Siz Ve Biz BLOG

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu

2 dakikada okuyabilirsiniz


46
8 Paylaşım, 46 Beğeni
Bilinmeyen Bir Kadinin Mektubu

“Çok satanlar”da sıklıkla gördüğüm Stefan Zweig’ın okuduğum ilk kitabıydı Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu… Belli ki son da olmayacak, size arka arkaya Zweig kitapları hakkında yazılar yazacağa benziyorum. Çünkü yazarın anlatım tarzını çok beğendim ve seri olarak kitaplarını aldım… Okumakta geç kaldığım için de inanılmaz pişmanım. Neyse geç olsun da güç olmasın diyerek gelelim kitaba…

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu’nda adından da anlaşılacağı gibi bir mektup okuyorsunuz kitap boyunca… Karşılıksız bir aşk mektubu aslında… Çocukluğundan beri komşusu R’ye platonik olarak aşık olan bir kadının ölüm döşeğinde yazdığı bir mektup, bir iç döküş… Mektup ”Beni hiç tanımamış olan sana…” diye başlıyor ve kitap boyunca kadın “Sen beni hiç tanımadın” “Sana, beni asla tanımamış olan sana” şeklinde cümlelere sıklıkla rastlasanız da aslında karakterlerin hayatları çoğu kez kesişmiş, hem de ne kesişme… 13 yaşında adamın karşılarına taşınmalarıyla başlayan, önceleri çocukça olan bir hissin, bilinmeyen kadında yıllar içinde aşka dönüşmesini, kadının imkansızca ama umutla fark edilmeyi beklemesini, ilerleyen yıllarda ikilinin günü birlik ilişkilerini ve bunların sonucunda adamın hiçbir zaman haberi olmayan çocuğunun olmasını, kadının çocuğunu büyütmek için verdiği savaşı ve onun ölümü sonrasında kadının adama yazdığı bir mektup…

Naif bir aşka tanıklık ediyorsunuz, hem de adını bile bilmediğimiz bir kadının aşkına. Sadece biz değil, yazar da bilmiyor kendine aşık olan bu kadını… Kadına kızıyorsunuz, yok artık, söylemeden nasıl durdu bunca sene, bir karşılaştıklarında söylemeliydi, ben olsam söylerdim, hem kendine hem de ona, geçen yıllarına yazık etti, bari çocuğu olduktan sonra söyleseydi diye hayıflanıyorsunuz. Ama bir taraftan da içinde büyüttüğü aşkın güzelliğine imreniyorsunuz. Kadının yerine kendinizi koyuyorsunuz, olmuyor, adam açısından bakıyorsunuz, o hiç olmuyor… derken kendinizle bile çelişiyorsunuz sayfalar arasında.

Kitabı okurken adamın bu kadını nasıl hatırlamadığına, her sene doğumgününde gönderilen o çiçeklerden bile nasıl hiç şüphelenmediğine kızarak R.’yi elinize geçirmek ve onu yakasından tutup silkelemek istiyorsunuz.

Velhasıl kelam incecik kitapta o kadar çok duyguyu bir arada buluyorsunuz ki kitap bitince şaşırıyorsunuz bu duyguların nasıl sığdığına. Gerçi hiç de bitsin istemiyorsunuz. Kitabın kısalığına rağmen bıraktığı etki uzun oluyor…

Yarım kalan, karşılıksız yaşanan, yaşananların unutulduğu bütün aşklar adına bu kitabı okumanızı tavsiye ederim…


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

46
8 Paylaşım, 46 Beğeni

Sizin Tepkiniz Nedir?

Beğendim Beğendim
14
Beğendim
Beğenmedim Beğenmedim
0
Beğenmedim
Muhteşem Muhteşem
5
Muhteşem
İnanılmaz İnanılmaz
1
İnanılmaz
Güldüm Güldüm
0
Güldüm
Şaşırdım Şaşırdım
0
Şaşırdım
Üzüldüm Üzüldüm
0
Üzüldüm
Kızdım Kızdım
0
Kızdım
Asuman ATAGÜN

Katılımcı

SizVeBiz BLOG Editörü, İstanbul

2 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Sis ve gece’den sonra İstanbul Hatırasına bir başlangıç yaptım. Bu bitince ne okusam diyordum ki imdadıma yetiştin✌️✌️

Bir format seçin
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın