Kaybetmek çoğu zaman fark etmeden başlar… Sessizlik, ilgisizlik ve unutulan küçük ayrıntılarla. Bir kadını kaybetmek öyle sanıldığı gibi tek bir yanlış adımın ya da büyük bir kavgayla söylenmiş ağır sözlerin
Kaybetmek çoğu zaman fark etmeden başlar… Sessizlik, ilgisizlik ve unutulan küçük ayrıntılarla. Bir kadını kaybetmek öyle sanıldığı gibi tek bir yanlış adımın ya da büyük bir kavgayla söylenmiş ağır sözlerin
Bazen kendimi aynı düşüncenin içinde sıkışıp kalmış gibi buluyorum. Defalarca düşündüğüm, dönüp dolaşıp yine aynı noktaya vardığım anlar var. Hani bir şarkıyı tekrar tekrar dinlersin ya—başta keyifli, sonra baş ağrısı…
Türkiye’nin en çok konuşulan yıldızlarından biri… 1993’te Balıkesir’in Bandırma ilçesinde doğan Hande Erçel, bugün 30 yaşında ve hâlâ magazin gündeminin merkezinde. Çocukluğundan beri dikkat çeken güzelliği ve enerjisi vardı. Mimar
Büyük Türk hukukçusu, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin kurucu dekanı Prof. Dr. Tarık Zafer Tunaya’nın Amme Hukukumuz Bakımından II. Meşrutiyetin Fikir Cereyanları isimli çalışmasında ilk kez dile getirdiği ve Prof. Dr. İlber
Bir gün, kendi kendime “neden hep kolay olanı seçiyorum?” diye sordum. Kolay olanı seçtiğim her sefer, kısa vadede rahatlatsam da uzun vadede hep yordu, pişman etti, sıradanlaştırdı. Oysa zor görünen
Kıskançlık çoğu zaman sessiz başlar. Dışarıdan belli etmesek de içeride bir uğultu gibi büyür. Normalde masum olabilir; bir arkadaşımızın başarısına bakar, “ben de isterdim” deriz. Bazen bu his bizi harekete
Kendine kendini postalamak zor.İnsan, en çok kendini kayırıyor.Ben değilim öyle… bir kayırıp bir dövüyorum kendimi.Aptal ettim kendimi .Çok düşünmek, çok hissetmek değil mesele;Sorun, ince düşünüp ince hissetmek. Havalar ısınmış mesela,
Nietzsche benim için yalnızca bir filozof değil, adeta düşünce yolculuğumun en keskin, en heyecan verici durağı. Onu okuduğumda bir felsefenin soğuk bilgilerini değil; hayatın içinden, zaman zaman sarsıcı, zaman zaman
Pierre Franckh’ın Rezonans Kanunu kitabını okurken kendimi sık sık durup düşünürken buldum. Daha ilk sayfalarda, hayatımızda karşılaştığımız şeylerin tesadüf olmadığını, aslında içimizden yaydığımız titreşimlerin bir yansıması olduğunu anlatması beni etkiledi. Çünkü çoğu
İnsanın hafızası tuhaf bir şey… Bir yandan kim olduğumuzu belirleyen en büyük güç, bir yandan da bize en ağır yükü taşıtan. Bazen geçmişteki bir gülümsemeyi, çocukluğumuzun kokusunu, sevdiklerimizin sıcak sesini
Geçenlerde Ayşe Kulin’in Aşk romanını okudum. Mevlânâ ile Şems’in ilk karşılaşmalarını anlatırken hissettirdiği o “ezelden tanışıklık” duygusu öyle derin geldi ki, kitap elimdeyken uzun süre düşündüm. Hiç tanımadığımız birini görüp
İş hayatına dair en büyük yanılsamalardan biri, “herkes emeğinin karşılığını alır” sözüdür. Kulağa ne kadar da güzel geliyor değil mi? Ne yazık ki, iş dünyasında adalet çoğu zaman masallardaki ejderha
Sevgi… Hayatımızın en çok konuşulan, en çok şiire, şarkıya, romana konu edilen duygusu. Peki hiç düşündünüz mü, sevgi gerçekten sıralanabilir mi? Birini diğerinden daha çok sevmek, sevgiyi ölçmek ya da
Anne… Bir kelimenin içine sığdırılmış en büyük kucak, en derin huzur, en temiz sevgi. Onu kaybettiğinde insan, çocukluğunu da, sığınağını da, en güvenli limanını da kaybediyor. Hayatta bazı kayıplar vardır
Yağmur Tunalı’yı Anlamak… İnsanlar din değiştirince milliyetini kaybetmez. Bugün Suriye’de, Irak’ta, Cezayir ve Mısır’da Türk olduklarını unutmuş ama dinini değiştirmemiş birçok insan olduğu gibi; Romanya’daki Gagavuzlar gibi farklı dinden olduğu
Bir çocuk düşün; 1452’de, Toskana’nın küçük bir köyünde doğuyor. Adı Leonardo. Çamurun içine bastığında izine bakıyor, derenin kıvrımını çiziyor, kuşların kanat çırpışını gözleriyle takip ediyor. Daha küçük yaşlarda bile dünyayı
7 Eylül 2025… Bugün Türk voleybol tarihinde yeni bir sayfa açıldı. Bizim gururumuz, A Milli Kadın Voleybol Takımımız, yani Filenin Sultanları, Tayland’ın Bangkok kentinde oynanan Dünya Voleybol Şampiyonası finalinde İtalya’ya
Geçenlerde elimde yine Martı Jonathan Livingston vardı. Küçük, incecik bir kitap ama etkisi asla sayfa sayısıyla ölçülmüyor. İlk bakışta “bir martının hikâyesi, ne kadar derin olabilir ki?” diye düşünebilirsiniz. Ama birkaç sayfa
Dolunay geceleri hep bana farklı hissettirmiştir. Çocukken pencereye çıkıp gökyüzüne baktığımda, o koca yuvarlak ayın ışığı altında uykuya dalmakta zorlanırdım. Sonra büyüdüm, sosyal medyada bir şey dikkatimi çekmeye başladı: “Koç
Bir sabah uyandığınızı hayal edin… Eliniz yatağın kenarına sarkmış, sıradan bir manzara. Ama sonra bir bakıyorsunuz, eliniz sanki size ait değilmiş gibi hareket ediyor. Yastığınızı itiyor, üzerinizi açıyor, hatta yüzünüze