içinde

Antik İndus Vadisi’nin Mega Şehirleri

Sümer şehir devletlerinin oluşturduğu kompleks ağ Mezopotamya’da bölgesel hakimiyet kurmaya başlarken, Hint alt kıtasının yaklaşık 3200 kilometre doğusunda yaşayan esrarengiz topluluklar, artan nüfuslarını barındırabilmek için devasa taş şehirler inşa etmeye koyulmuştu. En sonunda terk edilen bu şehirler, arkeologlar ile tarihçilere dünyanın en güçlü ve çokkültürlü uygarlıklarından birinin ilk yüzyıllarına dair ipuçları sunmuştur.

Hindu geleneği, Hindistan’ın kökenlerine dair kendine has hikayelere, arkasında kudretli bir uygarlık bırakmış olan İmparator Bharata’ya dair masallara sahiptir. Peki, antik Mehrgarh ve Mohenjo-Daro şehirleri, söz konusu tarihi hikayelerin gerçeğe dayandığını öne sürer mi?

Mehrgarh Antik Şehri

Pek çok antik uygarlık gibi, İndus Vadisi Uygarlığı halkı da bir nehirle özdeşleştirilmiştir. Günümüzde bu ülkeye verdiğimiz isim bile “Hindistan”, “İndus”tan türemiştir, Sanskritçe kabaca büyük su kütlelerini, özellikle de devasa Ganj Nehri’ni ifade eden Sindhu sözcüğünden gelmektedir. Hindu sözcüğü de aynı kök sözcükten gelir. Adına Hindistan dediğimiz ülke tıpkı ABD’de ki Missisippi ve Missouri eyaletleri gibi adını özel bir nehirden alır.

Bharat, Hindistan

Hindistan’ın çoğu sakini için ülke farklı bir isme sahiptir; Bharat: Bu sözcüğün kaba anlamı bir ateşi canlı tutmaktır ve bu açıdan, Bharat korunan ateştir ve halkı ile hükümdarları tarafından canlı tutulmaktadır. Tıpkı Amerika’nın ismini kaşif ve haritacı Amerigo Vespucci’den alması gibi, Bharat’ın da ismini, birleşmiş bir Hindistan’ı miras alarak ateşi canlı tutmayı başaran efsanevi imparator Bharata’da aldığı söylenir. Yaşamının bir özeti, Hindistan’ın görkemli antik epik şiiri Mahabharata’da anlatılır.

Bharata’nın hikayesine ilham vermiş tarihsel bir figürden bahsedilecekse, bu kişi muhakkak antik İndus Vadisi Uygarlığı’nda bulunacaktır. MÖ yaklaşık 6000 ile 1500 arasında yaşayan bu uygarlık, dünyanın en eski, aynı zamanda en gelişmiş uygarlıklarından da biridir; alabildiğine girift tasarlanmış, kapalı mekan tesisat ve halk havuzları gibi etkileyici imkanlar içeren şehirleri, günümüzde bile şehir plancıları tarafından incelenmektedir.

Tarihçiler, tutarsız görünen yazılı delilleri bir araya koymada çok başarılıdır. Ne var ki, elinizde güvenilir yazılı delil olmadığında, ayrı parçalardan bir tarih cetveli ortaya çıkarmak tamamen arkeologlara, yani tarihsel araştırmanın dedektiflerine kalır. Fiziksel kanıtların yerini saptayarak, onları toplayarak ve muhafaza ederek, aksi takdirde zamanda kaybolup gidecek hikayeleri yeniden kurabilirler.

İndus Vadisi Uygarlığı örneği bilhassa zordur çünkü dilleri henüz deşifre edilmemiştir. Bu antik şehirlerde arkeologların bulduğu İndus Vadisi yazıları, bölgenin diğer yazılarıyla benzerlikler taşımakla beraber, kısa ibarelerin anlamlarının ortaya çıkarılmasına yarayacak yeterlilikte değildir. Kimi uzmanlar, İndus Vadisi dilinin aslında gerçek bir dil bile olmayabileceğini, bunun yerine bir imza veya marka logosu gibi işlev gösteren bir dizi kişiselleştirilmiş mühür olabileceğini öne sürmüştür. Henüz kimse bunu kesin olarak bilmemektedir.

Varanasi, Ganj Nehri, Hindistan

Dolayısıyla, mikrofonu şehirlerin kendisine uzatmak durumundayız ve onların bize söylediği, binlerce yıl önce Hindistan ve Pakistan’da bir uygarlığın serpildiğidir. Bu uygarlık büyüklük olarak Sümer’e rakipti ve uzak batıdaki daha iyi bilinen rakipleriyle ticaret yapıyordu. Böylesi bir başlangıçtan, zaman içinde gelmiş geçmiş en güçlü ve etkili uygarlıklardan biri olan klasik Hindistan ortaya çıkmıştır.

Bir yorum

Yorum Bırakın

Bir cevap yazın

“Ben Bilirim” Diyen Var mı?

Kadın Beyni Erkek Beyni