Bir Eylül Gecesi Ve Anılar

0
bir eylül gecesi

Her günün birbirine benzediği bir gündü…
Elinde olan kahvesini yudumlarken, kendini pencereden dışarıyı izlerken buldu…
Bardaktan boşalırcasına, belki de içini tüm samimiyetiyle dökercesine yağıyordu yağmur…
Onu izledi…
Onu, uzun uzun izledi…
Lacivert yüzlü bir gökyüzü, yağmur ve sokaklar ve…
Sokak lambaları…
Onları izlemesi ne kadar sürdü bilemedi…
Anlatacak o kadar çok şeyi vardı ki…
Zaten çok telaşlıydı. Çünkü çok şey vardı anlatacak…
Son nefesine kadar gördüğü her şeyden bahsetmeliydi…
Az ötede, yolun orta yerinde duran taşın bile anlatılacak bir hikayesi vardı…
Bunları düşünürken birden irkildi elindeki kahvenin kokusuyla…
Keskin bir kokusu, kekremsi bir tadı vardı…
Nasıl da yokluyordu kalbini bu tat…
Bu tat bir başkaydı işte…
Her demde ona eşlik eden…
Yağmuru, gökyüzünü ve sokakları izlemeye devam ediyordu…
Bir yığın koşuşturan insanlar…
Islanmama telaşı…
Onda ise deliler gibi ıslanma, koşma, anlatacak çok şey var telaşı…
Bir an durdu…
Birilerinin onu izliyor oluşunu düşündü…
Pencereye baktı.
Şu pencere denilen illet ona, dünyanın en kötü nesnesi gibi göründü…
Ona her şeyi sunuyordu…
Küçücük bir dünya…
O, her şeyi, bütün hikayeleri görüyordu…
Ama o pencere, onu kimseciklere göstermiyordu…
Kimse onu görmüyordu…
Kimse onu bilmiyordu…
Düşündü…
Herkeste bir telaş!!! Kimse birbirini görmüyor, bilmiyordu…
Lacivert yüzlü gökyüzüne baktı uzun uzun …
Bir başkaydı…
Ne karanlık…
Ne mavi…
Kendini buldu orda…
Ceplerini yokladı…
Boş… Bomboş…
Oysa anlatacak bir sürü anıları olmalıydı…
Nerdeydi onlar? Bilemedi…
Gökyüzüne baktı ve acı bir gülümseme belirdi yüzünde…
İçinin en ücra köşesinden belki de aşkın oluştuğu, Süheyla denilen kara lekesinden avazı çıktıkça haykırdı!!!
Bak lacivert yüzlü gökyüzü !!! dedi…
Artık ben de senin gibiyim…
Ne mavi… ne siyah…
Sana anlatacak hiçbir “anım” yok benim. Şimdi sen ağla!!!
Yağmur olup her yere ulaş…
Ve her düşürdüğün damlacıklarla, yeryüzüne bir anı bırak…
Her zerrende bir anı bırak…
Senin anıların olsun…
Senin anıların olsun…
Senin anıların olsun …