
Bazen en güçlü söz, hiç söylenmeyendir.
Bazen konuşmamak, en çok şey anlatan eylemdir. Sessizlik… Bir köşede otururken, pencereden süzülen ışıkta yüzünüze düşen düşünceler gibi ağır ama huzurlu bir hâl taşır.
Kelimeler yorulur, cümleler eksilir. Geriye, insanın içine işleyen bir sessizlik kalır. Bu sessizlikte, geçmişin yankısı da vardır, geleceğin belirsizliği de. Zaman durur, düşünceler ise derinleşir.
Kimi zaman en dürüst hâlimiz, hiçbir şey söylemediğimiz anlarda ortaya çıkar. Çünkü ses, çoğu zaman bir savunmadır; sessizlik ise kabulleniştir. Duygular, kelimelerin sınırlarını aşarak gözlerde, duruşta, nefeste kendini gösterir.
Sessizlik, korkunun değil, farkındalığın dilidir. Düşüncelerimizi toparlamak, kalbimizi dinlemek, yaralarımızı sarmak için en uygun zemini sunar. Kimi zaman bir vedayı, kimi zaman da yeni bir başlangıcı sessizce kabul ederiz.
Belki de cevaplar hep oradaydı; sadece duymak için sessizleşmemiz gerekiyordu. Siz kendi sessizliğinizde ne buluyorsunuz?