Patolojik

Bu kelimenin çıkış noktası olarak hep ruh ve kişilik ile ilgili olduğunu düşünmüştüm.
Oysa kelime anlamı; hastalıklı hücreleri, bozuklukları mikroskobik düzeyde inceleyerek, görünmeyeni görünür kılarak kanseri tespit etmeye çalışan derin bir bilim dalı demekmiş.

Ama yine de…
Sorun tespiti ve derin inceleme olduğu için psikoloji alanına uyarlanması tesadüf değil.
Çünkü bazı bozukluklar vardır ki yüzeyde “karakter” gibi durur, derinde ise hücre hücre yayılır.

Bazı karakterler patolojik olarak incelenmesi gereken ruhlar değil mi?
Kanser hücresi gibi…
Girdiği ruha zarar veren, onu yavaş yavaş öldüren, çürüten ama tam da orada büyüyen, genişleyen…
Üstelik bunu en doğal hakkıymış gibi görüp davranan.

Ev sahibini yok ederken kendini “yaşam” sanan bir yapı.

Böyle bir karaktere hangi kişilik bozukluğu tanısı konulabilir ki?
Narsist mi?
Borderline mı?
Antisosyal mi?
Sadist mi?

Yoksa bunların hiçbiri…
Ya da hepsi?

Belki de mesele tanı koymak değildir.
Belki de bu, bir kişilik bozukluğu değil; kişiliğin kendisini ele geçiren bir şeydir.

Dümdüz KANSER’in ta kendisi.

Bir ruhun içinde var olmaya başlayan,
empatiyi besin olarak kullanan,
sınırları yok sayan,
başkasının hayatını kendi devamlılığı için feda edilebilir gören bir yapı.

Tedavisi zor çünkü çoğu zaman fark edildiğinde artık “ben” diye konuşur.
Ve en tehlikelisi de şudur:
İçinde yaşadığı ruhu, hasta olduğuna ikna eder.

Patoloji tam da burada başlar.
Mikroskobun altına koymadan fark edilemeyen,
ama fark edilmediği sürece büyümeye devam eden yerde.
Kendini normal sanan ruhlara yazılmıştır.

İdil Banu Özcan

Yazmak; susarak konuşmanın en yüksek hali

Dinle00:00
1.0x

Yazıya yorum bırakın

Önceki Yazı

Sonraki Yazı

Takip Edin
Arama Trend
Rastgele Yazılar
Yükleniyor

Oturum açma 3 saniye...

Kaydolma 3 saniye...