Uçak Korkumu Nasıl Yendim?

Uçak Korkumu Nasıl Yendim?

Uçağa ilk binişimi dün gibi hatırlıyorum. İçimde tarifsiz bir heyecan vardı ama heyecanın içinde derin bir kaygı da gizlenmişti. Kapalı bir tüpün içinde, gökyüzünün binlerce metre üzerinde olma düşüncesi aklıma korkutucu geliyordu. O gün yanımda oturan yaşlı bir bey bana dönüp gülümsemişti: “Merak etme evlat, uçak en güvenli yolculuk aracıdır, asıl dikkat etmen gereken şey buraya gelirken bindiğin taksiydi” demişti. Bu söz, aslında korkuların çoğunun bilgi eksikliğinden beslendiğini ilk kez fark ettirdi bana. Çünkü uçak yolculuğu, istatistiklere göre karayoluna kıyasla çok daha güvenliydi.

Zamanla anladım ki korkuyu yenmenin yolu önce onu anlamaktan geçiyor. İnsan korktuğunda nefesi hızlanıyor, kalbi çarpıyor, bedeni kasılıyor. Uçak havalanırken kemer bağlamış bir şekilde bu hislerle mücadele etmek kolay değil. Ama işte tam da o anda yapılacak en basit şey derin bir nefes almak. Burnundan alıp birkaç saniye tutarak yavaşça vermek… Bu basit hareket, kalbin ritmini düzenliyor, zihne “tehlike yok” mesajı gönderiyor. Birkaç kez tekrarladığında korkunun biraz geri çekildiğini fark ediyorsun.

Sonra dikkatimi korkunun üzerine yoğunlaştırdıkça kaygımın büyüdüğünü gördüm. Bunun yerine zihnimi başka şeylerle meşgul etmeyi denedim. Yanımda götürdüğüm bir roman, kulaklığımdaki sevdiğim şarkılar, bazen de küçük not defterime karaladığım cümleler bana eşlik etti. Uçuşu adeta parçalara bölüp “şimdi kalkış bitti, birazdan ikram başlayacak, sonra inişe hazırlanacağız” diye düşünmek yolculuğu daha dayanılır hale getirdi.

Bir de alışkanlık meselesi var. İnsan hiç bilmediği ya da nadiren yaşadığı şeyden daha çok korkuyor. İlk başta kısa uçuşlarla başlamak bu süreci aşmak için güzel bir yol oldu. Her defasında biraz daha kolaylaştığını gördükçe güvenim arttı. Tıpkı yüzme öğrenmek gibi: önce suda ayakta kalmaya çalışırsın, sonra kulaç atmaya başlarsın, en sonunda derin sularda bile korkusuzca yüzersin.

Tabii ki kendi çabam her zaman yetmedi. Bazen kaygım o kadar yoğundu ki, profesyonel destek almayı düşündüm. Bilişsel davranışçı terapilerin, sanal gerçeklik uygulamalarının ya da doktor kontrolünde verilen kısa süreli ilaçların bu korkuyu yönetmede çok etkili olduğunu öğrendim. Kendi başına mücadele etmekte zorlananların böyle bir adım atmaktan çekinmemesi gerektiğini de o zaman anladım.

Bir süre sonra hazırlığın önemini fark ettim. Uçuş öncesinde iyi bir uyku almak, fazla kahve içmemek, havaalanına erkenden gitmek, rahat kıyafetler giymek bile büyük fark yaratıyordu. Çünkü bazen korku aslında telaşın, yorgunluğun ve kontrolsüzlüğün bir yansıması olabiliyordu.

Sonunda şunu gördüm: uçak korkusu bir anda ortadan kaybolmuyor ama zamanla azalıyor. Onu yok saymaya çalışmak yerine kabul edip adım adım üzerine gitmek en sağlıklısı. Belki korkunun tamamen bitmeyeceğini bilmek bile insana iyi geliyor, çünkü mesele korkusuz olmak değil, korkuya rağmen yolculuğa devam edebilmek. Ve bir gün camdan dışarı bakarken bulutların üstünde süzülen o manzarayı gördüğünde, yaşadığın huzurun korkuna değmediğini fark ediyorsun.

Eral Sönmez

Psikolog, Tur Rehberi, Stratejist, Yaşam Koçu, Kültür Araştırmacısı

Dinle00:00
1.0x

Yazıya yorum bırakın

Önceki Yazı

Sonraki Yazı

Takip Edin
Arama Trend
Rastgele Yazılar
Yükleniyor

Oturum açma 3 saniye...

Kaydolma 3 saniye...