
Hani bazen sabah uyanırsın, bir umutla yeni bir günün başlangıcına uyanmışsındır… sonra ayağın halıya takılır, kahve yerine diş macunu içersin ve dolmuşa el sallarken dolmuş seni görüp gaza basar. İşte o an anlarsın: Hayat bir karambol ve sen onun tam ortasındasın.
Yani sevgili dostlar, bu yazıyı okurken bile bir yandan çay demleniyor, bir yandan evin Wi-Fi’ı gidip geliyor olabilir. Çünkü “karambolize” hayat dediğimiz şey; Türk usulü karmaşa, spontane krizler ve “ya sabır”larla dolu mini bir sitcom aslında. Başrolde biz, yan rollerde sabah trafiği, ev kirası ve çalışmayan kombi var.
Karambolize Ne Demek?
Kelime uydurma gücümüze hayranım. Karambolize, “karambolun ta kendisi olmuş, komple kaotikleşmiş” kişi ya da durumu tanımlar. Örneğin:
• “Bugün ne yaptın?”
– “Vallahi karambolize oldum.”
• “Nasılsın?”
– “Karambolize’nin kardeşiyim, iyilik senden?”
Bu kelimeyi cümle içinde kullanan kişi otomatik olarak en az 2 gün vicdan izni hak eder. Çünkü karambolize olmak pasif bir durum değildir. Hayat seni tokat manyağı yapar, sen de hâlâ gülümsemeye çalışırsın. Bravo.
Her Gün Bir Sürpriz
Karambolize yaşarken plan yapmak anlamsızdır. Çünkü plan yaptığında:
• Banka kartın manyak gibi çalışmaz.
• Yolda yürürken başına kuş sıçrar. (Şans mı? Hadi bakalım…)
• Toplantı saatinde elektrikler kesilir.
• Annenden “bir şey soracaktım da hatırlayamadım” mesajı gelir ve sen de 3 saat hatırlatmaya çalışırsın.
Yani hayat bir tiyatroysa, bizimki doğaçlama sahne!
“Biraz da gülmek lazım”
Karambolize bir günün içinde mizah, oksijen kadar gereklidir. İşe geç kalırken “patron da geç kalsın da eşitlensin” diye dua etmek, ay sonunu görünce “daha ne kadar dibe gidebiliriz challenge” başlatmak ya da bakkaldan ekmek almaya çıkıp depresyona geri dönmek…
Etraf karambol, ama biz hâlâ “kendi çapımızda şirin” kalmaya çalışıyoruz. Aklını kaybetmemek için arada bir dalıp boşluğa gülmek şart. Yoksa haber bültenleri bile dram dizisi gibi, zaten arada oyuncu olarak da çıkıyorlar.
Karambolizeyiz ama Umut Var
Şu bir gerçek: Hepimiz biraz kaybolduk, biraz yorulduk, biraz saçmaladık. Ama hâlâ buradayız. Telefon ekranında parmak izimizle, yüzümüzde ufak bir tebessümle.
Kendimize şunu demeyi unutmamalıyız:
“Evet hayat karambol, ama ben bu karambolün direksiyonundayım. Fren patlamış olabilir ama müziği açtım, yol alıyorum.”
O yüzden sevgili okur, bir karambolün içinden sesleniyorum:
Karambolize yaşa, ama gülümsemeyi unutma.
Çünkü bu hayat, biz kahkaha attığımızda biraz daha katlanılır oluyor.