içinde

Zalim Doğuş

Seni vakitlerin her parçacığında ölünesi bir dertle sevip duruyorum. Zaman denilen zalim kendisinden kaçıp da anı kimliksiz bırakıyor. Ben ise o delirişe seni sevmeyi sığdırıyorum. Ne de çok yoruluyorum, inan bu yük, noktayı alem yapmaktan daha yaman geliyor.

Yokluğunda rüya ağırlığında bir yavaşlık gerçeğimi zapt ediyor. Ben ise iki ayağım bir pabuçta huzmeni pusula etmiş sana koşma halindeyim. Ağzımda lal bir dil ve icat ettiğim üç beş kelime ile hasbıhal arzusu. Olacağı bu, umudum bir hazan yaprağı gibi ufalanıveriyor.

Kimdir bu ben, diye iki duvar arasında yarım nefesler alıp veriyorum. Sonra insan özünü çıkartan şu sıkışmışlıkta, göğsünün yaylasında uçurumlardan düşmenin hayali başlıyor. Aniden duvarı sarsacak tüm bir nefes ciğerime doluyor. Özünü senli bir nefes ile bulmanın hazzı en yaşanılası duygu olsa gerek.

Göze, akla sığmaz boşlukların içinde, içim bensizlikle dolmuş buruk halde bekliyorum. Yetti deyip sensiz her genişlikten senli darlıklara usulca yerleşiyorum. Seninle daralmak etraftaki benleri bana zerk ediyor. Kendime gelince, sana da geldim mi diye etrafa bakınıyorum.

Kırk akıl kasırgasını heybeme saklayıp göğe mızrak bir yokuşu koşuyorum. Göğsüm çatlayacak iken iki kalp atımım arasına seni sevmenin fısıltısını gizliyorum. Kendi kalbim bana rahim olmuş. Büyüdükçe sığılası kalmıyor. Kanın tadından usanmışım. Yakan bir soluğun çığlığı ile sana doğmaya niyetliyim.

Yazar Behzat Balcı

Çevre Mühendisi - Adana

Bir cevap yazın

Renk Kuramı

Merhaba