüne kadar devam eden bir “anayasa romantizmi” toplumsal siyasete hâkim olmuştur. Anayasa ile her sorunun çözüleceğine ve toplumsal, siyasal gelişmenin bu sayede sağlanacağına inanılmıştır. 100 yılı aşkın deneyime rağmen bu anlayış hep böyle olmuştur. (İlber Ortaylı, İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı, s.310)
Gerçekten de 1960’ta, 1982’deki yeni anayasa hazırlıklarında, 2010 yılı anayasa değişikliğinde aynı ruh hâli hâkimdi: “Yeni Anayasa tüm dertleri çözecek!”
Görüyoruz ki bugün de aynı ruh hâli, hocaların deyimiyle romantizm, hâlâ etkisini sürdürmektedir. Kimsenin iyi niyetini ve ülke sevgisini sorgulayacak değilim. Ancak şahsen ülkenin meselelerinin çözümünde romantizmden çok rasyonelliğin faydalı olacağı kanaatindeyim…